İçeriğe atla

İsrâ 70 ayetini Âdemiyye Fassı bağlamında nasıl anlamalıyız?

Kavram-Fass Eşleşmesi6 görüntülenme2 kaynak
Kısa cevap

İsrâ Sûresi'nin 70. ayeti olan "Andolsun ki biz Âdemoğullarını şereflendirdik..." ifadesi, tasavvufta, özellikle Âdemiyye Fassı bağlamında, insanın Hak Teâlâ'nın isim ve sıfatlarını kendinde toplayan "câmî mahal" oluşuyla açıklanır. Bu şereflendirme, insanın diğer varlıklardan farklı olarak ilahî emaneti yüklenmesi, yani esmâ-i ilâhiyye'nin tecellî mahalli olmasıyla ilişkilidir. Âdemiyye Fassı'nda işlenen bu husus, insanın kâinattaki özel konumunu ve halîfetullah olma vasfını vurgular; zira insan, Hak'ın bütün isimlerini taşıyacak bir kapasiteye sahiptir.

Detaylı cevap

İsrâ 70. ayet, Âdemiyye Fassı'nın temel konularından biri olan insanın eşref-i mahlûkat oluşunu irfânî bir perspektifle ele alır. Bu ayetteki "şereflendirme" (tekrim), insanın sadece fiziksel bir varlık olmanın ötesinde, manevî bir derinliğe sahip olduğunu gösterir. Tasavvufî anlayışa göre, bu şereflendirme, insanın "esmâ-i ilâhiyye'nin câmî mahalliyeti" olmasıyla doğrudan bağlantılıdır. Yani insan, Allah'ın tüm isim ve sıfatlarının kendisinde tecellî edebildiği yegâne varlıktır. Bu durum, Bakara Sûresi'ndeki "ona bütün isimleri öğretti" (Bakara 31) ayetiyle de desteklenir ve insanın bu ilahî emaneti taşıma kapasitesini ortaya koyar.

Âdemiyye Fassı, insanın bu özel konumunu, onun halîfetullah olma vasfıyla açıklar. Halîfetullah olmak, sadece yeryüzünde bir temsilci olmak değil, aynı zamanda Hak'ın iradesini ve hükümlerini kendi varlığında tecellî ettirebilme yeteneğidir. Bu bağlamda, İsrâ 70'teki şereflendirme, insanın diğer varlıkların çekindiği ilahî emaneti yüklenmesiyle de ilişkilendirilir. Emânet Âyeti (Ahzâb 72), göklerin, yerin ve dağların yüklenmekten çekindiği emaneti insanın yüklendiğini belirtir; bu emanet, tasavvufî yorumda "esmâ-i ilâhiyye'nin câmî mahalliyeti" olarak açıklanır. Dolayısıyla, İsrâ 70, insanın bu emaneti taşıma kapasitesi ve bu kapasiteden kaynaklanan üstünlüğü nedeniyle şereflendirildiğini ifade eder. Bu, insanın sadece dünyevî değil, aynı zamanda uhrevî ve manevî bir sorumluluğa sahip olduğunu gösterir¹. İnsan, bu şereflendirme sayesinde Hak ile özel bir ilişki kurma potansiyeline sahiptir ve bu ilişki, onun varlığının hakikatini idrak etmesiyle derinleşir².

Kaynaklar

Cevap metnindeki ¹ ² ³ numaraları aşağıdaki kaynaklara karşılıktır — her biri kitabın tam sayfasına götürür.

  1. 1Gülşen-i Râz ve Şerhi (1) · s.137Bizler Kur’ân-ı Kerîm’deki Âyet-i Kerîme’leri hem âhireti hem dünyâyı ilgilendirecek şekilde anlamalıyız ki bize daha çok fayda sağlasın.Oku
  2. 2Îmân ve İkân · s.165Buradaki ittikayı yani sakınmayı ma’nevi yönüyle yo­rumlamak, kendi varlığının hakikatinin, Hakk'ın hakika­ti olduğunu unutmaktan sakınmak, gaflete ve nefsaniyeOku
Bu cevap yardımcı oldu mu?

İlgili sorular

Bu cevap, adı geçen eserlerden derlenmiş yapay zekâ destekli bir özettir; dinî hüküm veya fetva değildir. İlim için kaynaklara başvurarak doğrulamanız tavsiye edilir.