İçeriğe atla

Halîfe kavramı için Âdemiyye Fassı'ndaki anahtar mekanizma nedir?

Kavram-Fass Eşleşmesi3 görüntülenme6 kaynak
Kısa cevap

Âdemiyye Fassı'nda halîfe kavramının anahtar mekanizması, insanın Allah'ın tüm isimlerini (Esmâ-i İlâhiyye) kendinde toplayan "câmî varlık" olması ve bu sayede Hak ile mahlûkat arasında bir vasıta olarak hilâfet emanetini taşımasıdır. Bu, insanın Hak'tan aldığı emaneti taşıma vasfı olup, kendi başına müstakil bir vücut sahibi olmaktan ziyade, Halîk'ın zuhuruna ayna olan bir mahaldir. İbn Arabî, halîfeliğin Esmâ'nın talep ettiği zuhur mahallinin doldurulması olduğunu belirtir; Esmâ ancak sûret-i kâmilde toplandıkça hilâfet vasfı tahakkuk eder. Bu câmîlik, insanı halîfe kılar ve onun tüm varlıklardan üstün olmasını sağlar¹.

Detaylı cevap

Halîfe, lügatte "ardından gelen, vekîl" anlamına gelir ve tasavvufta insanın Hak'tan aldığı emaneti taşıma vasfını ifade eder. Bakara Sûresi'nin 30. ayetindeki "yeryüzünde bir halîfe yaratacağım" ifadesi, Esmâ-i İlâhiyye'nin câmî bir mahalde, yani Âdem'de tecellî ettiğini gösterir. Bu bağlamda insan, Allah'ın zâtı ile tecellisinin varlığını anlatan, zâtın arkasından gelen sıfat mertebesini temsil eden bir varlıktır²·³. Âdemiyye Fassı'nda vurgulanan bu câmîlik, insanın bütün varlıkların özü ve Allah ile mahlûkat arasında bir vasıta olması demektir¹.

Halîfe, kendi başına müstakil bir vücut sahibi değildir; aksine, Halîk'ın zuhuruna ayna olan bir mahaldir. Esmâ'ya nispetle halîfe, Esmâ'nın aynalarıdır; ayna kendi başına bir vücut iddiası taşımaz, mücellâ olduğu ölçüde aksedeni gösterir. İsrâ Sûresi'nin 70. ayetindeki "biz Âdemoğlunu kerîm kıldık" ifadesi, bu kerâmetin emanete ehliyet mânâsında olduğunu vurgular. Halîfelik, Esmâ'nın talep ettiği zuhur mahallinin doldurulmasıdır; Esmâ ancak sûret-i kâmilde toplandıkça hilâfet vasfı tahakkuk eder. Bu sûretin câmîliği insanı, ondaki câmîliğin tahkîki ise insân-ı kâmili getirir. Terzibaba çizgisinde halîfelik, sâlikin nefsinin hilâfetini Hak'a teslim etmesi ve Hak'tan başka kimse olmadığını ayân etmesidir. Bu durum, insanın zulmet-i ademiyyeden gelen kaynağını idrak etmesiyle, yani irfaniyetsizlik ve idraksizlik perdesini kaldırarak âlemdeki Hakk'ı görmesiyle mümkündür⁴. İlk zuhur ismi "Âdem" ve lakabı da "Halife"dir⁵·⁶.

Kaynaklar

Cevap metnindeki ¹ ² ³ numaraları aşağıdaki kaynaklara karşılıktır — her biri kitabın tam sayfasına götürür.

  1. 1Sâd Sûresi · s.50Âdem’e tahsis edilmesi, insanın Allah’a halife olmasıyla ilgilidir. Halifelik, hem insanı bütün varlıklardan üstün kılar hem de tüm âlemin insana boyun eğdirilmOku
  2. 2İnsan Sûresi · s.7İnsân Cenâb-ı Hakk (c.c)’ın zâtı ile tecellisinin varlığını anlatmaktadır, hâlife zâtın arkasından gelen sıfât mertebesini, beşer de müjdelenen mânâsına, nefs iOku
  3. 3İnşikâk Sûresi · s.41İnsân Cenâb-ı Hakk (c.c)’ın zâtı ile tecellisinin varlığını anlatmaktadır, hâlife zâtın arkasından gelen sıfât mertebesini, beşer de müjdelenen mânâsına, nefs iOku
  4. 4TB. Kelime-i Yûsufiyye · s.62İşte insan onun için halifedir. Kaynağı zulmet-i ademiyyeden geliyor. İmdi taayyünât-ı zulmâniyye yani mutlak zulmet ile değil , yani bu alemdeki zulmet ile iştOku
  5. 5DVT-C001 (Ses Kaydı) · s.232İlk zuhur ismi “Âdem” ve lakabı da “Halife”dir. Bu yüzdendir ki, Hazreti Muhammed (s.a.v.) “Biz son gelen ilkleriz” 462 şeklinde buyurmuştur. Bu hakîkatleri idrOku
  6. 6Aşk ve İrfân Yolunda · s.232İlk zuhur ismi “Âdem” ve lakabı da “Halife”dir. Bu yüzdendir ki, Hazreti Muhammed (s.a.v.) “Biz son gelen ilkleriz” 462 şeklinde buyurmuştur. Bu hakîkatleri idrOku
Bu cevap yardımcı oldu mu?

İlgili sorular

Bu cevap, adı geçen eserlerden derlenmiş yapay zekâ destekli bir özettir; dinî hüküm veya fetva değildir. İlim için kaynaklara başvurarak doğrulamanız tavsiye edilir.