Hz. Peygamber'i Rüyada Görmek Bu kitaptan sâlik için günlük hayatındaki İrfani dersler nelerdir?
Sâlik için günlük irfânî dersler, hakikati müşahede etme ve nefsânî hayallerden arınma üzerine kuruludur. Bu dersler, Peygamber Efendimiz'i (s.a.v.) ve Hakikat-i Muhammediyye'yi sürekli müşahede etmeyi, nefsî isimlerden ilâhî isimlere geçişi ve irfân ehli bir mürşidin rehberliğinde fenâ makamlarına ulaşmayı hedefler. Sâlik, bu süreçte kendi varlık sebebinin Hakikat-i Muhammediyye olduğunu idrak eder ve "eb-ul ervah" olan Hz. Muhammed'in (s.a.v.) ahlâkıyla ahlâklanarak, nihayetinde Hakk'ın ahlâkıyla ahlâklanır. Bu, hem kesret âleminde Hakk'ı görmek hem de Hakk'ın aynasında Hakikat-i Muhammediyye'yi müşahede etmekle mümkün olur.
Detaylı cevap
Sâlikin günlük hayatındaki irfânî dersler, öncelikle nefsânî ve hayalî görüşlerden arınmayı gerektirir. Kitapta belirtildiği üzere, Peygamber Efendimiz'i (s.a.v.) duygusal ve zâhirî yönden görmek "sathî ve zâhirî" olup geçicidir. Daha kalıcı bir görüş için "güzel bir tasavvuf ve irfaniyyet eğitimi" alınması şarttır. Bu eğitim, sâlikin öncelikle şeyhinde fânî olmasını (fenâfişşeyh), yani süflî ahlâklarını terk edip mürşidinin ahlâkıyla ahlâklanmasını (tahallâku bi ahlâk-ı şeyh) içerir. Bu makâmın kemâlinde sâlik, Peygamber Efendimiz'de fânî olur (fenâfirrasûl) ve O'nun ahlâkıyla ahlâklanır (tahallaku bi ahlâk-ı Rasûlüllah). Bu hâlde, sâlik adeta sürekli O'nunla birlikte olduğundan, O'nu görme ihtiyacı dahi ortadan kalkar, zira O'nu O'nunla yaşamaya başlar. Bu, kişinin mertebesi haline gelir ve "Muhammed (s.a.v.) gözünden hakk-ı görür."
Daha ileri bir aşamada sâlik, irfân ehli olan şeyhinde Allah'ta fânî olur (fenâfillâh) ve "ahlâk-ı Allah'ın ahlâk-ı" ile ahlâklanır (tahallâku bi ahlâkıllâh). Bu makâmda "Hakk gözünden bakarak bütün âlemde Hakikat-i Muhammed-î den başka bir şey göremez." Bu, "Senden baktım âleme yine Allah-ı gördüm, Hakk gözüyle de seni ya Hz. Muhammed" ifadesiyle özetlenir. Bu makâmlara ulaşmak için yönelinen mürşidin "irfân-ı" olması şarttır.
Sâlikin günlük irfânî derslerinin bir diğer boyutu, kendi nefsânî isimlerinden (esmâ-i nefsiyye) ilâhî isimlere (Esmâül Hüsnâ) geçişidir. Kitapta, "İnsân '99' ölümle ölmedikçe gerçekten ölmüş olmaz" hadîsiyle açıklanan bu süreç, kişinin hayalî ve vehmî nefsî isimlerini terk edip bâtınında var olan gerçek ilâhî isimleri faaliyete geçirmesidir. Bu, "kendi beşeri hayalini İlâhi hayalle, yine kendinde hayal-î olan (hayat) ismini hakiki-İlâhi hayat-a yine kendinde bulunan hayal-î ilmini İlâh-î ilme" dönüştürmekle gerçekleşir. Böylece sâlik, kendi bünyesinde ilâhî isimlerin halifesi olur ve gerçek irfâniyyet bu yolla elde edilir.
Zuhuratlar ve rüyalar da bu irfânî yolculukta önemli bir yer tutar. Sâlikin gördüğü rüyaların mertebesi, onun irfânî seviyesine göre değişir. Nefsânî rüyalardan Rahmanî rüyalara geçiş, kişinin imanının ve amellerinin samimiyetine bağlıdır. "Kim beni rû'ya-sın da görürse, o kimse uyanık beni görür gibidir. Rû'ya-sı doğrudur. Çünkü şeytan bana benzer bir sûrete giremez" hadîsi, Peygamber Efendimiz'i rüyada görmenin önemini vurgular. Ancak bu görüşün de irfânî bir derinliği vardır; "fenâfirrasûl" olduktan sonraki görüş, gerçek manâsıyla O'nu görmektir.
Sonuç olarak, sâlikin günlük irfânî dersleri, nefsânî varlıktan sıyrılarak Hakikat-i Muhammediyye ve İlâhî Hakikat ile bütünleşme, ilâhî isimlerle ahlâklanma ve bu yolla Hakk'ı her şeyde müşahede etme üzerine odaklanır. Bu yolculuk, irfân ehli bir rehberin kılavuzluğunda, sürekli gayret ve samimiyetle kat edilebilir.
Kaynaklar
Bu cevabın dayandığı eser — kitabın tam sayfasına götürür.
- 1Kaynak · s.57“uyuyunca uykusunda şarıl, şarıl akan dereler, sular görmeğe başlamış ve sabah olunca uyanıp hocasının yanına gitmiş. Hocası da (ne oldu oğlum Peygamberimizi gör”Oku
- 2Kaynak · s.23“düşünceler hayal-î ve vehmi olmakta bu yüzden de bu yolla hakk’a ulaşılamamaktadır. (İnsân isimleri dahi eğitir) sözü işte bura da geçerlidir. (Ramuz) da olduğu”Oku
- 3Kaynak · s.59“hazret-i ni her zaman müşahede etmeyi öğrenmeliyiz, işte o zaman bizler de âhır zâmanın gerçek (sahabî’si) hükmüne girmiş oluruz ki, devamlı rû’yet-tir. Ömürde ”Oku
- 4Kaynak · s.9“aslında hiç bir kimsenin hayata bakış ve inancı da kimseye benzemez, bu yüzden değer yargıları da çok farklıdır. İnsânların zâhirlerinde olanlar pek tabii ki bâ”Oku
- 5Kaynak · s.13“oluşumları olduğunu ve geleceğimizin hiçlikte değil, böyle bir âlemde süreceğini ve (bundan benim haberim yoktu) mazeretinin baştan kalkması ve tefekkür ehli in”Oku
- 6Kaynak · s.45“vererek o ilâh-î mahalden bütün âlemlere rahmet olarak gönderdi, zuhur ettirdi. Bu hale göre kavs’ın biri “kadîm” biri “hadîs” biri “vâcip” diğeri “mümkin” ismi”Oku
İlgili sorular
- Tûr kavramı tasavvufta hangi mertebe ile ilişkilendirilir?
- Mübârek kavramı tasavvufta hangi mertebe ile ilişkilendirilir?
- Zümer kavramı tasavvufta hangi mertebe ile ilişkilendirilir?
- Şu'arâ kavramı tasavvufta hangi mertebe ile ilişkilendirilir?
- Mümtehine kavramı tasavvufta hangi mertebe ile ilişkilendirilir?
Bu cevap, adı geçen eserlerden derlenmiş yapay zekâ destekli bir özettir; dinî hüküm veya fetva değildir. İlim için kaynaklara başvurarak doğrulamanız tavsiye edilir.