İçeriğe atla

Hikâye, kavramı tasavvufta hangi mertebe ile ilişkilendirilir?

Kitap Soruları0 görüntülenme6 kaynak
Kısa cevap

Abdullah bin Dinar hikâyesi, tasavvufî sülûkun tarikat ile hakikat arası bir mertebesi olan "Tenzih" makamını, özellikle de "Tevhid-i Esmâ" mertebesini işler. Bu mertebe, sâlikin fiillerin ardındaki isimleri ve nihayetinde tüm varlığın Allah'ın isimlerinden zuhur ettiğini idrak etmeye başladığı bir geçiş aşamasıdır. Hikâyedeki incir, bu mertebenin sembolü olup, sâlikin nefs mücadelesi ve Allah'ın isimlerinin tecellilerini fark etmesiyle ilgili yaşantıları temsil eder. Bu mertebede sâlik, Allah'ı varlık zuhurlarından arındırma (tenzih) şuuruna ulaşmaya çalışır ve bu süreçte "Yâ Vâhîd" esmasıyla zikreder.

Detaylı cevap

Abdullah bin Dinar hikâyesi, tasavvufî sülûkun belirli bir mertebesindeki yaşantıları ve idrakleri sembolik bir dille anlatır. Bu hikâye, "tarikat ile hakikat arası" bir geçiş mertebesi olarak tanımlanan "Tenzih" makamına işaret eder. Bu makam, sâlikin Allah'ı varlık zuhurlarından arındırma şuuruna ulaşmaya çalıştığı bir yerdir.

Hikâyede geçen "incir" sembolü, bu "Tenzih" mertebesinin ve özellikle de "Tevhid-i Esmâ"nın ana temasıdır. Tevhid-i Esmâ, isimlerin birliği anlamına gelir ve sâlikin fiilleri meydana getiren isimleri birlemesi gerektiğini anlamaya başladığı bir aşamadır. Yani, her fiilin Allah'ın güzel isimlerinden birinin zuhur yeri olduğunu kavramasıdır. Bu mertebenin zikri "Yâ Vâhîd"dir ve âlemi "Âlem-i Melekût"tur. Bu mertebede sâlik, Musa (a.s.)'ın makamına işaret eden "nalınların çıkarılması" sembolüyle de karşılaşır ki bu, dünya hâlinin kalktığı ve ruhül kudüs ile desteklenen rahmanî bir makamdır.

Hikâyenin kahramanı Abdullah bin Dinar, tarikat mensubu bir sâlik olarak nefis mücadelesi vermektedir. Nefsinin incir istemesi ve bu isteği yedi sene ertelemesi, yedi nefis mertebesiyle mücadeleyi ve sıkı bir perhizi ifade eder. Bu süreç, nefs-i sâfiyeye ulaşma maksadını taşır. Nefsinin ona "ayakkabılarını sat onun parasıyla alırsın" demesi, sâlikin bulunduğu makamda dünya hâlinin kalktığına ve Allah'ta fani olma (Fenafillah) hâline doğru ilerlediğine işarettir. Bu, "Tevhid-i Sıfat" mertebesinin başlangıcıdır ki, burada sâlik kendindeki beşerî kudretin aslının sıfatî hakikatlere inkılap ettiğini idrak etmeye başlar.

Dolayısıyla, hikâye sâlikin "Tevhid-i Esmâ" mertebesinde isimlerin birliğini idrak etmesi, ardından "Tevhid-i Sıfat" mertebesine doğru ilerleyerek Allah'ın sıfatlarının her şeyin kaynağı olduğunu anlaması ve bu süreçte nefis mücadelesiyle tenzih şuuruna ulaşmasını konu alır. Bu, sülûkun önemli bir aşaması olup, sâlikin hakikate doğru yolculuğunda yaşadığı temel dönüşümleri sembolize eder.

Kaynaklar

Bu cevabın dayandığı eser — kitabın tam sayfasına götürür.

  1. 1Kaynak · s.161suçladı ve, ve “Âhirette seni Peygamber efendimize şikâyet edeceğim” diyerek bu tavırla da suçladı. Bende sen bilirsin benim dosyam zâten hazır, (kısaca belirttOku
  2. 2Kaynak · s.89ondaki tatbikatın RAHMÂN-Î olması sebebiyle üzerinde fikir beyân etmek edeb-i ilâhiyye ye uymaz dervişe düşen ancak ( tebea ) tabiyet ve ( tavea ) itaate takat Oku
  3. 3Kaynak · s.169kabul edemediğimizi hep birlikte söyleyebiliriz. İşte böylece zannediyorum o pazara hepimiz gıyaben girdik ve bu halleri müşahedeli olarak yaşamağa çalıştık, CeOku
  4. 4Kaynak · s.121boyutlarımızı incelemesi açısından böyle tatbikatlar çok önemlidir. Şimdiye kadar verilen derslerden kim ne almış, kim neleri idrak etmiş, çalışmalarım ne kadarOku
  5. 5Kaynak · s.1GÖNÜLDEN ESİNTİLER BİR HİKÂYE BİR ÇOK YORUM (1) KÖLE VE İNCİR SEPETİ NECDET ARDIÇ İRFAN SOFRASI NECDET ARDIÇ TASAVVUF SERİSİ (25) ABDULLAH BİN DİNAR: Tabiîn devOku
  6. 6Kaynak · s.115omuştur. Bu makamda kişi kendisindeki beşeri kudretin aslı olan sıfati hakikatlerine inkılab etmiştir Parasının olmaması, fakr’a düştüğüne işarettir. (FakrullahOku
Bu cevap yardımcı oldu mu?

İlgili sorular

Bu cevap, adı geçen eserlerden derlenmiş yapay zekâ destekli bir özettir; dinî hüküm veya fetva değildir. İlim için kaynaklara başvurarak doğrulamanız tavsiye edilir.