Gaflet hâli nasıl başlar, nasıl yerleşir?
Gaflet, tasavvufta sâlikin Hak'tan, kendi hakîkatinden ve ânın ilâhî tecellîsinden uzaklaşması, kalbin mâsivâ ile dolması hâlidir. Bu hâl, genellikle halkın dünya işlerine dalmasıyla başlar ve Hak'tan habersizlik olarak tezahür eder¹. Gafletin yerleşmesi ise, sâlikin sülûkundaki dalgın anları, ibadetlerin alışkanlığa dönüşmesi veya bir makamda takılıp kalması gibi durumlarla derinleşir. Mü'minûn Sûresi'nde geçen "Ğamra" ifadesi, gaflet sarhoşluğunu ve tecellîlerin ardındaki tek fâil olan Hakk'ı görememe hâlini, yani en büyük perdeyi işaret eder; bu durum, perdenin kalkacağı âna kadar devam eden bir "oyun" ve "gaflet" hâlidir². Mesnevî-i Şerîf Şerhi'nde ise gafletin ilahi hikmete dayandığı ve âlemin düzeni için gerekli olduğu belirtilir, zira gaflet olmasa âlemin düzeni bozulur³.
Detaylı cevap
Gaflet hâli, tasavvufta "farkında olmama, dalgınlık, unutma" olarak tanımlanır ve sâlikin Hak'tan uzaklaşması, kalbin dünya meşgaleleriyle dolmasıyla ortaya çıkar. Bu durum, A'râf 179'daki "kalpleri vardır anlamazlar, gözleri vardır görmezler... işte onlar gâfillerdir" ayetiyle ilişkilendirilir ve Yûnus 7'deki "âyetlerimizden gâfil olanlar" ifadesiyle hak yolunun en büyük tehlikelerinden biri olarak kabul edilir. Gafletin başlangıcı, halk gafleti olarak adlandırılan, avâmın Hak'tan, âhiretten ve hesaptan habersizce sadece dünya işlerine dalmasıyla kendini gösterir. Bu, Mü'minûn 115'teki "sizi boşuna mı yarattığımızı sandınız?" sorusuyla muhatap olanların hâlidir.
Gafletin yerleşmesi ve derinleşmesi ise farklı kademelerde tezahür eder. İkinci kademe olan havâss gafleti, sâlikin sülûkundaki dalgın anlarıdır; namazda kalbinin başka yerde olması, zikirde dilinin işlerken kalbinin uyuklaması veya ibadetlerin alışkanlığa dönüşmesi gibi durumlar bu kalp gafletini oluşturur. Üçüncü kademe, havâss-ı havâss gafleti olup, sâlikin bir makamda fazla kalıp bir sonraki makama geçmemesi hâlidir; örneğin, tövbe makamında bekleyip sabır makamına geçmemekte gâfil kalabilir. Dördüncü ve en ince kademe ise ehass-ı havâss gafletidir ki, sâlikin ulvî bir makamda dahi Hak'tan başkasını fark etmesi, bir an için "ben görüyorum" diye düşünmesi bile bu kademede gaflet sayılır. Mü'minûn Sûresi'nde geçen "Ğamra" ifadesi, gaflet sarhoşluğunu ve tecellîlerin ardındaki tek fâil olan Hakk'ı görememe hâlini, yani en büyük perdeyi ifade eder². Bu hâl, perdenin kalkacağı âna (ölüm veya mânevî keşif anına) kadar devam eden bir "oyun" ve "gaflet" hâlidir². Mesnevî-i Şerîf Şerhi'nde ise gafletin ilahi hikmete dayandığı ve âlemin düzeni için gerekli olduğu belirtilir, zira gaflet olmasa âlemin düzeni bozulur ve harap olurdu³. Bu durum, "lütfun serinliği" olarak da ifade edilir ve Hakk'ın âlem düzeni için koyduğu gaflet hâlidir⁴·⁵. Gaflet, insanı bırakmayan bir hâldir; ancak kişi ne kadar başını açar, silkelenirse o derece Hakk'a yakın olur ve uyanık bir hâlde hayatını geçirir⁶·⁷.
Kaynaklar
Cevap metnindeki ¹ ² ³ numaraları aşağıdaki kaynaklara karşılıktır — her biri kitabın tam sayfasına götürür.
- 1K1-55,-Gaflet
- 2Mü'minûn Sûresi · s.84“" Ğamra " gaflet sarhoşluğudur. Âyette, onları kendilerine güzel görünen kesret anlayışları üzere hakîkatten örtülü biçimde bırak, buyurulmaktadır. Bu, tecellîl”Oku
- 3Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 8 · s.796“Fakat peygamberlerin ve evliyanın davetini ve irşatlarını reddedecek kadar bu gaflet ve körlük niçin devam etmelidir?" Bilinmeli ki, gaflet iki çeşittir. Birinc”Oku
- 4Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 8 · s.2032“"Lütfun serinliği"nden maksat, Hakk'ın âlem düzeni için koyduğu gaflet halidir. Ve şevk ateşi beşeriyette bu gafletten sonra olduğu için lütfun serinliği bu ate”Oku
- 5Bir Ressam Hikâyesi · s.181“Soğuk lutuf’dan murâd, Hakk’ın âlem düzevi için vaz’ buyurduğu gaflet hâlidir. Ve şevk ateşi ve beşeriyetde bu gafletten sonra olduğu için bu ateşden önce ve ge”Oku
- 6Zekât ve İnfâk · s.172“Gaflet insanı bırakmaz İşte biz ne kadar başımızı açarsak, silkelenirsek o derece Hakk’a yakın olmuş oluruz. Yani uyanık halde hayatımızı geçirmiş oluruz. Bize ”Oku
- 7Neml Sûresi · s.17“Gaflet insanı bırakmaz İşte biz ne kadar başımızı açarsak, silkelenirsek o derece Hakk’a yakın olmuş oluruz. Yani uyanık halde hayatımızı geçirmiş oluruz. Bize ”Oku
İlgili sorular
Bu cevap, adı geçen eserlerden derlenmiş yapay zekâ destekli bir özettir; dinî hüküm veya fetva değildir. İlim için kaynaklara başvurarak doğrulamanız tavsiye edilir.