İçeriğe atla

Hadîd 3 ayeti Terzibaba çizgisinde nasıl şerh edilir?

Ayet-TasavvufOrta düzey0 görüntülenme3 kaynak
Kısa cevap

Terzibaba çizgisinde Hadîd Sûresi'nin 3. ayeti olan "Hüvel evvelü vel âhirü vez zâhirü vel bâtınü" (O ilktir, sondur, zâhirdir, bâtındır) ifadesi, Cenâb-ı Hakk'ın her şeyi kuşatan mutlak varlığını ve tecellîlerini idrâk etmenin temelini oluşturur. Bu ayet, Hakk'ın varlığının başlangıcı ve sonu olmadığı gibi, hem görünen âlemde (zâhir) hem de görünmeyen âlemde (bâtın) mevcut olduğunu vurgular. Terzibaba'ya göre bu, insanın algılama araçlarına göre Hakk'ın her şeyde tezâhür ettiğini ve O'nun kendi kendisini hiçbir varlığa nispet etmeden tanımladığını gösterir¹. Bu idrâk, sâlikin Hak'tan aldığı emaneti taşıma vasfı olan halîfeliğin ve Hakk'a kavuşma (vuslat) seyrinin nihayetinde (Vuslat) anahtarıdır.

Detaylı cevap

Terzibaba'nın tasavvufî irfan geleneğinde (Necdet Ardıç), Hadîd Sûresi'nin 3. ayeti, Hakk'ın mutlak ve kuşatıcı varlığının bir beyânı olarak şerh edilir. Ayette geçen "Evvel, Âhir, Zâhir, Bâtın" isimleri, Hakk'ın varlığının zamansal ve mekânsal tüm mertebeleri kapsadığını ifade eder². Bu, Hakk'ın başlangıcı ve sonu olmayan, aynı zamanda hem görünen âlemde tecellî eden (zâhir) hem de idrâklerin ötesinde gizli olan (bâtın) bir varlık olduğunu anlatır.

Terzibaba, bu ayeti, insanın algılama kapasitesine göre Hakk'ın her şeyde bulunduğunu ve O'nun kendisini hiçbir şeye nispet etmeden tanımladığını vurgular¹. Bu, vahdet-i şuhûd (Vahdet-i Şuhûd) anlayışıyla da örtüşür; zira varlığın birliği yerine müşâhede birliğini öne çıkararak, her tecellîde Hakk'ı görme idrâkini işaret eder. Sâlik için bu ayetin idrâki, kendi nefsini Hakk'ın hilâfetine teslim etme ve Hakk'tan başka kimse olmadığını ayân etme yolunda önemli bir adımdır.

Bu ayet aynı zamanda, sâlikin kalbinin Hakk'la perdesizleştiği mârifet mîzânı ile de ilişkilendirilebilir. Zira her hâlin ve her zuhûrun Hakk'ın bir tecellîsi olduğunu görme, bu dört ismin kuşatıcılığını idrâk etmekle mümkündür. Terzibaba'nın eserlerinde, İbn Arabî'nin Fusûsu'l-Hikem'i ve Mevlânâ'nın Mesnevî'si gibi temel tasavvufî metinlerin şerh edilmesi³, bu tür ayetlerin derinlemesine anlaşılmasına hizmet eder. Bu idrâk, sâlikin sülûkunda hâllerin zuhûru ve yerleşmesi süreçlerinde de yol gösterici olur; zira her hâl, Hakk'ın bu dört isminin bir tecellîsi olarak yaşanır.

Kaynaklar

Cevap metnindeki ¹ ² ³ numaraları aşağıdaki kaynaklara karşılıktır — her biri kitabın tam sayfasına götürür.

  1. 1Bir Ressam Hikâyesi · s.131Âyette "Başını ne yana çevirirsen çevir Allah'ın vechini görürsün" Hadid Sûresi 3. ... Âyette “O evveldir, ahirdir zâhirdir ve batındır” Âyetlerinde ve buna benOku
  2. 2Terzi Baba (Cilt 1) · s.273Hadid Sûresi 57/3 âyetinde,      “hüvel evvelü vel ahırü vez zahirü vel bâtınü” “O ilktir, sondur, zahiOku
  3. 3Secde Sûresi · s.154Bugün İz-Terzibaba Uşşâki geleneğinden yetişen bir Pir olmasına karşın sadece Uşşâki yolunu yaşatmıyor. İbni Arabi nin Fusüs-ül Hikem eserini, Mevlana’nın MesneOku
Bu cevap yardımcı oldu mu?

İlgili sorular

Bu cevap, adı geçen eserlerden derlenmiş yapay zekâ destekli bir özettir; dinî hüküm veya fetva değildir. İlim için kaynaklara başvurarak doğrulamanız tavsiye edilir.