İçeriğe atla

Fusûsu'l-Hikem kavramı tasavvufta hangi mertebede işlenir?

Kitap Soruları4 görüntülenme6 kaynak
Kısa cevap

Fusûsu'l-Hikem, tasavvufî sülûkün en ileri mertebelerinde, hakîkat-i vücûdu idrak etmeye yönelik bir rehber niteliğindedir. Bu eser, müellifi Şeyh-i Ekber Muhyiddîn İbn Arabî'nin kalbine Hazret-i Muhammed (s.a.v.) tarafından ilka edilen ilahî hikmetleri ihtiva eder ve akıl yürütme veya istidlâl yoluyla elde edilmiş bilgilerin ötesindedir. Eser, ilahî marifetleri ve hakikatleri, özellikle de "vücûd-ı vehmî"nin nefyini ve "tevhîd-i hakîkî"ye vusûlü hedefler. Bu derin idrak, ancak bir kâmil insanın terbiyesi ve sülûkünü tamamlamasıyla mümkün olur. Fusûsu'l-Hikem, ilahî hakikatleri mücmel ifadelerle sunarak, okuyucuyu bu hakikatleri kendi fehm-i ilahîsiyle tafsil etmeye ve zât-ı ahadiyyede cem etmeye davet eder. Bu yönüyle, tasavvufî bilginin sadece öğrenilmesi değil, aynı zamanda yaşanarak idrak edilmesi gerektiği prensibini vurgular.

Detaylı cevap

Ayrıntı: Fusûsu'l-Hikem, tasavvufî mertebeler içinde "bilmek"ten öte "olmak" mertebesine işaret eder. Eser, ilahî imkân lisanıyla, Zât-ı Vâcibü'l-Vücûd'un esmâ ve sıfatlarını nefes-i Rahmânî ile tenfis ederek onlara vücûd bahşetmesi ve kemâlât-ı ilahiyyesini tafsilen müşâhede etmek için onları bir ayna ittihaz etmesi gibi temel vücûdî hakikatleri ele alır. Bu, sülûkün başlangıcında yer alan şeriat ve tarikat mertebelerinden ziyade, hakikat ve marifet mertebelerine tekabül eder.

Eserin mukaddimesinde belirtildiği üzere, Fusûsu'l-Hikem, "mebde' ve maâdın ne demek olduğunu, yani kendisini ve muhîtinin nereden gelip nereye gittiğini ve her mevtında ne için meks ettiğini ve hakîkat-i vücûdu" anlamayı hedefler. Bu idrak, cehlin zevâli ile sınırlı kalmayıp, "vücûd-ı insânîde a'zam-ı kuvâ olan 'vehm'in dahi zevâli"ni gerektirir. Bu da ancak bir kâmil mürşidin terbiyesi ve sülûkün itmamı ile gerçekleşebilir. Dolayısıyla, Fusûsu'l-Hikem, mürşid-i kâmil rehberliğinde, vehmî varlıktan sıyrılarak hakiki tevhîde ulaşma yolunu gösteren bir eserdir.

Eserin içeriği, "Hak'ta fânî ve onunla bâkî" olan müellifin Hak cânibinden getirdiği ulûm ve hakikatlerden ibarettir. Bu, bilginin kaynağının ilahî olduğunu ve bu bilginin "hakîkat-i muhammediyye mertebesinden" geldiğini gösterir. Okuyucudan beklenen, bu mücmel ilahî sırları "fehm-i ilahî" ile tafsil etmesi ve "zât-ı ahadiyyede cem etmesi"dir. Bu, tasavvufî sülûkün en yüksek mertebelerinden olan "cem" ve "fark" mertebelerinin idrakini ifade eder. "Zât-ı ahadiyyenin ne vech ile kesîr olduğunu ve keserâtın zât-ı ahadiyyede ne sûretle cem olduğunu fehm-i ilahî ile idrak etmek", vahdet-i vücûd nazariyesinin derinliklerine vakıf olmayı gerektirir ki bu da tasavvufî marifetin zirvesidir.

Fusûsu'l-Hikem, aynı zamanda bir "mihek" (mihenk taşı) olarak tanımlanır; tıpkı Kur'ân gibi, okuyanların bir kısmını hidâyete ulaştırırken bir kısmını da dalâlete düşürebilir. Bu durum, eserin "ehli olan tâliblerden" saklanmaması gerektiğini, ancak "kasîru'l-fehm olan kimselere ta'lîminde fâide değil, bilakis zarar olduğu"nu gösterir. Bu da eserin, belirli bir tasavvufî olgunluğa ve idrak seviyesine ulaşmış kişilere hitap ettiğini ve sülûkün ileri aşamalarındaki müridlerin istifade edebileceği bir kaynak olduğunu ortaya koyar. Eserdeki "rahmet-i imtinân" ve "rahmet-i vücûb" gibi kavramların Fass-ı Süleymânî'de tafsil edileceğinin belirtilmesi, eserin mertebeli bir anlatım ve derinlemesine bir irfan sunma metodunu benimsediğini gösterir. Bu nedenle Fusûsu'l-Hikem, tasavvufî sülûkün nihai hedeflerinden olan hakikat-i vücûdu idrak etme ve ilahî marifetlere vâsıl olma mertebelerinde işlenen bir eserdir.

Kaynaklar

Bu cevabın dayandığı eser — ilgili esere ve bölüme yönlendirir.

  1. 1Fusûsu'l-Hikem Şerhi, s. 1Fusûsu'l-Hikem Mukaddime MUKADDEME ﷽ MUKADDEME Lisân-ı imkân-ı ilâhîsi ile Zât-ı vâcibü’l-vücûda hamdolsun ki, mazîk-ı ademde bunalıp kalan sıfât ve esmâ-i nâmüOku
  2. 2Fusûsu'l-Hikem Şerhi, s. 3ve Fahreddîn-i Irâkî’nin Kitâb-ı Lemaât’ından bulamadığın bir sırrı kendinde bulasın.” 2 Ma’lûm olsun ki, Şeyh-i Ekber (r.a.) hazretlerinin mu’terizleri ve husûOku
  3. 3Fusûsu'l-Hikem Şerhi, Bölüm 145Yeni Mülkiye Tarihi ve Mülkiyeliler, III, s. 83-85; Pakalın, Sicill-i Osmânî Zeyli, XVII, s. 93-96. DÎBÂCE-İ FUSÛSU’L-HİKEM ِبسـم اللّٰـه الرحمٰـن الرحيـم، الحَOku
  4. 4Fusûsu'l-Hikem Şerhi, Bölüm 169zât-ı ahadiyye için ihrâc eylerim. Şiir: ا وَ إِلَى اللّٰهِ فَارْجِعُو فَمِنَ اللّٰهِ فَاسْمَعُوا İmdi Allah’dan dinleyiniz ve Allâh’a rücû’ ediniz! Ya’ni bu kiOku
  5. 5Fusûsu'l-Hikem Şerhi, s. 5كَثِيـرًا وَمَـا يُضِـلُّ بِـهِ إِلَّا الْفَاسِـقِين Bakara, 2/26) O, Kur’ân sebebiyle çok kimseleri ıdlâl eder ve çok kimselere hidâyet verir; ve dalâlete düşeOku
  6. 6Fusûsu'l-Hikem Şerhi, Bölüm 143کند حق نویسد حق بگوید دم بدم باشد اندر دستِ حق او چون قلم Ey güzel yüzlü! Kerem sâhibi olman ne mübarektir! Hidâyet senin bu cömertliğinden ötürü ihtiyâr edilmiOku

Dayandığı eserler

Bu cevap yardımcı oldu mu?

İlgili sorular

Bu cevap, adı geçen eserlerden derlenmiş yapay zekâ destekli bir özettir; dinî hüküm veya fetva değildir. İlim için kaynaklara başvurarak doğrulamanız tavsiye edilir.