İçeriğe atla

Hamd kavramının irfânî tanımı, akâidî tanımından nasıl ayrılır?

Kavram TanımıTemel düzey1 görüntülenme6 kaynak
Kısa cevap

Hamd kavramının irfânî tanımı, akâidî tanımdan, kulun Hak'ka yönelen övgüsünün ötesinde, Hak'ın kendi kendine hamd etmesi ve bu hamdin kul aracılığıyla zuhur etmesi idrâkıyla ayrılır. Akâidî tanım genellikle kulun Allah'a karşı medih ve teşekkürünü ifade ederken, irfânî tanım, hamdin asıl menşeinin Hak olduğunu ve sâlikin bu hakikati idrâk ederek fenâ-yı hamd makamına ulaşmasını içerir. Bu, "Hak kendi kendine hamd ediyor benim aracılığımla" şeklindeki mârifet hamdidir. Ayrıca, Hakk'ın "Zati Zuhuru"nu tecelli ettirdiği mahalle "liva-il hamd" (hamd sancağı) vererek "kendini tanıma" yolunu açması da irfânî mertebeyi gösterir¹·².

Detaylı cevap

Hamd, lugatta 'övgü, sena, şükür' anlamına gelir. Akâidî açıdan hamd, kulun Allah'a karşı kulluğunun en kemâl ifadesi olan medih ve teşekkürdür. Fâtiha Sûresi'ndeki "el-hamdu lillâhi rabbi'l-âlemîn" ayeti, hamdin temel mesnedidir ve hamdin âlemlerin Rabbi olan Allah'a mahsus olduğunu belirtir. Bu bağlamda, hamd, nimet karşılığında yapılan şükürden daha geniş olup, her hâlde yapılır.

İrfânî tanım ise hamdi daha derin bir mertebede ele alır. İrfan ehli, hamdin hakikati itibarıyla Allah tarafından yapıldığını idrâk eder. Yani, kulun yaptığı hamd, aslında Hakk'ın kendi kendine hamd etmesinin bir zuhurudur³. Bu idrâk, sâlikin hamdin Hak tarafından yapıldığını anlamasıyla ulaştığı "mârifet hamd"i olarak adlandırılır ki bu, "fenâ-yı hamd" makamıdır. Bu makamda sâlik, "Hak kendi kendine hamd ediyor benim aracılığımla" hakikatini müşâhede eder.

İrfânî bakış açısında, Hakk'ın "Zati Zuhuru"nu her mertebesi itibarıyla tecelli ettireceği mahalle "liva-il hamd" (hamd sancağı) vererek "medeniyyet yolunu" yani "kendini tanıma" yolunu açtığı belirtilir¹·²·⁴. Bu durum, hamdin sadece kuldan Hak'ka yönelen bir eylem olmadığını, aynı zamanda Hakk'ın kendini açığa vurma ve tanıma sürecinin de bir parçası olduğunu gösterir. Hamd, Allah ile insan arasında oluşan çok özel bir irfan ve muhabbet sahasıdır⁵. İnsan, görünen diliyle ruhuna ve nefsine hamd ettiği gibi, Allah da âlem suretleri ve isimleri aracılığıyla hamd eder⁶. Bu, hamdin sadece lisânî bir eylemden öte, kalbî, hâlî ve mârifet mertebelerini içeren katmanlı bir idrâk olduğunu ortaya koyar.

Kaynaklar

Cevap metnindeki ¹ ² ³ numaraları aşağıdaki kaynaklara karşılıktır — her biri kitabın tam sayfasına götürür.

  1. 1Enfâl Sûresi · s.104İşte Hakk celle ve ala Hazretleri “Zati Zuhuru”nu her mertebesi itibariyle tecelli ettireceği mahalline müstakil bir bayrak “liva-il hamd” (hamd sancağı) verereOku
  2. 2Muhammed Sûresi · s.92İşte Hakk celle ve ala Hazretleri “Zati Zuhuru”nu her mertebesi itibariyle tecelli ettireceği mahalline müstakil bir bayrak “liva-il hamd” (hamd sancağı) verereOku
  3. 3TB. Kelime-i Muhammediyye · s.285Yani kabul mertebesinde bildirmekte sonda ne diyor يَاۤ اَيُّهَا الَّذِينَ اَمَنُوا صَلُّوا عَلَيْهِ وَسَلِّمُوا تَسْلِيمًا sizde böyle yapın manasında irfan ehOku
  4. 4Kelime-i Tevhîd · s.512İşte Hakk celle ve ala Hazretleri “Zati Zuhuru”nu her mertebesi itibariyle tecelli ettireceği mahalline müstakil bir bayrak “liva-il hamd” (hamd sancağı) verereOku
  5. 5Gökyüzü İnsanları Araştırması (Cilt 1) · s.82---------------------- “ Hamd, göklerin Rabbi ve yerin Rabbi, âlemlerin Rabbi olan Allah'a mahsustur.” Ayet-i kerimede göklerde ve yerde “hamd,” rabbul alemîn oOku
  6. 6Kelime-i Nûhiyye · s.133Bu sebeple insanı tanımlarken onun görünenini ve bâtınını aldığımız gibi, ilâhlığı tanımlarken, onun görüneni olan âlem suretlerini ve bâtını olan isimleri alırOku
Bu cevap yardımcı oldu mu?

İlgili sorular

Bu cevap, adı geçen eserlerden derlenmiş yapay zekâ destekli bir özettir; dinî hüküm veya fetva değildir. İlim için kaynaklara başvurarak doğrulamanız tavsiye edilir.