İçeriğe atla

Halîfe kavramının irfânî tanımı, akâidî tanımından nasıl ayrılır?

Kavram TanımıTemel düzey0 görüntülenme3 kaynak
Kısa cevap

Halîfe kavramının irfânî tanımı, lugat anlamındaki "ardından gelen, vekil" mânâsını aşarak, insanın Hakk'tan aldığı emaneti taşıma vasfını ve Esmâ-i İlâhiyye'nin yeryüzünde tecellî ettiği "câmi mahal" oluşunu ifade eder. Akâidî tanım genellikle hilâfetin ardiyet ve nâiblik yönüne odaklanırken, irfânî tanım, insanın Allah'ın isim ve sıfatlarını kendinde toplayan, O'nun zuhûruna ayna olan bir varlık olarak konumlandırılmasını vurgular. Bu bağlamda, halîfe kendi başına müstakil bir vücud sahibi olmayıp, Halîk'ın zuhûruna mahaldir. Terzibaba çizgisinde ise halîfelik, sâlikin nefsinin hilâfetini Hakk'a teslim etmesi ve Hakk'tan başka kimse olmadığını idrâk etmesidir.

Detaylı cevap

Halîfe kelimesi lugatte "ardından gelen, vekil" anlamlarına gelir. Akâidî tanım genellikle bu ardiyet ve nâiblik yönüne odaklanırken, irfânî tanım, Bakara 30'daki "yeryüzünde bir halîfe yaratacağım" ayetini, Esmâ-i İlâhiyye'nin câmi bir mahalde, yani Âdem'de tecellî etmesi olarak açıklar. Bu irfânî bakış açısına göre, insan, Hakk'ın tüm isimlerini ve sıfatlarını kendinde barındıran, O'nun zuhûruna ayna olan bir varlıktır. Bu aynalık vasfı, halîfenin kendi başına müstakil bir vücud iddia etmemesi, aksine mücellâ oldukça aksedeni göstermesiyle açıklanır. İsrâ 70'teki "biz Âdemoğlunu kerîm kıldık" ayeti, bu kerâmetin emanete ehliyet mânâsında olduğunu vurgular.

İrfânî tanımda halîfelik, Hakk'ın "bâtın" oluşuna karşılık, kulun "zâhir" olmasıyla da ilişkilendirilir; yani kul, Hakk'ın görünürdeki tecellî mahalli olur¹·². Bu durum, halîfenin önünde kimse olmadığından asıl olmuş olmakta ve asaleten de halîfe olmaktadır¹·². Terzibaba çizgisinde halîfelik, sâlikin nefsinin hilâfet iddiâsından soyutlanması (tezkiye), ardından Hakk'ın hilâfet emanetini izhâra mahal olması (tecellî) ve nihayetinde "halîfe" ile "müstahlif" arasında perdesizliğin yaşanması şeklinde üç merhalede yaşanır. Bu, sâlikin kendi nefsinin hilâfetini Hakk'a teslim etmesi ve Hakk'tan başka kimse olmadığını ayân etmesi anlamına gelir. İrfânî tanım, halîfeyi sadece bir vekil olarak değil, aynı zamanda Hakk'ın tüm isimlerini taşıyan, O'nun zuhûruna mahal olan "İnsan" ve "İnsân-ı Kâmil" mertebeleriyle de ilişkilendirir³.

Kaynaklar

Cevap metnindeki ¹ ² ³ numaraları aşağıdaki kaynaklara karşılıktır — her biri kitabın tam sayfasına götürür.

  1. 1En'âm Sûresi · s.216Halifeyi tanımlarken, “kendi önünde bulunanın arkasında olan-dır,” demiştik. İnsân Allah’ın halifesi olduğundan, Allah (c.c.) tek sûrette görünen olmadığından, Oku
  2. 2Fâtır Sûresi · s.94Halifeyi tanımlarken, “kendi önünde bulunanın arkasında olandır,” demiştik. İnsân Allah’ın halifesi olduğundan, Allah (c.c.) tek sûrette görünen olmadığından, kOku
  3. 3Doğdular, Yaşadılar — Hikâyesi · s.131İNSANIN OLUŞMA MERTEBELERi İTİBARİYLE, ( DOĞDULAR ) Beşer, Halîfe Âdem, İnsan, İnsân-ı Kâmil mertebeleri itibâriyle; Rabbımız irfân olunma muhabbetiyle “ HalîfeOku
Bu cevap yardımcı oldu mu?

İlgili sorular

Bu cevap, adı geçen eserlerden derlenmiş yapay zekâ destekli bir özettir; dinî hüküm veya fetva değildir. İlim için kaynaklara başvurarak doğrulamanız tavsiye edilir.