İçeriğe atla

Hicr Sûresi Bu kitaptan sâlik için günlük hayatındaki İrfani dersler nelerdir?

Kitap Soruları23 görüntülenme6 kaynak
Kısa cevap

Sâlikin günlük hayatındaki irfânî dersler, Hakikat-i Muhammedî'nin zuhur ve tecellîlerini kendi varlığında idrak etmesi, nefsini arındırarak Hak'la bâkî olması ve her mertebeden âlem kitabını okuyabilmesidir. Bu dersler, kişinin kendini bilmesiyle başlayıp, tevhid mertebelerini öz varlığında toplamasına, ilâhî hikmetin tatbikatına ve Hak'la sürekli bir uyanıklık ve müşahede hâliyle yaşamasına dayanır. Hakikat-i Muhammedî'nin batınî varlığına bağlanarak, ilâhî ilmin tecellîlerini kendi bünyesinde idrak etmek, sâlikin irfânî yolculuğunun temelini oluşturur.

Detaylı cevap

Sâlikin günlük hayatındaki irfânî dersler, bu kitapta çeşitli mertebeler ve tatbikatlar üzerinden açıklanmıştır.

1. Tevhid Mertebelerinin Öz Varlıkta Toplanması (Salât'ın İrfânî Anlamı): Sâlik için en temel irfânî derslerden biri, salâtın (namazın) sadece bedensel bir ibadet olmaktan öte, tevhidin tüm mertebelerini kendi öz varlığında toplamasıdır. Namaz kılan kimse, eğer gerçek salât olgusunu meydana getirmeye çalışıyorsa, bedeniyle ef'al mertebesinde, okuduğu sözlerle esmâ mertebesinde, salât kelimesinin "sad" harfiyle sıfat mertebesinde, "lâm" harfiyle lâhût (zât) mertebesinde ve "te" harfiyle de bütün mertebelerin tevhidini öz varlığında toplamış olur. Bu, tevhid-i ef'al, tevhid-i esmâ, tevhid-i sıfat ve tevhid-i zât mertebelerini kendi bünyesinde idrak edip, namazını bu şekilde kendinden kendine ifa etmesidir. Bu müthiş oluşuma ancak irfân yolundan gelen Hak yolcuları ulaşabilir. Bu, mü'minin mi'racı olan salât-namazdır.

2. Nefsin Zekâtı ve Bekâ Mertebesine Ermek: Sâlikin nefsini olumsuz özelliklerinden temizlemesi bir zekât olduğu gibi, nefsin bizzat kendisinin de bir zekâtı vardır. Bu, "Allah müminlerden nefislerini ve mallarını satın almıştır" (Tevbe, 9/111) âyetinde ifade edildiği üzere, nefsin kendisine atfettiği varlık sıfatını (vücûd) Hakk'a ait görmesi ve varlığını Allah yolunda fedâ etmesidir. İbnü'l-Arabî'ye göre, insanın en sevdiği şey kendi nefsidir ve kul nefsini infak ettiğinde buna karşılık bekâ mertebesine erer, Allah'ı bulur. "Nefsini tezkiye eden kurtulmuştur" (Şems, 91/9) âyetinde belirtilen kurtuluş, bekâ mertebesidir. Nefsinin zekâtını veren kimse, hem nefsini kötülüklerden arındırır hem de mutmainne, razıye, merziyye ve nihayet kemâle doğru bir seyre tabi kılar. Bu sayede Hakk'la bâkî olarak kurtuluşa erer ve ebedî hayat mertebesine ulaşır.

3. Kendini Bilme ve Âlem Kitabını Okuma (Men Kimliğini Tespit Etme): İrfânî yolculuğun ilk adımı, kişinin evvelâ kendini bilmesi ve "men" (kim) liğini tespit etmesidir. Sâlikler, "İkra' kitabek" (İsrâ, 17/14) âyetinde olduğu gibi kendi varlık kitaplarının sayfalarındaki "yesturun" (satırlarını) okurlar. Daha sonra âlem kitabının sayfalarındaki "yesturun" satırlarını gönülden tenzih, teşbih ve tevhid hakikatleri yönleriyle, her mertebeden okurlar. Bu, mutlak irfân ehli muhabbet yönlü âriflerin işidir. Bu irfâniyeti kazanmak, gerçek bir âriften uzun bir süre eğitim almakla mümkün olur.

4. İlâhî Hikmetin Tatbikatı ve Hükümle Faaliyete Geçirilmesi: Kitapta bahsedilen "hikmet", ilâhî hikmet olup, batıl felsefenin nefsânî ve hayalî hikmetinden farklıdır. İlâhî hikmet, Kur'an'da "hüküm" kelimesiyle birlikte anılır; zira hikmet, sadece bilgi değil, aynı zamanda tatbik edilebilir bir durum olmalıdır. Sâlik, ilâhî hikmeti kendi hayatında faaliyete geçirmek için bir hüküm-sistemi gerektiğini idrak eder. Bu, hikmetin hükümle birlikte yaşatılması ve tatbik edilmesi anlamına gelir. Gerçek bireysel hikmet, bütün bu hakikatleri kendi varlığında bulup, onlarla uyanık ve müşahedeli yaşamaktır.

5. Ölmeden Evvel Ölme (İhtiyarî Ölüm): Peygamber Efendimizin "mutü kable ente mut - ölmeden evvel ölünüz" hadisinde belirtilen ihtiyarî ölüm, sâlikin nefsinden ölmesidir. Gerçek bir ârifin nezaretinde tasavvuf ve irfâniyet eğitimi alarak, varlığında kendine ait bir şeyin olmadığını anlayarak yaşamak, sâlikin daha bu günden ölüm denen yaşantının ilmî tatbikatını yapmasıdır. Bu sayede, daha sonra gelecek olan "ızdırarî-zarurî-fizikî" ölüm karşısında hiçbir sıkıntı çekmeyecektir. Bu, sâlikin nefsânî varlığını terk ederek Hakk'ın varlığıyla var olma çabasıdır.

Bu dersler, sâlikin sadece teorik bilgiyle yetinmeyip, bu bilgileri kendi varlığında yaşayarak idrak etmesini ve her anını ilâhî hakikatlerle uyumlu hâle getirmesini gerektiren derin bir irfânî yolculuğu ifade eder.

Kaynaklar

Bu cevabın dayandığı eser — ilgili esere ve bölüme yönlendirir.

  1. 1Eser, s. 71“hem esma mertebesinde, - hem sıfat mertebesinde ve - hem zat mertebelerindeki oluşumların tamamını kapsamına aldığından kişiye ge­niş bir saha açmaktadır. Şimdi”Oku
  2. 2Eser, s. 133“almakla mümkün olabilmek-tedir. Bu hususun ilk hali ise kişinin evvelâ kendini bilmesi ve geçmiş sayfalarda da değinildiği gibi (م ن ) (Men-Kim) liğini tesbit e”Oku
  3. 3Eser, s. 45“ve Hikmeti gücünü ve düzeyini ve asaletini bu kaynaktan, 'hikmetle bakan bir iç göz' ve bir zikir’ den almaktadır. ---------- 'hikmetle bakan bir iç göz' Hakk-ı”Oku
  4. 4Eser, s. 147“ve rahim olan Allah, kendinin düzenlediği rahimlerdekini bilir. Allah, Rahman, Rahim, isimleri besmelemizdir. Bu yüzden, Rahmanın Rahminden doğmayan gerçek mana”Oku
  5. 5Eser, s. 131“açığa çıkaran İnsân-ı Kâmil ( Terzi Baba) Alem aynı zamanda “bayrak” demektir. Alem’in Lâm-ı bayrak direği olan “Lâhud” alemidir. Alt ucuda âlemlerin taşıyıcısı”Oku
  6. 6Eser, s. 13“kesildiği anda Cennet hiçbir şey ifade etmeyecektir. Ancak söylemek istediklerimiz yanlış anlaşılmasın cehenneme göre tabi-i ki Cennet daha güzeldir. (Aslın da ”Oku

Dayandığı eserler

Bu cevap yardımcı oldu mu?

İlgili sorular

Bu cevap, adı geçen eserlerden derlenmiş yapay zekâ destekli bir özettir; dinî hüküm veya fetva değildir. İlim için kaynaklara başvurarak doğrulamanız tavsiye edilir.