İçeriğe atla

Gaflet kelimesinin tasavvuftaki anlamı nedir?

Kavram TanımıTemel düzey5 görüntülenme4 kaynak
Kısa cevap

Gaflet, tasavvufta sâlikin Hak'tan, kendi hakikatinden ve ilâhî tecellîlerden uzaklaşarak kalbinin mâsivâ ile dolması hâlidir. Bu durum, manevî uyanıklık yokluğu ve Hakk'tan habersizlik olarak tanımlanır¹. Kur'an-ı Kerim'de A'râf 179'daki "kalpleri vardır anlamazlar, gözleri vardır görmezler... işte onlar gâfillerdir" ayeti gafletin temelini oluşturur. Gaflet ehlinin kalbi "gılâf" içinde olduğundan, ilâhî hakikatleri idrak etmekten perdelenmiş olup yalnızca dünyevî hayatı idrak ederler². Tasavvuf sülûkunun ilk makamı olan yakaza, kalbin bu gafletten uyanıp Hakk'a yönelmesidir³.

Detaylı cevap

Gaflet, sözlükte 'farkında olmama, dalgınlık, unutma' anlamına gelir. Tasavvufî terminolojide ise, sâlikin Hak'tan, kendi öz hakikatinden ve ilâhî tecellîlerin idrakinden uzaklaşması, kalbinin Allah'tan başka şeylerle (mâsivâ) meşgul olması durumudur. Bu hâl, Yûnus Sûresi 7. ayetindeki "ve ellezîne hum an âyâtinâ gâfilûn" (âyetlerimizden gâfil olanlar) ifadesiyle hak yolunun en büyük tehlikelerinden biri olarak kabul edilir. Gaflet ehlinin kalbi, ilâhî ilimde bir iş neyin üzerine sabit idiyse, o hâl üzere o şeyi idrak etmekten alıkoyan bir perde olan "gılâf" içindedir; bu yüzden ancak dünyevî hayatı idrak edebilirler². Mü'minûn Sûresi'ndeki "Bel kulûbuhum fî gamratin" (Hayır, onların kalpleri bundan derin bir gaflet içindedir) ayetinde geçen "gamre" kelimesi, müfessirler tarafından gaflet, cehâlet, dalgınlık ve körlük olarak yorumlanmıştır. Bu, kişinin hayâl, vehîm ve nefsâniyet ile bulanıklaşmış gaflet suyuna batarak ilâhî hakikatlerden uzak kalmasıdır; vahdet okyanusunu göremeyip kesret selinde boğulmasıdır⁴.

Gaflet, tasavvufta dört kademede tezahür eder: Birinci kademe, halk gafletidir; avamın Hak'tan, ahiretten ve hesaptan habersizce sadece dünya işlerine dalmasıdır. Bu, Mü'minûn 115'teki "sizi boşuna mı yarattığımızı sandınız?" sorusuyla muhatap olanların durumudur. İkinci kademe, havas gafletidir; sâlikin sülûkundaki dalgın anlarıdır, örneğin namazda kalbinin başka yerde olması veya zikirde dilinin işlerken kalbinin uyuklaması gibi. Bu, sülûkun en yaygın hastalığı olan kalp gafletidir. Üçüncü kademe, havass-ı havass gafletidir; sâlikin bir makamda fazla kalıp bir sonraki makama geçmemesidir, yani 'mertebede gaflet'tir. Dördüncü kademe ise ehass-ı havass gafletidir; sâlikin ulvî bir makamda dahi Hak'tan başkasını fark etmesi, bir an için 'ben görüyorum' diye düşünmesi bile bu kademede gaflet sayılır. Tasavvuf sülûkunun ilk makamı olan yakaza, kalbin bu gafletten uyanıp Hakk'a teveccüh etmesidir³.

Kaynaklar

Cevap metnindeki ¹ ² ³ numaraları aşağıdaki kaynaklara karşılıktır — her biri kitabın tam sayfasına götürür.

  1. 1K1-55,Gaflet
  2. 2Kelime-i Lûtiyye · s.116Veyahut 13/15 "gālif" kelimesinin çoğulu olan "gālifûn" lafzı değiştirildiğinde, "gāfil" kelimesinin çoğulu olan "gāfilûn" kelimesi oluşur. Ve "gılâf", ilâhî ilOku
  3. 3Yakaza
  4. 4Mü'minûn Sûresi · s.90------------------- " Bel kulûbuhum fî gamratin " ( Hayır, onların kalpleri bundan derin bir gaflet içindedir ): " Gamre " kelimesini müfessirler "gaflet, cehâlOku
Bu cevap yardımcı oldu mu?

İlgili sorular

Bu cevap, adı geçen eserlerden derlenmiş yapay zekâ destekli bir özettir; dinî hüküm veya fetva değildir. İlim için kaynaklara başvurarak doğrulamanız tavsiye edilir.