İçeriğe atla

Hâl hâline ulaşmak için hangi nefs mertebesi aşılmalıdır?

Kavram MekanizmasıOrta düzey1 görüntülenme5 kaynak
Kısa cevap

Tasavvufî hâllere ulaşmak için sâlikin nefs mertebelerini sırasıyla aşması gerekmektedir. Her hâl, belli bir nefs mertebesinde zuhûr eder ve bir alt mertebenin zulmeti aşılmadan üstteki hâl tam anlamıyla yaşanamaz. Özellikle "hâl" kavramının genişliği göz önüne alındığında, tevbe, inâbe ve mücâhede gibi hâller Nefs-i Levvâme'de zuhûr ederken, mârifet, kerâmet ve keşf gibi hâller Nefs-i Mülhime'den itibaren yaşanmaya başlar. Fenâfillâh, müşâhede ve A'mâiyyet gibi daha yüksek hâller ise Nefs-i Mutmainne ve sonrasında tahakkuk eder.

Detaylı cevap

Tasavvuf yolculuğunda sâlikin ilerlemesi, yedi nefs mertebesini aşmasına bağlıdır. Bu mertebeler, sâlikin bireysel beşerî nefsini terbiye ederek enfüsî olarak kendini tanıması ve bulması halleridir¹·². Her nefs mertebesinde nefs, bir üst mertebeyi kabul edebilmesi için tesviye edilir³.

İlk mertebe olan Nefs-i Emmâre, kötülüğü emreden, insanı günahlara ve dünyevî arzulara sürükleyen hâldir (Nefs-i Emmare). İnsanların çoğu farkında olmadan bu nefs mertebesinin hükmü altında yaşar¹. Bu mertebede ancak zâhirî ibadet ve şer'î emrin tatbiki mümkündür; bâtınî hâller mahcûbdur. Aşılması için tevbe-i nasûh ve mürşid-i kâmile teslim zorunludur.

Emmâre'den sonra gelen Nefs-i Levvâme, sâlikin kötülüklerinden dolayı kendini kınadığı, vicdanının uyanık olduğu ancak nefsî dürtülerin hâlâ varlığını sürdürdüğü mertebedir. Tevbe, mücâhede ve riyâzat gibi hâller bu mertebede zuhûr eder. Sâlik, Emmâre nefs'in hâkimiyetinden kurtulmaya başlar; ancak Levvâme nefs bir yandan Mülhime'ye bakarken, bir yandan da eski mertebesi olan Emmâre'ye dönme tehlikesi taşır⁴.

Üçüncü mertebe olan Nefs-i Mülhime, "ilhâm alan nefs" demektir. Bu mertebede sâlik, iyiyle kötüyü kalbinden ilhâm yoluyla bilir; vicdanının sesi netleşir ve Hak'tan kalbe mesajlar inmeye başlar. Mülhime, sülûkun kritik geçiş mertebesidir; sâlik burada artık "mücâhede ediyor"dan "rehberlik alıyor"a geçer. Kerâmet ve keşf gibi hâller bu mertebeden itibaren yaşanmaya başlar (K2-T3; K1-272).

Dördüncü mertebe olan Nefs-i Mutmainne, "sâkinleşmiş, huzûra ermiş nefs" anlamına gelir. Bu mertebede sâlikin kalbi sâkinleşmiş, Hak'la huzûra ermiştir. Dünya olayları karşısında panik yapmaz, ibadetlerden zevk alır, halka karşı şefkat duyar ve Hak sevgisi vazgeçilmez hâle gelir. Bu mertebede ilâhî huzuru bulup kendine ve Rabb'ına güveni artar⁵. Fenâfillâh, müşâhede ve A'mâiyyet gibi daha yüksek hâller bu mertebede ve sonrasında tahakkuk eder.

Mutmainne'den sonra Nefs-i Râdıye (Allah'tan râzı olan nefs), ardından Nefs-i Mardiyye (Allah'ın kendisinden râzı olduğu nefs) gelir (K2-T3; Nefs-i Merdiyye). Son mertebe ise Nefs-i Sâfiye veya Kâmile'dir ki bu, saflaşmış, arınmış nefs anlamına gelir (Nefs-i Safiye). Bu mertebeler, sâlikin beşerî nefsini terbiye ederek enfüsî olarak kendini tanıması ve bulması halleridir¹.

Kaynaklar

Cevap metnindeki ¹ ² ³ numaraları aşağıdaki kaynaklara karşılıktır — her biri kitabın tam sayfasına götürür.

  1. 1Beled, Şems, Leyl, Duhâ ve İnşirâh Sûreleri · s.26.” Bilindiği gibi “nefs” ismi verilen “Rabb’âni letafet” in (7) mertebesi vardır. ... Ve yine “nefs” isminin “İlâh-i letafet” olarak’ta mertebeleri vardır, bunlOku
  2. 2Namaz Sûreleri (Cilt 2) · s.142.” Bilindiği gibi “nefs” ismi verilen “Rabb’âni letafet” in (7) mertebesi vardır. ... Ve yine “nefs” isminin “İlâh-i letafet” olarak’ta mertebeleri vardır, bunlOku
  3. 3Kur'ân-ı Kerîm'de Nefs Âyetleri · s.267Her nefis mertebesinde nefsimiz tesviye edilmektedir. Böylece bir üst mertebeyi kabul edebilsin. “Şerefül mekân bil mekindir.” Nefsin şeref kazanması oraya teceOku
  4. 4Sâffât Sûresi · s.120Kişi yavaş yavaş üzerindeki (emmâre nefs-in) hakimiyetinden kurtulmaya başlar. Ancak burada yine tehlike vardır. Çünkü (nefs-i levvâme) bir yüzden içeriye, yaniOku
  5. 5En'âm Sûresi · s.109Nefsi mutmainne mertebesinin olan bu âyeti nefsi mutmainne mertebesi içinde anlamaya çalışırsak. Evvelki hallerinde yaşamını sürdürerek Nefs-i Mutmeinne’ ye ulaOku
Bu cevap yardımcı oldu mu?

İlgili sorular

Bu cevap, adı geçen eserlerden derlenmiş yapay zekâ destekli bir özettir; dinî hüküm veya fetva değildir. İlim için kaynaklara başvurarak doğrulamanız tavsiye edilir.