Hadîd Sûresi Bu kitaptan sâlik için günlük hayatındaki İrfani dersler nelerdir?
Sâlikin günlük hayatındaki irfânî dersler, Hakikat'in farklı mertebelerde tecellîlerini idrak etme, bu idrakle amel etme ve nihayetinde Hak ile bâki olma yolculuğunu kapsar. Bu dersler, zâhirî ibadetlerin ötesinde, varoluşun hakikatini kavramayı ve bu kavrayışı yaşamın her anına taşımayı hedefler. İnfakın sadece maddî değil, mânevî bir aktarım olduğu; gece ve gündüzün fenâfillah ve bekâbillah mertebelerini temsil ettiği; ve en büyük zulmetin kişinin kendini var zannetmesi olduğu bu derslerin temelini oluşturur. Sâlik, bu irfânî derslerle kendi benliğinden fenâ bulup Hak ile bâki olmayı, "attığın zaman sen atmadın, velakin Allah attı" sırrını yaşamayı ve nihayetinde İnsân-ı Kâmil mertebesine ulaşmayı amaçlar.
Detaylı cevap
Sâlikin günlük hayatındaki irfânî dersler, mertebî bir tasnifle ele alınır ve her bir ders, sülûkun farklı aşamalarında derinleşerek tezahür eder.
1. İnfak Mertebesi ve Hakikat Bilgisi Aktarımı: İnfak, sadece maddî yardımda bulunmak değil, aynı zamanda mânevî olarak rûhanî infakta bulunmak, yani bilgi aktarmaktır. Kaynakta belirtildiği üzere, "İnfakta bulunmak, zâhiri olarak maddi yardımlar yapmaktır diğer yönüyle mânevi olarak rûhani infakta bulunmak yani bilgi aktarmak vb." [44] Sâlik, hangi mertebeye gelmişse, bir mertebe aşağısına kendi mertebesinden infak edebilir. Bu, bilginin ve mârifetin paylaşılmasıdır. Bu infakın en yüksek mertebesi, "Muhakkak ki sadaka Rahman’ın eline düşer" hadisiyle açıklanır. Bu hakikatin farkına varan sâlik, verenin kendisi değil, Hak olduğunu idrak eder ve kendi benliğinden fenâ bulup Hak'la bâki olur. [44] Bu, sâlikin "Kurbu Nevafil" ve "Kurb-u Feraiz" yaşantılarıyla Hakk'ın aleti olma hâlini deneyimlemesidir. "Attığın zaman sen atmadın; Velakin Allah attı" âyeti, bu fenâ ve bekâ hâlinin en açık ifadesidir.
2. Gece ve Gündüzün Fenâfillah ve Bekâbillah Mertebeleri: "Yûlicu-lleyle fî-nnehâri ve yûlicu-nnehâra fî-lleyl(i)" [57/6] âyeti, gece ve gündüzün izâfîliğini ve bunların fenâfillah ve bekâbillah mertebelerini temsil ettiğini gösterir. [40] Sâlik için bu, gönüldeki karamsarlık ve aydınlanma hâllerinin gelip geçici olduğunu, ancak İnsân-ı Kâmil mertebesinde bu ikiliğin tevhid edildiğini anlamaktır. İnsân-ı Kâmil, zamana bağlı olmaksızın, bulunduğu ortama göre bazen fenâfillah'ta (gece), bazen bekâbillah'ta (gündüz) olabilir. [40] Bu, sâlikin Hakk'ın varlığının kendisinde mevcut olduğunu, ancak zâhirinin Hakk'a perde olduğunu idrak etmesiyle mümkündür. "Ben yaptım, biz yaptık" dediği yerde Hakk zâhir, kul bâtına geçmiş olur.
3. Zulmetten Nûra Çıkış ve Benlik Perdesinin Kaldırılması: "Sizi karanlıklardan aydınlığa çıkarmak için kuluna apaçık âyetler indiren O'dur." [57/9] âyeti, sâlikin nefsi emmare zulmetinden, hayal ve vehim karanlığından kurtulma yolunu gösterir. [55] En büyük zulmet, kişinin kendini var zannetmesi ve kendi beşeriyetine varlık vermesidir. [55] Bu zulmetten nûra çıkış, irfan ehlini bulup tevhid eğitiminden geçmekle mümkündür. [55] "Zulümât, nefsin 'ene' (benlik) perdesiyle Hakk'ın vahdet nûrundan mahrum kalışıdır." [56] Sâlik, "seyr ilâllah" yolculuğunda nefsi zulmât-ı kesretten (çokluk karanlıklarından) nûr-ı vahdete (birliğin nûruna) doğru seyreder. [57] Bu yolculukta, Hakk'ın "Abd" ismiyle tecellî ettiği mahal olan nefs-i kâmilin kalbine inen âyât-ı beyyinât (apaçık âyetler) rehber olur. [58] "Beyyinât, eşyada Hakk'ın isimlerinin müşahede edilmesidir. Her şey bir âyettir; sâlik onları okuyarak zulmâtten nûra çıkar." [59] Bu süreç, Hakk'ın "Raûf" ve "Rahîm" isimlerinin tecellîsiyle gerçekleşir; nefsi korkutmadan, sevdirerek nûra çıkarır ve rahmet tohumları eker. [60, 61]
4. Âlem Kitabının Satırlarını Okuma: İrfan ehli ârifler, varlık kitaplarının sayfalarındaki "yesturun-satırlarını" okurlar. Daha sonra âlem kitabının sayfalarındaki "yesturun-satırlarını" gönülden tenzih, teşbih ve tevhid hakikatleri yönleriyle her mertebeden okurlar. [41] Bu, sâlikin her şeyde Hakk'ın tecellîsini görmesi ve varoluşun sırlarını çözmesidir. Bu okuma, "kendi nefsini tanıma" (men arefe nefsehû) ile başlayan ve Rabb'i tanıma (fe-kad arefe rabbeh) ile kemâle eren bir mârifet yolculuğudur. [Master Cevap: K1-110]
Bu dersler, sâlikin sadece ibadetlerini yerine getirmesiyle değil, aynı zamanda varoluşun derinliklerini idrak etmesiyle İnsân-ı Kâmil mertebesine ulaşmasını sağlar. "Savm ü salat ü hac ile sanma biter zâhid işin, İnsân-ı Kâmil olmağa lazım olan irfan imiş."
Kaynaklar
Bu cevabın dayandığı eser — kitabın tam sayfasına götürür.
- 1Kaynak · s.117““yesturun-satırlarını” okurlar. Daha sonrada âlem kitabının sayfalarındaki, “yesturun-satırlarını” gönülden tenzih, teşbih, ve tevhid, hakikatleri yönleriyle, h”Oku
- 2Kaynak · s.95“etken olan Hakk'ın Muhammedî sûrete inmesidir. Ve Hak “ve mâ remeyte iz remeyte ve lâkinnallâhe remâ” (Enfâl, 8/17) ya'nî "Ya Habîbim, attığın vakitte sen atmad”Oku
- 3Kaynak · s.131“zahirde kullandığımız din Nuhilikten başka bir şey olmamış oluyor. Muhammediyi meydana getirmesi hilafet vermek içindir. Cenab-ı Hakk bizden halifelik istiyor v”Oku
- 4Kaynak · s.133“ilâhi rahmettir. Yani irfan sahiplerine has olan bir ilahi rahmettir. Bu rahmet Cenab-ı Hakk’tan nasıl size vasıl olmuş ve sizi istila etmiş ise siz de bu rahme”Oku
- 5Kaynak · s.137“mânâlar hangi yönde ise onlar da o yönde “Evet, Sen bizim Rabbımızsın” dediler ve hepsi doğruyu söylemiş oldular. Şeriata göre biraz ters gibi gözükse de bu dur”Oku
- 6Kaynak · s.115“oldum, öldüm. Nebat olarak dirildim. Nebat olarak öldüm, hayvan olarak dirildim. Hayvan olarak öldüm, insân olarak dirildim. Fakat bir daha ölmedim” diyerek bu ”Oku
İlgili sorular
- Tûr kavramı tasavvufta hangi mertebe ile ilişkilendirilir?
- Mübârek kavramı tasavvufta hangi mertebe ile ilişkilendirilir?
- Zümer kavramı tasavvufta hangi mertebe ile ilişkilendirilir?
- Şu'arâ kavramı tasavvufta hangi mertebe ile ilişkilendirilir?
- Mümtehine kavramı tasavvufta hangi mertebe ile ilişkilendirilir?
Bu cevap, adı geçen eserlerden derlenmiş yapay zekâ destekli bir özettir; dinî hüküm veya fetva değildir. İlim için kaynaklara başvurarak doğrulamanız tavsiye edilir.