Hazarât-ı Hamse kavramının zuhûr ettiği mahaller nelerdir?
Hazarât-ı Hamse, tasavvufta varlığın Hak'tan halka doğru tedrîcî tenezzülünü ifade eden beş ilâhî mertebedir ve her bir mertebe Hakk'ın farklı bir zuhûr mahallini teşkil eder. Bu beş hazret, Hakk'ın zuhuru ve bürûzu, yani ortaya çıkması ve görünmesidir¹. Zuhûr mahalleri, gayb-ı mutlak olan Zât mertebesinden başlayarak, esmâ ve sıfatların tecellî ettiği mertebelerden geçerek âlem-i şehâdete kadar uzanır². İbn Arabî ve okulu bu beşli yapıyı vücud-ı mutlakın tenezzülü olarak kurmuştur. Arif, tüm hazarâtı ihâta ettiğinde, kalbi cemî'-i hazarâtı câmi' olur ve her bir hazretteki sûretleri hıfzeder³.
Detaylı cevap
Hazarât-ı Hamse, "beş ilâhî hazret" anlamına gelir ve varlığın Hak'tan başlayıp halka inen beş ana mertebesini ifade eder. Bu mertebeler, Hakk'ın bir isim, sıfat veya eserle bir mahallde belirmesi olan zuhûrun farklı katmanlarıdır. Her bir hazret, Hakk'ın zuhuru ve bürûzu, yani ortaya çıkması ve görünmesidir¹.
Hazarât-ı Hamse'nin zuhûr ettiği mahaller şu şekilde sıralanır:
- Lâ-taayyün (Zât Mertebesi / Gayb-ı Mutlak): Bu, Hakk'ın sırf zâtı olup, hiçbir nispet, sıfat veya isim kabul etmez. "Gayb-ı mutlak" veya "amâ" olarak da bilinir. Hiçbir kimse ondan bahsedemez ve oraya isim ve resim sığmaz². Bu mertebe, "hikmet-i nûriyye"dir².
- Taayyün-i Evvel (Ahadiyyet): Hakk'ın kendi zâtına ilk taayyünüdür; hiçbir nispet kabul etmeden "tek" oluşunu ifade eder.
- Taayyün-i Sânî (Vâhidiyyet): Esmâ ve sıfatların tafsîl bulduğu teklik mertebesidir. A'yân-ı sâbite (eşyanın ezelî hakîkatleri) bu mertebede Hakk'ın ilminde sâbittir.
- Âlem-i Ervâh-Misâl: A'yân-ı sâbitelerin ruhânî ve misâlî sûretlerinin belirdiği mertebedir. Bu, mânâ ve sûret berzahıdır.
- Âlem-i Şehâdet (Nâsût): Görünür dünya, yani cisim, hareket ve fiillerin zuhûr ettiği mertebedir.
Bu mertebeler, Hakk'ın zâtının zuhur etmesi içindir ve bu halleri ancak irfan ehli kâmiller idrak edebilirler⁴. Arif, tüm hazarâtı ihâta ettiğinde, kalbi cemî'-i hazarâtı câmi' olur ve onun himmeti ile halkettiği şeyin sûreti cemî'-i hazarâtta zâhir olur³. Bu durum, arifin müşahede ettiği hazretteki sûretin, eşyanın tümüne cami olan "kitâb-ı mübîn" gibi olduğunu gösterir⁵.
Kaynaklar
Cevap metnindeki ¹ ² ³ numaraları aşağıdaki kaynaklara karşılıktır — her biri kitabın tam sayfasına götürür.
- 1TB. Kelime-i Yûsufiyye · s.14“Beşe bölünmüştür, ona “hazarat-ı hamse” derler. Bu beş hazret Hakk’ın zuhuru ve büruzudur. Yani Hakk’ın zuhur etmesi, ortaya çıkması ve büruzu yani görünmesi ba”Oku
- 2Kelime-i Yûsufiyye · s.10“Ma’lûm olsun ki, avâlim kesretiyle berâber beşe münhasırdır; ve ona “hazarât-ı hamse” derler. Bu beş hazret, Hakk’ın zuhûru ve bürûzudur. Birincisi –Hazret-i zâ”Oku
- 3Kelime-i İshâkiyye · s.152“Fakat ârif cemî’-i hazarâtı zabtetmiş ise, ya’ni onun kalbi ıtlâk üzere olup “hazarât-ı hamse”nin kâffesini ihâta etmiş ise, o mahlûk olan 6/42 şeye hazret-i şe”Oku
- 4Fussilet Sûresi · s.80“İşte bu irfan ehli mahaller lillâhi “Allah içindir,” yani Zât-ı zülcelâlin, o mahallerde Zât-î zuhurunun olmasıdır, gene bu yüzden o mahaller Hakk’ın zâtının zu”Oku
- 5TB. Kelime-i İshâkiyye · s.107“Binâenaleyh hazarât-ı hamseyi muhît olan arif, hazarat-ı hamse mertebelerini bilen ihata etmiş olan arif, kendi mahlûkunun bir hazrette olan suretini o hazreti ”Oku
İlgili sorular
Bu cevap, adı geçen eserlerden derlenmiş yapay zekâ destekli bir özettir; dinî hüküm veya fetva değildir. İlim için kaynaklara başvurarak doğrulamanız tavsiye edilir.