İçeriğe atla

İsrâ Sûresi "İsrâ Sûresi" kitabının merkez teması ve asîl dayanağı nedir?

Kitap Soruları5 görüntülenme6 kaynak
Kısa cevap

Necdet Ardıç'ın "Gönülden Esintiler: Kur'ân-ı Kerîm'de Yolculuk (17) İsrâ Sûresi" adlı eserinin merkez teması, İsrâ Sûresi'nin tasavvufî ve irfânî derinliklerini, özellikle de Mi'râc hâdisesini sülûkî bir yolculuk olarak açıklamaktır. Kitap, sûrenin ilk âyetinden hareketle, Hz. Peygamber'in Mescid-i Harâm'dan Mescid-i Aksâ'ya gece yürütülmesini (İsrâ) ve oradan semâvâta yükselişini (Mi'râc) sadece zâhirî bir olay olarak değil, aynı zamanda her sâlikin kendi iç dünyasında yaşayabileceği bir mânevî yükseliş ve fenâfillâh mertebesine ulaşma süreci olarak ele alır. Eser, Kur'ân âyetlerinin lafzî anlamlarının ötesindeki bâtınî hakikatlere işaret ederek, okuyucuyu kendi hakikatini idrâk etmeye ve İlâhî Cemâl'i müşahede etmeye davet eder. Bu bağlamda, "İsrâ" ve "Mi'râc" kelimelerinin harf ve ebced değerleri üzerinden yapılan çözümlemelerle, bu yolculuğun mertebeleri ve sülûkî karşılıkları açıklanır.

Detaylı cevap

Kitap, İsrâ Sûresi'nin ilk âyetini ("Sübhânellezî esra Bi abdiHİ leylen minel Mescidil Harami ilel Mescidil Aksallezî barekna havlehu linüriyehu min ayatina* inneHU HÜves Semî'ul Basıyr;") temel alarak, Mi'râc hâdisesini "zat mertebesi itibariyle tahakkuk eden" bir olay olarak tanımlar. Bu hâdise, "Sübhân", "esra" ve "mirac" kelimeleri içerisinde toplanan âlemlerin hakikatini ve Kur'ân-ı Kerîm'in hakikatini ifade eder. Yazar, "esrâ" kelimesinin başlangıcı olan "isr"in Yâkûb (a.s.)'ın lâkabı olduğunu ve "gece yürüyen Allah'ın saf ve temiz kulları" anlamına geldiğini belirtir. Bu, kulun kendi çabasıyla yürüdüğü bir başlangıç mertebesidir. "Esra" ise Hakk tarafından "yürütülen" Hakîkat-i Muhammedi mensubu kulların yolculuğudur ki, bu İlâhî lütufla gerçekleşen bir netice mertebesidir.

Mescid-i Harâm, "Hakîkat-i İlâhiyye'nin olduğu yer" ve "Mi'râc'ın olduğu yer" olarak açıklanırken, Mescid-i Aksâ "sıfat ve esmâ mertebesi" olarak tanımlanır. Bu, zat mertebesinden sıfat mertebesine tenezzül ve tekrar zata dönüş sürecini ifade eder. Yazar, Mi'râc'ın Hz. Peygamber'in "seyri sülûku" olduğunu ve ümmet olarak bizlerin de "namaz mü'minin Mi'râcıdır" hadisi şerifiyle bu Mi'râc'dan nasibimiz olduğunu vurgular. Mi'râc, beşerî aklın idrâk edemeyeceği, İlâhî kudretle meydana gelen bir hakikatler manzumesidir. "Esrâ" kelimesinin harf çözümlemesiyle (elif: birinci insân, sin: ikinci insân, ra: rububiyyet/esmâ mertebesi) Mi'râc'ın ilk bölümünün, Hakk yolunda seyrini sürdüren kişinin kendisini "rububiyyet" ve "esmâ" âlemi itibarıyla tanımaya başlaması olduğu belirtilir. "Mi'râc" kelimesinin harf çözümlemesi (mim: Hakîkat-i Muhammedi, ra: Rahmâniyyet, elif: Ahadiyyet, cim: Cemâl-i İlâhî) ise, gönül âleminde yürüyerek esmâ âlemine ulaşan, oradan Hakîkat-i Muhammedi ile Rahmâniyyet âlemini idrâk ederek sıfat, zat ve Ahadiyyet mertebelerine yükselip İlâhî Cemâl'i seyretmeye başlayan kimsenin hâlini anlatır. Bu, insânlığın temel gayesi ve kendi hakikatini idrâk etme yolculuğudur. Kitap, bu mânevî yolculuğun sadece Hz. Peygamber'e has olmadığını, her sâlikin kendi içinde bu Mi'râc'ı yaşayabileceğini, yeter ki nefsânî engellerden sıyrılarak saf bir gönülle bu hakikatlere yönelsin.

Kaynaklar

Bu cevabın dayandığı eser — kitabın tam sayfasına götürür.

  1. 1Kaynak · s.1GÖNÜLDEN ESİNTİLER: KÛR’ÂN-ı KERÎM’de YOLCULUK (17) İSRA-SÛRESİ NECDET ARDIÇ İRFAN SOFRASI NECDET ARDIÇ TASAVVUF SERİSİ (38) İÇİNDEKİLER:…………………………………SAYFA NO ÖOku
  2. 2Kaynak · s.9için gece seyahat etmiş ve lâkâbı da bu yüzden “isr” olarak kalmıştır, ayrıca Yâkûb (a.s.) İbrâni lügatında isminin anlamı “abdullah” ve “saffetullah” anlamlarıOku
  3. 3Kaynak · s.7bilmekteyiz. Böyle muhteşem bir uyum zâten ancak Allah’ın kelâmında bulunur kulların kelâmı ve ilmi bu hakikatleri ne bilir ve ne de böylece düzenlemeyi bilir. Oku
  4. 4Kaynak · s.23çerçeve­de yaşayan, insânlara Cenâb-ı Hakk’a giden Mi’râc yolunu anlat­mak her halde pek kolay bir iş değildi. Ancak Kelâm-ı İlâh-î en güzel ifadelerle hem o güOku
  5. 5Kaynak · s.19ve soyunu hatırlatmakta­dır. Kardeşi ile aralarında meydana gelmiş bir anlaşmazlık yüzün­den bulunduğu yeri terkederken geceleri yürüyerek yol aldığından kendisOku
  6. 6Kaynak · s.13biraz bu hakikatlerden bize bildirmiş olsalar burada yaşayamayız, bu âlemin şartlarına uyamayız, o nedenle bunlar ilmel yakîn olarak bilgide veriliyor, aynel yaOku
Bu cevap yardımcı oldu mu?

İlgili sorular

Bu cevap, adı geçen eserlerden derlenmiş yapay zekâ destekli bir özettir; dinî hüküm veya fetva değildir. İlim için kaynaklara başvurarak doğrulamanız tavsiye edilir.