İzmir kavramı tasavvufta hangi mertebe ile ilişkilendirilir?
İzmir kavramı, tasavvufî mertebeler bağlamında doğrudan bir mertebe olarak değil, bir benzetme ve temsil aracı olarak kullanılır. Tıpkı bir şehrin (İzmir) farklı bölgeleri (Kordon, Fuar, heykel) olduğu gibi, tasavvufî mertebelerin (Ef'âl, Esmâ, Sıfat, Zât) de birbirinden ayrılmaz ancak kendine özgü yerleri ve yaşantıları vardır. Bu benzetme, mertebelerin birbirine karışmışlığını değil, iç içe geçmişliğini ve her birinin kendi içinde bir bütünlük arz ettiğini vurgular. Sâlikin bu mertebeleri idrak etmesi, tıpkı bir şehri gezip tanıması gibi, her bir mertebenin kendine has özelliklerini ve yaşantısını bilmesiyle mümkündür. Bu idrak, sâlikin kendi varlığındaki ilahî hakikatleri keşfetmesine ve kendini tanımasına hizmet eder.
Detaylı cevap
İzmir kavramı, tasavvufî bir kavram olmaktan ziyade, tasavvufî mertebelerin anlaşılmasına yardımcı olan bir teşbih aracıdır. Bu teşbih, özellikle "Hazarât-ı Hamse" olarak adlandırılan beş ilahî mertebenin (Ef'âl âlemi, Esmâ âlemi, Sıfat âlemi, Zât âlemi ve İnsân-ı Kâmil) birbirleriyle olan ilişkisini ve ayrılmazlığını açıklamak için kullanılır.
Kaynaklarda belirtildiği üzere, "Ef'âl mertebesinde bunların hepsi mevcuttur, Zât mertebesinde bütün bu ef'âl, esmâ, Sıfat hepsi mevcut" ifadesi, mertebelerin birbirlerinden kopuk, ayrı ayrı yerlerde olmadığını gösterir. Ancak her mertebenin kendine ait bir "yeri" ve "bilinmesi gereken" bir özelliği vardır. Bu durum, İzmir şehrinin Kordon boyu, Fuarı veya heykeli gibi farklı bölgelerinin olması, ancak hepsinin İzmir bütünü içinde yer almasıyla örneklendirilir. Kordon dendiğinde İzmir'in içinde olduğu anlaşılır, ancak İzmir'in her tarafı Kordon değildir. Bu benzetme, her mertebenin kendi özgünlüğünü korurken, aynı zamanda diğer mertebelerle olan bağlantısını ve bütünün bir parçası olduğunu ifade eder.
Sâlikin bu mertebeleri idrak etmesi, tıpkı bir şehri gezip tanıması gibidir. "İzmir'e gelmiş olan bir kimse gezecek işte Basmane neresi, Fuar neresi, Konak neresi, bilmesi lazımdır ki bir daha şaşırmasın oralarda başka birisi yanına geldiği zaman da gösterebilsin" ifadesi, sâlikin her bir mertebenin yaşantısını, özelliklerini ve gerekliliklerini bilmesinin önemini vurgular. Bu bilgi, sâlikin kendi sülûkunda doğru adımlar atmasına ve her mertebenin icaplarını yerine getirmesine yardımcı olur.
Ayrıca, mertebelerin her birinin kendi içinde diğer mertebeleri barındırması, tasavvufî taharet kavramıyla da ilişkilendirilir. "Her mertebesi her mertebenin gerektirdiği taharat gerekiyor. Zahirdeki gusül ve namaz abdesti ile aldığımızda zahiri taharat bitiyor üstümüz de kirden pastan temiz ise bu efal aleminin temizliğidir, Esma aleminin bir taharatı vardır, o bitti, arkadan Sıfat mertebesinin taharatı vardır, ayrıca Zat mertebesinin taharatı oluyor" ifadeleri, her mertebenin kendine özgü bir arınma ve temizlenme sürecine sahip olduğunu, ancak bu süreçlerin birbirini tamamladığını ve bir bütünün parçası olduğunu gösterir. Ef'âl mertebesindeki taharet olmadan diğer mertebelere yaklaşmak mümkün değildir.
Sonuç olarak, İzmir kavramı, tasavvufta mertebelerin iç içe geçmişliğini, ayrılmazlığını ve her birinin kendine özgü bir yaşantısı olduğunu anlatmak için kullanılan bir benzetmedir. Bu benzetme, sâlikin kendi varlığındaki ilahî mertebeleri idrak etme ve bu mertebelerin gerektirdiği manevî arınmayı gerçekleştirme yolculuğunu somutlaştırmaya hizmet eder.
Kaynaklar
Bu cevabın dayandığı eser — kitabın tam sayfasına götürür.
- 1Kaynak · s.95“Tabi ef’al mertebesinde bunların hepsi mevcuttur, Zat mertebesinde bütün bu efal, esma, Sıfat hepsi mevcut, yani biz bunları ayırırken bunlar birbirlerinden kop”Oku
- 2Kaynak · s.3“arttırsın inşeallah. “İz-Terzi Baba” Necdet Ardıç Tekirdağ. NEFS 2000 senesini Cuma günü Cuma saatinden bir saat evvel İzmir’de sohbetimize başlıyoruz. Cenab-ı ”Oku
- 3Kaynak · s.23“ağlar. Yani değişik duygular içine girer Kendini beğenmiş olup, şer kaynağıdır, ham sofudur. Yani suret ve şekille uğraşır. Nefs-i levvâmenin belirgin ahlâk ve ”Oku
- 4Kaynak · s.93“de istemesek de اِنَّا لِلَّهِ وَاِنّاَۤ اِلَيْهِ رَاجِعُونَ 2/156 bunu bilenler de öyle diyorlar, biz Allah içiniz Allah’a döneceğiz bakın şuur ile biz dönücüy”Oku
- 5Kaynak · s.13“sırrını ve halini müşahede edinceye kadar çalışmasını sürdürür. Rengi: Gök ve kül rengi tonlarındadır. Mürşidinin himmeti irşadıdır. Şeriat mertebesidir. Bu hus”Oku
- 6Kaynak · s.83“bin dolar olsa biz bunun farkında olmasak o bin doların gene hamalıyız, taşıyıcısıyız. Ama o bizden sonrasına miras kalır. Bizim işimize yaramaz. Mühim olan onu”Oku
İlgili sorular
- Tûr kavramı tasavvufta hangi mertebe ile ilişkilendirilir?
- Mübârek kavramı tasavvufta hangi mertebe ile ilişkilendirilir?
- Zümer kavramı tasavvufta hangi mertebe ile ilişkilendirilir?
- Şu'arâ kavramı tasavvufta hangi mertebe ile ilişkilendirilir?
- Mümtehine kavramı tasavvufta hangi mertebe ile ilişkilendirilir?
Bu cevap, adı geçen eserlerden derlenmiş yapay zekâ destekli bir özettir; dinî hüküm veya fetva değildir. İlim için kaynaklara başvurarak doğrulamanız tavsiye edilir.