İçeriğe atla

İnsân-ı Kâmil (Cilt 3) "İnsân-ı Kâmil" kitabının merkez teması ve asîl dayanağı nedir?

Kitap Soruları0 görüntülenme6 kaynak
Kısa cevap

"İnsân-ı Kâmil" kitabının merkez teması, Abdülkerim Cîlî'nin sistematik bir biçimde ele aldığı İnsân-ı Kâmil mertebesinin tasnîfidir. Kitap, bu yüce hakikati, Zât, Sıfat, İsim, Ulûhiyyet, Ahadiyyet, Vahidiyyet, Rahmâniyyet, Rububiyyet, A'mâ, Tenzih, Teşbih, Fiiller tecellisi ve İsimler tecellisi gibi bölümlerle derinlemesine inceler. Eser, İnsân-ı Kâmil'in Hakk'ın zuhur mahalli ve âlemin göz bebeği olduğu hakikatini vurgulayarak, insanın kendi değerini idrak etmesi ve aslî asaletine ulaşması için bir yol haritası sunar. Bu çerçevede, İnsân-ı Kâmil'in ilâhî sıfat ve esmânın kemâlâtına sahip olduğu, âlemlerin varlığının ve bekâsının onunla kaim olduğu belirtilir.

Detaylı cevap

Kitabın asıl dayanağı, İnsân-ı Kâmil'in Hakîkat-i Muhammediyye ile olan sıkı bağıdır. Kaynaklarda belirtildiği üzere, "İnsân-ı Kâmil" genel anlamda sıfat mertebesi itibarıyla Zât'ın ilk tecellisinin bir ismi olan "Hakikat-i İnsaniye-Hakikat-i Muhammediyye" olarak da anılır. Bu mertebenin zuhur mahalli ise Peygamber Efendimiz (s.a.v.)'dir. Dolayısıyla, İnsân-ı Kâmil vasfı bir tanedir ve sadece O'na aittir. İnsân-ı Kâmil, bütün sahalarda sıfat-ı ilâhiye ve esma-i ilâhiye ve rabbül erbab cihetinden kemâlât sahibi olan insan demektir.

Kitapta, İnsân-ı Kâmil'in hayat mertebesi de ayrıntılı olarak ele alınır. Allah'ın halktaki hayatı tam ve bir olmakla birlikte, halk kendi durumlarına göre o hayatta değişik şekiller alır. Ancak Zât mertebesindeki hayat, sadece insana mahsus bir hayattır ve diğer bütün mertebeleri kapsar. İnsân-ı Kâmil, hayatın tam suretiyle zuhur ettiği kişidir; onda ne izafet ne de mecaz vardır, Hak'ın vücudu ile mevcuttur. Bu durum, onun Hak'ka yakınlığının hiçbir hallerle ilgili olmadığını gösterir.

Ayrıca, İnsân-ı Kâmil'in ilim sıfatı tecellisi de önemli bir yer tutar. Hakikat-i Muhammediyye olan kul, bütün âlemi içinde bulundukları duruma göre bilir. Zaman ve mekân mefhumu olmadan zuhur eden ve edecek olan her şeyi bilir, çünkü her şey zaten kendi zuhurlarıdır. Bu ilim, keşfe ve zevke dayanan aslî ve hükmî bir ilimdir. Bu cem-i icmal-toplu ilimler, Hakikat-i Muhammediyye'nin ilk nokta zuhur mahalli olan Hazret-i Muhammed'de bulunur ve ondan sonra gelen Kâmil İnsanlar da bu ilimleri idrak etmeye çalışırlar. Kitabın kendisi de bu tecelliyle yazılmış bir eser olarak, gönül âleminden gelen bilgileri okuyuculara aktarmayı hedefler.

Kaynaklar

Bu cevabın dayandığı eser — kitabın tam sayfasına götürür.

  1. 1Kaynak · s.1İNSÂN-I KÂMİL Abdülkerim Cîlî Abdülkadir Akçiçek tercümesi Cilt (1/ Kitap/5) (14/20) BÖLÜMLERİ. NECDET ARDIÇ TERZİ BABA ŞERHİ İRFAN SOFRASI NECDET ARDIÇ TASAVVUOku
  2. 2Kaynak · s.179Onda hiçbir izafet ve mecaz yoktur. Onun Hakka yakınlığı, sayılan hallerin hiç biri ile ilgili değildir… Onun misali bir kimsenin, kendi varlığından çıkardığı vOku
  3. 3Kaynak · s.33olarak ihata eder halde olur. İşte… bu ilim sıfatı tecellisini aldıktan sonradır ki o kul; Bütün âlemi, içinde bulundukları duruma göre bilir… Burada aslında kuOku
  4. 4Kaynak · s.177bilmese de böyledir. Bilmesi irfaniyeti yönüyledir. Bilmemesi benliği ve cehaleti yönüyledir. ------------------- Şimdi, yüce Allah'ın insanlardaki HAYAT durumuOku
  5. 5Kaynak · s.165kâmil ferd olur… Diğer bütün insanlarda fizik yapıları itibari ile birer kâmil ferttirler. Ancak bu bahsedilen kemâlat, hakikat-i insaniye yönündendir. BeşeriyeOku
  6. 6Kaynak · s.201yaşarsan buna da “ferdiyet” ismi verilir. Bütün âlemde sadece sen varsındır. Ancak bu hal zâhiren mümkün değil ancak idraki bil hâl ve zevki bir yaşantıdır. NETOku
Bu cevap yardımcı oldu mu?

İlgili sorular

Bu cevap, adı geçen eserlerden derlenmiş yapay zekâ destekli bir özettir; dinî hüküm veya fetva değildir. İlim için kaynaklara başvurarak doğrulamanız tavsiye edilir.