İçeriğe atla

Hazarât-ı Hamse kavramı hangi durumlarda bozulur veya gizlenir?

Kavram MekanizmasıOrta düzey0 görüntülenme1 kaynak
Kısa cevap

Hazarât-ı Hamse kavramının bozulması veya gizlenmesi, doğrudan bu mertebelerin kendisiyle ilgili olmayıp, sâlikin bu mertebeleri idrâk etme ve yaşama hâlinin bozulması veya gizlenmesiyle ilişkilidir. Tasavvufî bir hâlin bozulması veya gizlenmesi üç ana sebeple açıklanır: niyetin bozulması (riyâ, sum'a, ucb gibi âfetler), şer'î edebin terk edilmesi (sünnete aykırı davranışlar) ve gaflet ile ülfet hâli (hâlin sahibinden gâfil olup hâle âşık olma). Bu durumlar, sâlikin Hazarât-ı Hamse'yi müşâhede etme ve ihâta etme yeteneğini etkileyerek, bu ilâhî mertebelerin hakikatini kavramasını engeller veya gizler.

Detaylı cevap

Hazarât-ı Hamse, varlığın Hak'tan halka doğru tenezzül eden beş ana mertebesini ifade eder. Bu mertebeler, Hakîkatin kendisi olup, bozulmaları veya gizlenmeleri söz konusu değildir. Ancak, sâlikin bu mertebeleri "ihâta etme" ve "müşâhede etme" yeteneği, yani bu mertebelerle olan irtibatı bozulabilir veya gizlenebilir¹. Bu durum, tasavvufî hâllerin bozulma veya gizlenme şartlarıyla açıklanır.

Birincisi, niyetin bozulmasıdır. Sâlikin amellerine riyâ (amelini halka gösterme), sum'a (amelinin duyulmasını isteme) veya ucb (amelini beğenme) gibi âfetler karışırsa, bu durum "şirk-i hafî" olarak kabul edilir ve hâlin tahakkuk etmesini engeller, dolayısıyla gizlenmesine yol açar. Bu, Hazarât-ı Hamse'yi ihâta etme niyetinin safiyetini kaybetmesi anlamına gelir.

İkincisi, şer'î edebin terk edilmesidir. Bir hâl ne kadar yüksek görünse de, şer'î ölçülere uygun olmadığı sürece istidrâçtır, yani Hak'tan değil, nefisten veya şeytandan gelir. Şer'î edebe muhalif bir tatbikat, hâli süratle istidrâca dönüştürür. Hazarât-ı Hamse'nin idrâki de şer'î ölçüler içinde bir sülûk ile mümkündür; bu ölçülerin dışına çıkılması, hakikatin perdelenmesine sebep olur.

Üçüncüsü, gaflet ve ülfet hâlidir. Sâlik, hâlin sahibinden (Allah'tan) gâfil olup hâle âşık olursa, yani hâli bir amaç hâline getirirse, o hâl gizlenir. Bu durum, "Onlar Allah'ı unuttular, Allah da onları unutturdu" (Haşr 59/19) âyetiyle açıklanır. Hazarât-ı Hamse'yi müşâhede eden ârifin kalbi tüm hazarâtı câmi' olsa da, bir hazretten gâfil olması durumunda, mutlakâ diğer bir hazretin müşâhedesinde olur¹. Ancak bu gaflet, genel bir ülfet hâline dönüşürse, idrâkin gizlenmesine yol açar. Bazen bu gizlenme (kabz), sâliki bekâ-i tâm öncesi temkîne hazırlayan bir lütuf olarak da tecelli edebilir.

Kaynaklar

Cevap metnindeki ¹ ² ³ numaraları aşağıdaki kaynaklara karşılıktır — her biri kitabın tam sayfasına götürür.

  1. 1Kelime-i İshâkiyye · s.152Fakat ârif cemî’-i hazarâtı zabtetmiş ise, ya’ni onun kalbi ıtlâk üzere olup “hazarât-ı hamse”nin kâffesini ihâta etmiş ise, o mahlûk olan 6/42 şeye hazret-i şeOku
Bu cevap yardımcı oldu mu?

İlgili sorular

Bu cevap, adı geçen eserlerden derlenmiş yapay zekâ destekli bir özettir; dinî hüküm veya fetva değildir. İlim için kaynaklara başvurarak doğrulamanız tavsiye edilir.