İçeriğe atla

Hikâyeler, Vecizeler, Atalar Sözü Bu kitaptan sâlik için günlük hayatındaki İrfani dersler nelerdir?

Kitap Soruları4 görüntülenme6 kaynak
Kısa cevap

Sâlikin günlük hayatındaki irfânî dersler, Hakikat'e ulaşma yolunda atılan adımları, kalbî ve amelî dönüşümleri kapsar. Bu dersler, kişinin benliğini aşarak Hak ile birliğe ermesini hedefler. Sâlik, kâinattaki her şeyin Hak'tan zuhur eden şuunat ve sıfatlar olduğunu idrak eder, kesret perdesinin ardındaki vahdeti müşahede eder. İbadetlerin hakikatini mânalarda arar, kayt ve nisbetlerden arınarak gönlünü gafletten kurtarır. En önemlisi, kendi yokluğunu anlayarak Hak deryasında kaybolur, her şeyi hoş görerek "eyvallahçı" bir tavır geliştirir. Bu, dinin, imanın, tarikatın ve insanlığın yedinci mertebesine ulaşma yoludur.

Detaylı cevap

Sâlikin günlük hayatındaki irfânî dersler, bir dizi makâm ve hâl üzerinden ilerler:

  1. Vahdeti Müşahede: Kâinatı yaprak yaprak arayan sâlik, zât-ı Hak'tan ve şuunatından gayrı bir şey görmez. Hakk'ın vücudunu bir derya, âlemi ise bu deryanın dalgaları olarak idrak eder. Ecsam, eb'ad, cihat, maden, nebât, hayvan, Ayşe, Fatma, Ali, Veli, sen, ben gibi kesret ifadelerinin aslında tek bir zâtın gölgesi ve şuunat ile sıfatlarından doğan çokluk olduğunu anlar. Âlemin süratle geçip giden bir hayal olmasına rağmen, o hayalde hakikatin her an didârını gösterdiğini müşahede eder. Kevn ü mekânda nurdan başka bir şey olmadığını, bu nurun zuhuratlarda gözüktüğünü ve Hakk'ın nur, zuhuratın ise âlem olduğunu kavrar. Tevhid işte budur; Allah'ın birliğini idrak ederek O'na ulaşıp kaybolmaktır.

  2. Kayt ve Nisbetlerden Arınma: Mânaların hakikatlerini ibadetlerde aramak yerine, kayt ve nisbetleri kaldırıp gönlünü gafletten kurtarmak esastır. Necat kanunlarını işaretlerde aramak yerine, hakikatlerin kelimelerden giydiği elbiseleri çıkarmayı öğrenir. Bu, zahirî olanın ötesine geçerek bâtınî hakikatlere ulaşma çabasıdır.

  3. Âriflerin Gönlü ve Tecelliyat: Âriflerin gönlü, zât-ı ilâhiyyenin tecelliyatına aynadır. Onlar kâinat vücudunun dışındadır, cihat dairesinin ötesindedir ve sıfat gölgelerinden uzaktır. Hakk'ın sırlarını ve vahdaniyetini akıl idrak edemez; ancak meratib aynasından sıfatlarını tafsilen müşahede etmek mümkündür. Âyân, yani seçilmişler, Hak güneşinin nurunun vurduğu renkli camlar gibidir; onların vücut şişeleri Hakk'ın esansını taşır. Sâlikin görevi, burnunun koku alması için nezleden kurtulmak ve şişenin kapağını açmasını öğrenmektir.

  4. Hiçlik ve Hakikat Diyarı: Sâlik, kendini bir hiç olarak görür, hatta hiçten de öte. Hakikat diyarının esrarından konuştuğunda, sözden başka bir şeyi olmadığını ve o sözün de kendine nisbet edilmemesi gerektiğini bilir, çünkü söz sahibi daha içerdedir. Bu, benliğin ortadan kalktığı, Hakk'ın varlığında eriyip yok olma hâlidir.

  5. İman Mertebeleri ve Ahlakî Gelişim: İmanlar yedi mertebe üzerinden ahlâk, itiyat ve iptilâya sahiptir. En yüksek mertebe, kendi yokluğunu anlayarak Hakk'ın deryasında kaybolmak, kendi zevkinde olmak, her şeyi hoş görerek "eyvallahçı" olmaktır. Bu mertebede dünya varmış yahut yokmuş, aç kalmış, tok olmuş, tuz ekmek yemiş, baklava börek yemiş, hepsi müsavidir. Hayatın bütün dağdağalarından kurtulmuş olup, gam ve şâdi onlar için müsavidir. Kendilerine fenalıkları dokunanlara dahi iyilik yapmak bunların adetlerindendir, çünkü fenalık denen şeyi tefrik etmekten de yüksektirler. Din, iman, tarikat ve insanlık, bu birinci mertebeden yedinci mertebeye varabilme yolunu öğrenmek ve bu yol üzerinden yürümekten ibarettir.

  6. Nefs Bilgisi ve Mirac: İnsanın kâmil bir insan oluncaya kadar ruhunun takip ettiği yol, akl-ı kül, nefs-i kül, arş, kürsi, yedi kat gök, kamer, ateş, hava, su, toprak, maden, nebat, hayvan, insan aşamalarından geçerek kâmil insana ulaşmaktır. Yine ters yüzüne aynı makamlardan geçerek aslına varmağa mirac denir. Bu suretle nefsini bilen, Rabbini bilir. Rabbini bilen ölmez, ebedi hayata kavuşur ve müşahede cennetindedir. Bu makamları geçen kimse, düştüğünü anladığında yine makamını elde edebilir ki bu makama "makam-ı kâbe kavseyni ev edna" denir. Allah ile kul arasındaki perde taş, toprak, arş, kürsi değil, kulun benliğidir. Sâlik, kendinden el çekip kendini Hakka teslim ettiğinde hem rahat olur hem de herkesi rahat görür.

  7. Fena ve Beka Mertebeleri: Sâlik, Fenai Ahkâm (ecsâm hazretleri), Fenai Ef'al (ervah hazretleri), Fenai Sıfat (imkân hazretleri) ve Fenai Zât (hüviyet hazretleri) mertebelerinden geçer. Tahkik ölümünü ilk derece olarak tahakkuk ettirerek ervah âlemine girer, âyân-ı ilmiyeyi müşahede eder. İkinci adım Fenai Sıfat'tır; gayb-ı muzaf hazretine ulaşır, âyân-ı gaybiye görünür. Üçüncü adım Fenai Zât'tır; teayyünatın, şe'niyetin, zuhurun inkıtaıdır. Sâlik kendisini fenadaki terakkisi nisbetinde bekâda bulur, tecelli gayb-ı zât ile bakiye-i vücut mertebeleri sona erer, ıtlak akdesiyyetine ulaşır. Zikir, riyazat, inkisar ve sohbet bu fena ve beka mertebelerinin anahtarlarıdır.

  8. İdrak ve İlham: İdrak, nüfuz-u nazarın artması, bâtın âlemlerine erişmektir. Şahsî idrakten mutlak idrâke cezbe ile geçilir. İlham, kalpten zihne gelen varidat, Allah'tan kula tebligattır. Halk ve Hak ile iki mertebe görünse de hakikatte ilmin taallukatıdır, idrakin derecelenmeleridir, şuur derekatıdır. Gayb-ı mutlakta ilim zeval bulur, ayniyet kaim olur.

  9. Kâmil İnsan ve Ahlak: Kâmil bir insan, acıkan halkın ekmeği, üşüyenin hırkası, güneşte yananın siperi ve gölgesi olur. Kâmil, ârif, olgun seçilmiş kimseler hiçbir menfaat mukabili olmaksızın sırf Allah rızası için yoğurt ve ekmek mayaları gibi yanındakileri kendileri gibi yapmak isterler. Güzel ahlak, Allah'ın yap dediklerini yapmak, yapma dediklerini yapmamak, yani şeriatın ahkâmına riayet etmektir. Akıl on mertebedir; birinci derecedeki akl-ı Muhammedî asıl akıldır. Vicdan ise Allah'ın nurudur ve daima bizimle beraberdir. Vicdan daima kendisini haksız görür, böyle olan vicdan sahibi kâmil bir insandır.

Kaynaklar

Bu cevabın dayandığı eser — kitabın tam sayfasına götürür.

  1. 1Kaynak · s.61benim çocuğuma hizmet ettirmeyin, yormayın, onun yapacağı işin daha alâsını yaptırmak için size her gün on hizmetçi göndereyim.) demiş. Şeyh efendi cevaben: (OğOku
  2. 2Kaynak · s.25Himmeti Hak için olanın da kıymetine paha biçilmez. ------------------------------- Hak sevgilisinin aşkı arttıkça gönül onu gizlemek ister, örtmek ister, gönülOku
  3. 3Kaynak · s.83vicdanî zevki bir gidiş olmasıdır. Kâl değil, hâldir, söz değil, bizzat yaşamadır. Zira tarikat ve tevhid sayesinde nazari, aklî mahiyetten ileri gidemeyenler aOku
  4. 4Kaynak · s.39onlarda helak olsalar ne kazanırsınız? Onlara iyi dua edersek de cennete sokarsak ne kaybedersiniz?) dedi. Hakikaten kayıkdakiler sahile çıktılar, tövbe ve istiOku
  5. 5Kaynak · s.55---------------------------- Eğer yolun gafiller meclisine uğrarsa onların yanında münafıkların mescitte, talebelerin mektepte, mahkûmların zindanda, askerlerinOku
  6. 6Kaynak · s.119bir de idrak ve akıl denilen reisleri vardır ki, dervişler, âşıklar, bir de mirac namazı diye iki rekât namaz kılarak karanlık geceleri ihya ederler. SezişlerinOku
Bu cevap yardımcı oldu mu?

İlgili sorular

Bu cevap, adı geçen eserlerden derlenmiş yapay zekâ destekli bir özettir; dinî hüküm veya fetva değildir. İlim için kaynaklara başvurarak doğrulamanız tavsiye edilir.