İnsân-ı kavramı tasavvufta hangi mertebe ile ilişkilendirilir?
İnsân-ı Kâmil kavramı tasavvufta, Vücud mertebeleri içinde Ahadiyet mertebesiyle doğrudan ilişkili olup, Zat'ın en kemalli zuhur yeri olarak işlenir. Âmaiyet'ten sonraki ilk tecellî olan Ahadiyet'in iki özelliği, inniyet ve hüviyetten, inniyet tarafı İnsân-ı Kâmil ve Kur'an'ın kaynağıdır. Bu mertebede İnsân-ı Kâmil batınî olarak, yani gizli bir şekilde zuhur eder. İnsân-ı Kâmil, Hakikat-i Muhammedi olarak da anılır ve kurmay, iradî, zatî, en üst mertebedeki var oluş yeridir. Uluhiyet mertebesi ise hüviyetten zuhur eder ve zahirde üstün olan mertebedir; ancak İnsân-ı Kâmil batında uluhiyetten daha üstün bir konuma sahiptir.
Detaylı cevap
İnsân-ı Kâmil, tasavvufî sülûkta ve vücud mertebeleri tasnifinde merkezi bir konuma sahiptir. Terzi Baba şerhine göre, Cenâb-ı Hakk'ın kendi varlığında bilinmezlik hali olan Âmaiyet'ten sonraki ilk tecelli, Ahadiyet mertebesidir. Bu Ahadiyet mertebesinin iki temel özelliği vardır: inniyet ve hüviyet. İnsân-ı Kâmil ve Kur'an, Ahadiyet'in inniyetinden, yani Zatî zuhurundan kaynaklanır. Bu, İnsân-ı Kâmil'in Zat mertebesiyle olan doğrudan ve en derin ilişkisini gösterir. İnsân-ı Kâmil, bu inniyetten batınî olarak, yani gizli bir şekilde zuhur eder ve bu yönüyle uluhiyet mertebesinden daha üstte kabul edilir, ancak zahirde uluhiyet mertebesi üstündür.
Ahadiyet mertebesinden hüviyet ise, Allah ve âlemlerin, yani sıfat mertebesinin kaynağıdır. Vahidiyet mertebesinde "Uluhiyet" başlar ve bu mertebe, Rahmaniyet'e dönüşerek âlemleri meydana getirir. İnsân-ı Kâmil, Ahadiyet mertebesindeki bu inniyetini muhafaza eden, "vene fahtünün" (Ahadiyet mertebesindeki programın) başlangıç noktasıdır. Âdem'in cennetten yeryüzüne indirilmesi, bu programın başlaması ve insanın kendi insanlığını idrak etme imkanına sahip olmasıdır. Bu idrak, kişinin kendi beden toprağına, kendi beden dünyasına Âdemî hakikatin inmesiyle mümkündür.
İnsân-ı Kâmil, "Hakk'ın zât-i zuhur mahalli ve âlemin göz bebeği" olarak tanımlanır. O, Allah'ın taşıyıcısıdır ("Hamele-i Kur'an", "Hamele-i Ullah", "Hamele-i Allah"). Bu taşıyıcılık, yerin, göğün ve onlarda bulunan mahlukatın taşıyamadığı "Kemal-i uluhiyet" emanetini üstlenmesidir. Bu bağlamda, İnsân-ı Kâmil, sadece fiziksel varlığıyla değil, aynı zamanda Zatî ve hakikatî yönüyle de ele alınır. Kişinin kendi hakikatini anlaması, tevhid kitaplarında belirtilen bu mertebeleri idrak etmesiyle mümkündür. İnsân-ı Kâmil, bu mertebelerin en üstünde, Zat mertebesinde, kemalât mertebesinde yer alır ve bütün âlemlerin kendisinde toplandığı bir aynadır.
Kaynaklar
Bu cevabın dayandığı eser — kitabın tam sayfasına götürür.
- 1Kaynak · s.1“İNSÂN-I KÂMİL Abdülkerim Cîlî Abdülkadir Akçiçek tercümesi Cilt (1/ Kitap/3) - Zat-İsim-Sıfat- NECDET ARDIÇ TERZİ BABA ŞERHİ İRFAN SOFRASI NECDET ARDIÇ TASAVVUF”Oku
- 2Kaynak · s.141“Vahidiyet mertebesinde "Uluhiyet" başlıyor. Allah'lık başlıyor. Bu, çok enteresan bir mesele ve bilinen bir mesele de değil aslında. Böyle, olur olmaz şekilde d”Oku
- 3Kaynak · s.139“"Kün"; ol, "Feyekünü"; hemen olur, hemen kabullenir manası ortaya çıkıyor, zuhuru meydana çıkmış oluyor. FA harfinin ifade ettiği manalar ise... şu şekilde sıra”Oku
- 4Kaynak · s.11“yok olan bir benliktir. Bu ben dediğin varlığı ne yaptında, karşılığında ne verdinde elde ettin, sahip oldun, dediğimiz zaman düşünürüz o zaman. Hiç bir şey, ne”Oku
- 5Kaynak · s.143“Hüviyetinden de, uluhiyet mertebesi yani vahidiyet meydana geldi. O zaman, insan mertebesi uluhiyet mertebesinden daha üstte oldu, ama batında kaldı. Zuhura çık”Oku
- 6Kaynak · s.13“nefs kelimesini kullanıyor. Çok az sayıda beşer ismi ile vasfediyot.. Cenab-ı Hakk karşısına muhatab aldığı mertebede "Ya eyyetühen nefsül mutmainne" (89/27) in”Oku
İlgili sorular
- Tûr kavramı tasavvufta hangi mertebe ile ilişkilendirilir?
- Mübârek kavramı tasavvufta hangi mertebe ile ilişkilendirilir?
- Şu'arâ kavramı tasavvufta hangi mertebe ile ilişkilendirilir?
- Kelime-i İlyâsiyye Bu kitaptan sâlik için günlük hayatındaki İrfani dersler nelerdir?
- Sâffât kavramı tasavvufta hangi mertebe ile ilişkilendirilir?
Bu cevap, adı geçen eserlerden derlenmiş yapay zekâ destekli bir özettir; dinî hüküm veya fetva değildir. İlim için kaynaklara başvurarak doğrulamanız tavsiye edilir.