İçeriğe atla

Kehf 60-82 ayetinin Terzibaba'ya göre amelî yansıması nedir?

Ayet-TasavvufOrta düzey0 görüntülenme3 kaynak
Kısa cevap

Kehf Sûresi'nin 60-82. ayetleri, Terzibaba'nın tasavvufî anlayışında, Hızır (a.s.) ile Mûsâ (a.s.) kıssası üzerinden, ilâhî emir ve iradenin tecellîlerini, sâlikin amelî hayatındaki karşılıklarını ve ledünnî bilginin önemini vurgular. Bu ayetler, zahirde kötü görünen fiillerin bâtında ilâhî bir hikmete dayandığını ve sâlikin bu hikmeti idrak etmesi gerektiğini gösterir. Özellikle Hızır'ın "Ben bunu kendi emrimle yapmadım" (Kehf, 18/82) sözü, fiillerin gerçek fâilinin Allah olduğunu ve peygamberlerin hareketlerinde masumiyetin ilâhî emre tabi olmaktan kaynaklandığını ifade eder¹. Bu durum, sâlikin nefsinin hilâfet iddiâsından soyutlanarak Hak'ın hilâfet emânetine mahal olması ve fiillerin Hak'tan geldiğini müşâhede etmesi gerektiği amelî bir yansımadır.

Detaylı cevap

Kehf Sûresi'nin 60-82. ayetleri, Mûsâ (a.s.) ile Hızır (a.s.) arasındaki yolculuğu ve bu yolculukta yaşanan olayları anlatır. Bu kıssa, Terzibaba'nın tasavvufî öğretisinde, sâlikin mânevî yolculuğunda karşılaşacağı durumları ve bu durumlar karşısında takınması gereken tavrı temsil eder. Hızır'ın gemiyi delmesi, çocuğu öldürmesi ve yıkılmaya yüz tutmuş duvarı onarması gibi zahiren yanlış görünen fiiller, bâtında ilâhî bir hikmet taşır. Hızır'ın "Ben bunu kendi emrimle yapmadım" (Kehf, 18/82) ifadesi, bu fiillerin aslında ilâhî bir emirle gerçekleştiğini ve Hızır'ın kendi nefsî arzusundan değil, Hak'tan gelen bir iradeyle hareket ettiğini gösterir¹. Bu durum, sâlik için önemli bir amelî yansımadır: sâlikin kendi fiillerini nefsine isnat etmekten vazgeçip, her fiilin ardındaki ilâhî iradeyi görmesi ve teslimiyet göstermesi gerekir.

Terzibaba'ya göre, bu kıssa aynı zamanda ilm-i ledün ve rûh mertebesindeki tecellîlerle de ilişkilidir. Mûsâ'nın Hızır'dan öğrendiği bilgiler, rûhta tezâhür eden ledünnî bilgiye örnektir. Sâlikin, zahirî bilginin ötesine geçerek, olayların iç yüzündeki hikmeti keşfetmesi, rûhâniyet seviyesinde bir ilerlemedir. Ayrıca, Kehf Sûresi'nin 94. ayetinde geçen Ye'cüc ve Me'cüc kıssası da, amel-i salih kavminin hayal ve vehimden gelen zararlara karşı set çekme çabasını anlatır²·³. Bu da sâlikin, mânevî amellerini nefsânî vesveselerden koruması gerektiği amelî bir dersi içerir. Sonuç olarak, Kehf 60-82. ayetleri, sâlikin ilâhî iradeye teslimiyetini, ledünnî bilgiyi talep etmesini ve amellerini nefsânî etkilerden arındırmasını öğütleyen derin bir tasavvufî rehberlik sunar.

Kaynaklar

Cevap metnindeki ¹ ² ³ numaraları aşağıdaki kaynaklara karşılıktır — her biri kitabın tam sayfasına götürür.

  1. 1Kelime-i Mûseviyye · s.387أمْــرِي(Kehf, 18/82) ya’ni “Ben bunu kendi emrim ile yapmadım” dedi. &10024; "Ben bunu kendi emrim ile yapmadım" (Kehf, 18/82) dedi. &10024; "Ben bunu kendi emOku
  2. 2Sohbet Arası Sohbetler CD 20 · s.3694. âyet. (18/Kehf 94) Kâlû yâ zel karneyni inne ye’cûce ve me’cûce mufsidûne fîl ardı fe hel nec’alu leke harcen alâ en tec’ale beynenâ ve beynehum seddâ(seddeOku
  3. 3Enbiyâ Sûresi · s.19694. âyet. (18/Kehf 94) Kâlû yâ zel karneyni inne ye’cûce ve me’cûce mufsidûne fîl ardı fe hel nec’alu leke harcen alâ en tec’ale beynenâ ve beynehum seddâ(seddeOku
Bu cevap yardımcı oldu mu?

İlgili sorular

Bu cevap, adı geçen eserlerden derlenmiş yapay zekâ destekli bir özettir; dinî hüküm veya fetva değildir. İlim için kaynaklara başvurarak doğrulamanız tavsiye edilir.