İçeriğe atla

Kâf Sûresi Bu kitaptan sâlik için günlük hayatındaki İrfani dersler nelerdir?

Kitap Soruları1 görüntülenme6 kaynak
Kısa cevap

Sâlik için irfanî dersler, beşerî haz ve zevklerin ötesine geçerek ilahî haz ve zevklere ulaşmayı, nefsini tanıyarak Rabbini bilmeyi ve zaruri ölümden önce ihtiyari ölümle Hakk'a dönmeyi içerir. Bu dersler, sâlikin kalbini ilahî marifetin mahalli kılarak, tüm suretlerde Hakk'ı müşahede etmesini ve beşeriyetten sıyrılıp irfan cennetine dâhil olmasını hedefler. Sâlik, bu süreçte nefsinin vehim ve hayallerine karşı sabırla direnmeli, ilahî hakikatleri idrak etmeli ve kendi varlığında tecelli eden ilahî isimleri keşfetmelidir.

Detaylı cevap

Sâlikin günlük hayatındaki irfanî dersler, öncelikle haz ve zevk kavramının idrakinde başlar. Beşerî manadaki haz ve zevkler, nefsin arzularına tabi olup geçici bir tatmin sağlarken, sonunda pişmanlık, üzüntü ve zahmet getirir. Bu tür hazlar, bedensel ve nefsanî olup, kişinin tabiatının aldığı zevklerdir. Ancak sâlik, kendini akl-ı küle ve ilahî hakikatlere dönüştürebildiğinde, bu hazlar ilahî haz ve zevklere dönüşür. Bu, arifane bir haz olup, mideye veya bedene herhangi bir zarar vermez; aksine, insana daha çok huzur ve lezzet verir. Bu durum, "bugünün cenneti" olarak ifade edilir ve irfan cennetine dâhil olmak anlamına gelir. Bu cennete dünyada iken dâhil olan kişi, kendi özüne ve dolayısıyla Hakk'ın özüne ulaşmış olur ki bu, ilmi bir vuslattır. Her vahdet sohbeti, hem kişinin kendi özüne hem de Hak ile olan vuslatıdır ve bu vuslatın verdiği haz, pişmanlığı olmayan bir lezzettir. Bu, "bugünkü cennat-ı irfana dahil olmazsa uşşak yarınki vaad olunan huri gılmanı neylerler" sözüyle de vurgulanır. Bu irfan cennetini dünyada tatmayan kişinin ahirette buna ulaşması mümkün değildir; zira kapısı buradadır. Bu haz ve zevkler, ruhun, gönlün, aklın ve idrakin haz ve zevkleridir.

İkinci olarak, sâlikin irfanî dersleri, "ölmeden önce ölünüz" hadis-i şerifinin tatbikatında kendini gösterir. İrfan ehli, Zat âleminden gelip ef'al, esmâ, sıfat mertebelerini yaşadıktan sonra tekrar Hakk'a döneceklerini bilirler. Bu dönüş, zorunlu ölümle değil, ihtiyari ölümle gerçekleşmelidir. İhtiyari ölümle ölen sâlik, fizik bedeninin varlığını sürdürse de, onu artık Allah'ın tecellisi olarak görür ve kendine ait bir varlık olmadığını anlar. Zira "vücudike zenbike" (vücudunu sen vücut olarak bildiğin sürece bu senin en büyük günahındır) hadis-i şerifi, kişinin kendi varlığını Hak'tan ayrı görmesinin en büyük günah olduğunu belirtir. Bu sayede sâlik, gaflet perdesini açar ve basireti keskinleşir.

Üçüncü olarak, sâlikin irfanî dersleri, nefsini tanıma yoluyla Rabbini bilme makamına ulaşmayı içerir. Arif-i kâmil, tüm suretlerde Hakk'ı müşahede eder ve Hakk'ın her mazharda tecelli ettiğini bilir. Kalp, ilahî marifetin mahallidir ve tüm mertebelerin suretlerinde dönüşüm yapar. Bu sayede arif, kendi nefsinden Hakk'ın nefsini tanır; zira arifin nefsi, Hakk'ın hüviyetinin gayrı değildir. Kevnde mevcut olan her şey Hakk'ın aynıdır. Bu idrakle arif, inkâr edenin de Hak olduğunu bilir, ancak inkâr eden bu hakikatten gafildir. Sâlik, bu irfanî bilgiyle, kendi itikatlarına uymayanları inkâr edenlerin aksine, Hakk'ın tüm tecellilerini kabul eder.

Son olarak, sâlikin irfanî dersleri, nefsin vehim ve hayallerine karşı sabretmeyi ve ilahî hakikatleri idrak etmeyi gerektirir. Sâlik, kendi bünyesindeki nefsi emmare kaynaklı hayal ve vehimlere ve afakta zuhur eden aslı olmayan söylemlere karşı sabretmelidir. Bu sabır, nefsiyle sabredenlerle birlikte olmakla pekişir. "Sabah akşam Rabblerine, O'nun rızasını dileyerek dua edenlerle birlikte ol" ayeti, sâlikin bu yolda yalnız kalmaması gerektiğini vurgular. Sâlik, kendi varlığında tecelli eden Hâdî ismini zuhura getirerek Muhammedî nura ulaşmalı, Mudîll ismi üzere hareket ederek cehaletten uzak durmalıdır. Kendi beşeriyetiyle yaşamak cehalet iken, Hakk'ın verdiği ilim üzere yaşamak Hâdî üzere yaşamaktır. Bu süreçte sâlik, maddi âlemin son sınırı olan arşı kendi başı olarak idrak eder ve fenâfillah mertebesine ulaştığında beşeriyetinden sıyrılarak hakikati ilahiyyeye, yani bâkâbillâh'a geçer. Güneş ilahî hakikatleri, ay hakikati Muhammediyye'yi, yıldız ise beşerî varlığın hakikatini temsil eder. Tüm bu âlemler, gönül âleminde, yani sâlikin kendi içinde mevcuttur.

Kaynaklar

Bu cevabın dayandığı eser — kitabın tam sayfasına götürür.

  1. 1Kaynak · s.175kendi itikatlarına uymayanları inkar ederler. Yalnız burada iki kelimenin üstünde durmak lazımdır, “haz” ve “zevk” bu kelimeler neyi ifade etmektedir. Bir kişi Oku
  2. 2Kaynak · s.213bir takım kimseler dediğimiz irfan ehli bildiler ki, muhakkak ki; biz yine O’na döneceğiz, yani Zat âleminden geldik, ef’al, esmâ, sıfat mertebelerini yaşadık, Oku
  3. 3Kaynak · s.185daha ciddiye al ve idrâk etmeye başla ve kendindeki Hâdî isminin tecellilerini zuhura getir. Mehdî bizim varlığımızda, Deccâl bizim varlığımızda ve Îsâ dâhi bizOku
  4. 4Kaynak · s.3kadar, içinden nasibini alacaktır. Bizim yapmaya çalıştığımız ise bazı gerçeklere ışık tutup bunlardan bir nebze ma’nevi zevk ve huzur almaktır. Cenâb-ı Hakk’taOku
  5. 5Kaynak · s.173kalbin eşkâlde taklibi sebebiyle, suretlerde Hakk'ın taklibini bildi (27). --------------- Yanı ârif-i kâmil cemî'-i suretlerde Hakk'ı müşahede edince, artık buOku
  6. 6Kaynak · s.133istihâle emridir ve bu umûmî emrinde Hak Teâlâ, “Ey toprakta inhilâl etmiş olan zerrât-ı unsuriyye, âlem-i şehâdette her bir mahlûkun hakikatine bir kisve ve taOku
Bu cevap yardımcı oldu mu?

İlgili sorular

Bu cevap, adı geçen eserlerden derlenmiş yapay zekâ destekli bir özettir; dinî hüküm veya fetva değildir. İlim için kaynaklara başvurarak doğrulamanız tavsiye edilir.