İçeriğe atla

İnsân-ı Kâmil (Cilt 2) Bu kitaptan sâlik için günlük hayatındaki İrfani dersler nelerdir?

Kitap Soruları1 görüntülenme6 kaynak
Kısa cevap

Sâlikin günlük hayatındaki irfânî dersler, Hakk'ın fiillerini müşahede etme, nefsini terbiye etme ve şeriatın ahkâmına riayet etme üzerine kuruludur. Bu dersler, kişinin kendinden çıkan fiillerde dahi Hakk'ın tasarrufunu görmesini, ancak kötü fiilleri nefsine mal etmeyip şeriata uygun bir yaşam sürmesini gerektirir. Hakk'ın tecellilerini kendi varlığında idrak etmek, bu tecellileri Allah'tan bilmek ve mahlukiyetten uzaklaşarak kendi hakikatini anlamak, sâlikin kemâlât yolculuğunda ilerlemesini sağlar. Bu süreçte, dışarıda görülen her şeyi Hakk'ın fiili olarak hoş görmek, ancak kendi nefsinde şeriata aykırı fiilleri tatbik etmemek esastır.

Detaylı cevap

Sâlikin günlük hayatındaki irfânî dersler, "İnsân-ı Kâmil" kitabında çeşitli mertebeler ve tecelliler üzerinden açıklanır. Bu derslerin temelinde, Hakk'ın fiillerini müşahede etme ve bu müşahedeyi şeriatın ahkâmıyla dengeleme yatar.

Öncelikle, sâlikin fiiller tecellisi mertebesinde öğrenmesi gereken en önemli ders, tüm fiillerin Hakk'tan geldiğini idrak etmesidir. Kaynakta belirtildiği gibi, "Karşıda bir eksi fiil müşahede ettin, ama bizim kafamızda var ki, ortada Allah'ın gücünden başka hiçbir güç yoktur. O fiili işleyen, O'dur, ama eksi ama artı. Biz onun eksiliğini, artılığını karıştırmadan, sadece onu bir tecelli ve fiil olarak düşünmeliyiz." Bu, dışarıda görülen her fiili, olumlu ya da olumsuz fark etmeksizin, Hakk'ın bir tecellisi olarak kabul etmeyi gerektirir. Ancak bu müşahede, kişinin kendi nefsinde kötü fiilleri tatbik etmesine bir gerekçe olmamalıdır. "Kendinde ganiliği tatbik edeceksin, hırsızlığı, eksiliği tatbik etmeyeceksin. Bunu korunmak için, nefsinde tatbik etmeyeceksin." Bu, irfânî bir idrak ile şeriatın amelî kurallarını birleştiren bir yaklaşımdır.

Sâlikin bir diğer dersi, kendinden çıkan fiillerde Hakk'ın tasarrufunu görmedir. Kişi, kendisinden çıkan fiillerin de Hakk'ın fiili olduğunu müşahede etmeli, ancak bunu dile getirmemeli ve edep kurallarına uymalıdır. "Kendisinden çıkan fiil de Hakk'ın fiilidir. Ama kendisi Hakk müşahedesinde ise." Bu, kişinin nefsi emmâresinin vesveselerine kapılmaması için önemlidir. Zira, "Bu iş, Allah'ın iradesi, kudreti ve fiili ile oldu... Benim bunda bir şeyim yok..." gibi sözler, nefsin ilmi yönden bozgunculuğudur. Bu tür bir yanılgıdan korunmanın yolu, irfânî bir eğitim almak ve sünnetten uzaklaşmamaktır.

İsimlerin tecellisi de sâlikin günlük hayatında önemli bir yer tutar. Rabb isminin bir kulda tecelli etmesiyle başlayan bu süreç, Melik ve Kayyum isimlerine kadar uzanır. "Rabb ismi bir kulda tecelli ettiği zaman, bu hadiseler onda daha geniş mahiyette, ma’nâda zuhura çıkmaktadır. Bu haller ve yaşantılar irfani eğitim gerektiren Zât-i hallerdir." Bu tecelliler, sâlikin kendi varlığında Hakk'ın isimlerinin zuhurunu görmesini ve bu yolla kemâlât mertebelerine ulaşmasını sağlar.

Son olarak, sâlikin ahadiyyet tecellisi gibi yüce mertebelerde dahi kendi mahlukiyetini unutmaması ve tecellileri Allah'tan bilmesi gerekir. "Kendinde, anlatılan tecelliden bir şey görürsen, onu Allah'ından, Rabbından bil, ona bağla, yaratılmış şekline olduğunu iddia etme." Bu, kişinin kendi hakikatini anlaması ve halk cihetinden uzaklaşarak Hakk'a yönelmesi anlamına gelir. "Zattan, Haktan ve halktan murad, sen olduğunu bilirsen... halk cihetinden kesilmek suretiyle hükmünü yürüt..." Bu, sâlikin nefsini aşarak, Hakk'ın varlığında fâni olması ve baki kalması yolunda atılan adımlardır. Ancak bu makamlar, istismara açık olduğundan, şeriatın ahkâmına uygunluk esastır. "Meğer ki, şeriatın ahkâmına hali uygun ola… Aksi halde bu müşahedesi kendisine teslim edilemez…"

Kaynaklar

Bu cevabın dayandığı eser — kitabın tam sayfasına götürür.

  1. 1Kaynak · s.1İNSÂN-I KÂMİL Abdülkerim Cîlî Abdülkadir Akçiçek tercümesi Cilt (1/ Kitap/4) (4/13) BÖLÜMLERİ. NECDET ARDIÇ TERZİ BABA ŞERHİ İRFAN SOFRASI NECDET ARDIÇ TASAVVUFOku
  2. 2Kaynak · s.173çıktığı halde, yani kendi sebep olmadan kendinden çıktığı halde yani Hakk'ın bir tecellisi olarak kendinden çıktığı halde, bu "Hakk'tandır" dememesi lâzımdır. İOku
  3. 3Kaynak · s.257vardır, kulda da vardır. Onları Hakk’ın izin verdiği sürece müşterek kullanıyoruz. Kulun da eğitimi vardır, Rabb'ın da eğitimi vardır. Rabb ismi bir kulda tecelOku
  4. 4Kaynak · s.195yapılan o fiile. Başka bir şey denmez… Böyle ki oldu: O fiildeki veya kendisindeki İlâhî kudretin akışını seyretmek kalır; bir de, yüce Hakkın yaptığı değişikliOku
  5. 5Kaynak · s.179olduğunu müşahede edene , bu müşahedesini teslim edemeyiz… Meğer ki, başkasında müşahede ede… Bir müşahedeyi, başkasında kendisi müşahede ede. Kendisine; kitabaOku
  6. 6Kaynak · s.45kendi özünü müşahede ile, Allah'ı müşahede edenlerden olursun… ------------------- Yukarıda anlatılanları, dikkate alarak dinle… Şimdi sen; kendinde, anlatılan Oku
Bu cevap yardımcı oldu mu?

İlgili sorular

Bu cevap, adı geçen eserlerden derlenmiş yapay zekâ destekli bir özettir; dinî hüküm veya fetva değildir. İlim için kaynaklara başvurarak doğrulamanız tavsiye edilir.