İçeriğe atla

Hicr kavramı tasavvufta hangi mertebe ile ilişkilendirilir?

Kitap Soruları0 görüntülenme6 kaynak
Kısa cevap

Tasavvufî idrakte hicr kavramı, sâlikin nefsanî sıfatlardan arınarak ruhaniyetini hayvaniyetine gâlip kılması ve beşeriyetinden tecrit olarak Hakk'a yönelmesi mertebesinde işlenir. Bu mertebe, şiddetli riyazatlarla elde edilen bir miraç hâlidir ve İdris (a.s.)'ın şahsında tecelli eden "hikmet-i kuddûsiyye" ile yakından ilişkilidir. Hicr, sadece mekânsal bir ayrılık değil, aynı zamanda nefsin düşük ahlaklarından ve arızî noksanlıklarından uzaklaşarak ilâhî veçhe teslim olma hâlidir.

Detaylı cevap

Hicr kavramı, tasavvufî sülûkta bir mertebe olarak, sâlikin nefsini hayvani sıfatlardan, tabiatın kudretinden ve arızî noksanlıklardan temizlemesiyle elde edilen ruhani bir yükselişi ifade eder. Bu, İdris (a.s.)'ın yaşadığı gibi, ruhaniyetin hayvaniyet üzerine galebe çalması ve beşeriyetten tecrit olma hâlidir. İdris (a.s.)'ın 16 sene yiyip içmeden ve uyumadan, beşeriyetinden soyunarak mücerret bir akıl haline gelmesi ve meleklerle konuşması, bu hicr mertebesinin en bariz örneklerindendir. Bu hâl, "hikmet-i kuddûsiyye"nin İdris (a.s.)'a tahsis edilmesinin temel sebebidir.

Bu mertebeye ulaşmak için "riyazât-ı şakka" adı verilen azametli ve şiddetli riyazatlar gereklidir. Riyazat, hayvani sıfatlardan kurtulmanın ve nefsin hakikatini tanımanın anahtarıdır. Buradaki "hayvanlık" terimi, aşağılık bir anlamda değil, nefsin vurucu, kırıcı, parçalayıcı düşük ahlaklarını ifade eder. Sâlik, bu düşük ahlaklardan ve çevre şartlarının, değer yargılarının neden olduğu arızî noksanlıklardan temizlenerek ruhaniyetini nefsanî arzularına hâkim kılar. Bu, nefsin emmâre üzerindeki tasallutunun giderilmesi ve aklın hâkimiyetinin sağlanmasıdır.

Hicr, aynı zamanda "vechini Allah'a teslim eden kimse"nin, yani "muhsin"in ulaştığı bir hâldir. Bu teslimiyet, sadece bedensel değil, tüm varlığıyla, bilgisiyle, ruhuyla, özüyle ve nefsiyle Hakk'a yönelmeyi ifade eder. Bu teslimiyetle beşeriyet kalkar ve kişinin batınındaki ilâhî veçh ortaya çıkar. Bu mertebede, Hakk'ın vechi ihsan edilir ve sâlik nereye baksa Hakk'ın vechini görme idrakine sahip olur. Bu, "urvetil vuska"ya, yani sağlam sapa yapışma olarak da ifade edilir ki, bu sap irfaniyettir.

Hikmet ile ihsan arasındaki rabıta da bu mertebede zahir olur. Hikmet, bir şeyi yerine koymak ve kalbe gelen vasıtasız ilim iken, ihsan lâzım olan bir işi lâzımı vech ile işlemektir. Vechini Hakk'a teslim eden muhsin, ilâhî hikmetle donanır ve bu sayede Hakikat'i idrak eder. Bu mertebe, felsefenin akılcı ve beşerî çıkarımlarının ötesinde, ilâhî ve nebevî bilgiyle desteklenen, tasavvufun ve ilâhî hikmetin alanına girer. "Kuddüs" isminin tecellisiyle de ilgili olan bu mertebe, Hakk'ı noksanlıklardan tenzih etme ve O'nun kemalatını idrak etme hâlidir. Nuh (a.s.)'ın tenzihi aklî iken, İdris (a.s.)'ın tenzihi hem aklî hem de nefsîdir ki bu da hicr mertebesinin derinliğini gösterir.

Kaynaklar

Bu cevabın dayandığı eser — kitabın tam sayfasına götürür.

  1. 1Kaynak · s.37devam edelim. İz--T-B- ------------------- بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ KELİME-İ İDRİSİYE’DE MÜNDEMİC OLAN “HİKMET-İ KUDDÜSİYE”NİN BEYANIDIR İdris; tedOku
  2. 2Kaynak · s.91cennet ile cezalandırılacaktır. Eğer biz cezanın karşılık olduğunu bilmezsek cehennem ile cezalandı tamam ceza denildiği zaman hep yanma, yıkma gibi şeylerle şaOku
  3. 3Kaynak · s.43sadece hayale ve zanna götürür.T.B. ------------- Füsusu-l- Hikem . Gerçek ilâh-i Hikmet ’tir. “ felsefe ” değildir. İz--T-B- ---------- İlahî ve nebevî bir bilOku
  4. 4Kaynak · s.41asla doğru değildir. Tarihte birçok evliyaullahın bu şekilde yaşadığını yazılardan okuyoruz. Bu zevatın hayat hikayeleri yaşantıları, geçişleri akl-ı cüziye erbOku
  5. 5Kaynak · s.61senin ke­filin olayım deniyor. Hazret-i İbrâhîm'in cevabı hemen. "Eslemtü lirabbilâlemîn" oluyor. Yani "ben âlemlerin rabbına teslim oldum" diyor. Ama bu teslimOku
  6. 6Kaynak · s.1534-59. 6 Pey-(4) Hz. Mûsâ Kelîlmullah: (a.s.) 5-60. 6 Pey-(5) Hz. Îsâ Rûhullah: (a.s.) 6-61. 6 Pey-(6) Hz. Muhammed: (s.a.v.) ------------------------- Terzi BabOku
Bu cevap yardımcı oldu mu?

İlgili sorular

Bu cevap, adı geçen eserlerden derlenmiş yapay zekâ destekli bir özettir; dinî hüküm veya fetva değildir. İlim için kaynaklara başvurarak doğrulamanız tavsiye edilir.