Gülşen-i Râz ve Şerhi (1) Bu kitaptan sâlik için günlük hayatındaki İrfani dersler nelerdir?
Sâlik için günlük irfânî dersler, varlık dağı olarak nitelenen benliğin ortadan kaldırılmasıyla başlar ve Hakikat-i Muhammediyye'nin idrâkiyle kemâle erer. Bu süreçte sâlik, kendi aklının üzerindeki akıllardan istifade etmeli, ancak nihayetinde kendi gerçeğini bulduktan sonra dışsal rehberliğe olan ihtiyacını aşmalıdır. Mûsâ (a.s.)'ın "İnni ennallah" hitabını duyuncaya dek yürümesi gibi, sâlik de kendi varlığını Hakk'ta fani kılmalı, aksi takdirde "len terâni" hitabıyla karşılaşır. Bu yolculuk, kişinin kendi varlığını ortadan kaldırmasıyla "yol" kavramının anlamsızlaştığı bir noktaya ulaşır; zira gidilecek bir yer kalmaz. İrfânî dersler, eşyayı olduğu gibi görmeyi, yani "eşyâ kemâhî" sırrına ermeyi ve âlemin Hakk'ın ilmi zuhuru olduğunu idrâk etmeyi hedefler.
Detaylı cevap
Sâlikin günlük irfânî dersleri, öncelikle kendi varlık algısını dönüştürme üzerine kuruludur. Kitapta belirtildiği üzere, kişi kendi aklının üzerindeki akıllardan, yani rehberlerden istifade etmek zorundadır. Ancak bu bir geçiş sürecidir; nihayetinde kendi aklının onların aklından üstün olduğunu idrâk ederek kendi gerçeğine ulaşmalıdır. Bu, "Ben batanları sevmem" (6/76) diyen İbrâhîm (a.s.)'ın tavrına benzer; geçici olan her şeyden yüz çevirip bâkî olana yönelme dersidir.
Sülûkun ilerleyen aşamalarında, sâlikin "varlık dağı" olarak ifade edilen benliğini ortadan kaldırması esastır. Mûsâ (a.s.)'ın Tûr dağında "İnni ennallah" (28/30) hitabını duyana dek yürümesi gibi, sâlik de kendi varlığını Hakk'ta fani kılmalıdır. Aksi takdirde, "Vücûdunu eylemezsen Hakk’da fânî; Gelir kulağa hitâbı 'len terâni'" (7/143) uyarısıyla karşılaşır. Bu, ikilik hükmüyle yapılan duaların bir hayalden ibaret olduğunu ve gerçekte yapılması gerekenin kişiliği ortadan kaldırmak olduğunu gösterir. Varlık dağı kalktığında, yol düşüncesi de ortadan kalkar; zira gidilecek bir yer kalmaz.
İrfânî derslerin bir diğer önemli boyutu, eşyayı olduğu gibi görme, yani "eşyâ kemâhî" sırrına ermektir. Bu durum, "Allahümme erinâ’l eşyâ’e kemâhî" hadisiyle ifade edilir ve sâlikin eşyadaki Hakk hükmünü idrâk etmesini sağlar. Böylece eşya hükmü kalkar ve gerçeği kişinin idrâkinden oluşur. Âlem, Hakk'ın isimleri yönünden ilmi zuhurudur ve bu zuhurdan başka hiçbir şey yoktur. Bu idrâk, sâlikin fiiller âlemindeki tevhidi tamamlamasına ve vahdet hükmünü ortaya koymasına yardımcı olur.
Şeriatın hükümleri, sâlik için bir yol haritası sunar. Ancak şeriat sadece zâhiri oluşumların düzenlenmesi olarak anlaşılmamalıdır; Efendimiz (s.a.v.)'in getirdiği hükümler manzumesi, ef'âl yaşantısının yanı sıra esmâ, sıfat ve zât yaşantısını da içerir. Bu nedenle şeriat, Efendimiz (s.a.v.)'in getirmiş olduğu ilmin tamamının ismidir. Sâlik, şeriatın hükümlerine uyarak kalbindeki sırların açılmasına zemin hazırlar.
Son olarak, sâlikin irfânî yolculuğunda mecazdan hakikate geçiş esastır. Mecaz, hakikatin köprüsü olsa da, hakikat yaşanıyorken mecaza ihtiyaç kalmaz. Bu, taklidi imandan hakiki imana, oradan da tahkiki küfre (yani varlık iddiasından tamamen vazgeçmeye) doğru bir ilerleyiştir. Sâlik, kendi beşerî gözünden geçerek İnsân-ı Kâmil'in gözüyle, yani Hakkânî bir gözle bakmaya çalışmalı, maddeyi değil mânâyı gören bir basiretle hareket etmelidir. Bu sayede, var zannedilen izafî varlığın aslında yokluğa dönüştüğünü idrâk eder ve beşerî sarhoşluktan kurtularak ayıklığa ulaşır.
Kaynaklar
Bu cevabın dayandığı eser — kitabın tam sayfasına götürür.
- 1Kaynak · s.37“bize faydaları olmaktadır. Olur Hakk’ın habercisi her birisi de; Her zaman "Ben batanları sevmem"de. (6.sûre/76.âyet) İbrâhîm (a.s)’ın dediği gibi. Ancak şurası”Oku
- 2Kaynak · s.179“sıfat bölgesinde İhlâs’ın gerçeklerini yaşamaktır. Ancak bu halleri bu şekildede yaşayarak okuyabilmek en az 25-30 senelik bir süreci gerektirir. Bu süreyi geçi”Oku
- 3Kaynak · s.185“bütün varlığımızı kendimiz idâre ediyoruz zannediyoruz. Bütün insanların bir yönden muhakkak eksiklikleri vardır eğer bir kişi benim her şeyim tamam, diyorsa on”Oku
- 4Kaynak · s.177“kişinden kasıt dahi aklı küll hükmünde olan kişidir yoksa beşeri anlamda çok zeki olan kimse değildir. İşte aklını aklı külden alan kişi yaşantısını başka kimse”Oku
- 5Kaynak · s.81“ifâdesidir. Görürler böyle sırları zâhir; Olanlar cüz’den, sen ol külle misâfir. Cüz’i âlem olarak belirtilen fiiller âlemindeki yaşantıdan âlemin külli olduğun”Oku
- 6Kaynak · s.183“hayâtlarını sürdürmesi ve her mahâllin kendine has olan ihtiyacını karşılaması ve bu yaşantının bu şekilde sürüp gitmesi onların şarâba tapmayı adet edinmesidir”Oku
İlgili sorular
- Tûr kavramı tasavvufta hangi mertebe ile ilişkilendirilir?
- Mübârek kavramı tasavvufta hangi mertebe ile ilişkilendirilir?
- Zümer kavramı tasavvufta hangi mertebe ile ilişkilendirilir?
- Şu'arâ kavramı tasavvufta hangi mertebe ile ilişkilendirilir?
- Mümtehine kavramı tasavvufta hangi mertebe ile ilişkilendirilir?
Bu cevap, adı geçen eserlerden derlenmiş yapay zekâ destekli bir özettir; dinî hüküm veya fetva değildir. İlim için kaynaklara başvurarak doğrulamanız tavsiye edilir.