Kelime-i Eyyûbiyye Bu kitaptan sâlik için günlük hayatındaki İrfani dersler nelerdir?
Sâlik için günlük hayattaki irfânî dersler, esbâbın (sebeplerin) Hak'tan bir hicâb olduğunu idrâk etmek, her şeyin Hak'tan zuhûr ettiğini bilmek ve bu idrâk ile yaşamaktır. Bu dersler, ârif ile gâfil arasındaki farkı ortaya koyar ve sâlikin her an Hak ile irtibatını güçlendirir. Hastalık gibi durumlarda dahi şifânın Hak'tan geldiğini bilmek, esbâba takılıp kalmamak ve her hâlükârda acz ve iftikârını (fakirliğini) idrâk etmek bu derslerin temelini oluşturur. Kurb (yakınlık) ve bu'd (uzaklık) gibi izâfî kavramların hakîkatte vücûdlarının olmadığını anlamak, her şeyin Hak'tan geldiğini ve O'na döndüğünü müşâhede etmek sâlikin mârifet yolculuğunda ilerlemesini sağlar. Bu dersler, sâlikin niyet, fiil, hâl ve mârifet eksenlerinde sürekli bir gelişim içinde olmasını gerektirir.
Detaylı cevap
Sâlikin günlük hayatındaki irfânî dersler, tasavvufî sülûkun temelini oluşturan mârifet ve ubûdiyetin tezâhürleridir. Bu dersler, sâlikin niyet, fiil, hâl ve mârifet eksenlerinde sürekli bir gelişim içinde olmasını sağlar.
1. Esbâbın Hak'tan Bir Hicâb Olduğunu İdrâk Etmek (Mârifet Ekseninde İşleyiş):
Kaynaklarda Dede Efendi'nin hastalığı sırasında ilaç şişelerini göstererek "Bunlar hicâbdır; şifâ Hak'tandır" buyurması, sâlik için önemli bir ders niteliğindedir. Bu durum, "esbâbın kâffesi Hakk'ın 'ayn'ı olduğunu ve esbâbı görmekle vech-i hüviyyetten hicâba düşmemek lâzım geldiğini ihtâr ve ârif ile gâfilin farkını fakîre ifhâm" etmektedir. Yani, sâlik bir hastalığa yakalandığında veya bir musibetle karşılaştığında, zahirî sebeplere (ilaç, doktor vb.) sarılsa bile, şifânın ve kurtuluşun aslında Hak'tan geldiğini bilmelidir. Bu, sebepleri tamamen terk etmek değil, sebeplere takılıp kalmamak, onları Hak'tan ayrı birer güç olarak görmemek demektir. Ârif, her şeyin Hak'tan zuhûr ettiğini bildiği için, sebepleri de Hak'ın tecellîleri olarak görür ve onlara takılıp Hak'tan hicâba düşmez. Gâfil ise sebeplere takılır ve Hak'tan gâfil olur. Bu ders, sâlikin her an Hak ile irtibatını canlı tutmasını ve her durumda O'na tevekkül etmesini sağlar.
2. Her Şeyin Hak'tan Zuhoûr Ettiğini ve O'na Döndüğünü Müşâhede Etmek (Hâl Ekseninde İşleyiş):
"Âlemin kâffesi hakîkaten ve keşfen Hakk'a rücû' ediyor; ve sen ise âlemdensin ve âlemde zâhir olan dahi Hakk'ın hüviyetidir, şu hâlde herhangi tarafa teveccüh edersen, ibâdetten ve belki ubûdiyetten geri kalma!". Bu ifade, sâlikin her an, her yerde ve her şeyde Hak'ın tecellîlerini görmesi gerektiğini vurgular. Sâlik, etrafındaki her varlığın ve her olayın Hak'tan zuhûr ettiğini ve O'na döndüğünü müşâhede etmelidir. Bu müşâhede, sâlikin gafletten uyanmasını ve "hicâbı ve örtüyü nazarından ref' edip, bu hicâbât ve estâr-ı sûriyye altında olan Hakk'a tevekkül et"mesini sağlar. Günlük hayatta karşılaşılan her durum, bir imtihan veya bir lütuf olsun, Hak'tan geldiği bilinciyle karşılanmalıdır. Bu hâl, sâlikin kalbinde sürekli bir ubûdiyet ve teslimiyet duygusu oluşturur.
3. Kurb ve Bu'd Gibi İzâfî Kavramların Hakîkatini Anlamak (Niyet Ekseninde İşleyiş):
Kaynakta kurb (yakınlık) ve bu'd (uzaklık) kavramlarının hakîkatte vücûdları olmayan iki izâfî nisbet olduğu açıklanır. Hz. Eyyûb'un "Bu'd beni messetti" demesi, uzaklığın bile bir yakınlık fiili olan "dokunma" ile ifade edilmesi, bu izâfîliğin bir göstergesidir. Sâlik, günlük hayatta karşılaştığı olaylarda, bir şeyin kendisine yakın veya uzak görünmesinin, aslında Hak'la olan ilişkisinde bir fark yaratmadığını bilmelidir. Hak her şeye yakındır ve her şeyi kuşatmıştır. Bu anlayış, sâlikin niyetini her zaman Hak'ka yöneltmesini ve O'ndan gayrıya meyletmemesini sağlar. "Allâh'ın gayrısına şikâyetten nefsi habsetmek, vücûh-ı ilâhiyyeden bir vech-i hâs olan hüviyyet-i mutlakanın vechine meyletmek demek olur". Bu, sâlikin her durumda Hak'ka yönelme niyetini pekiştirir.
4. Acz ve İftikârını İdrâk Etmek (Fiil Ekseninde İşleyiş):
"Binnetîce abdiyetin hasebiyle acz ve iftikārın sâbit olsun". Sâlik, her ne kadar mârifet deryasında yüzse de, ubûdiyet, acz ve hayretin kendi makâmı olduğunu unutmamalıdır. Günlük hayatta karşılaştığı her başarıda veya başarısızlıkta, kendi gücünün değil, Hak'ın kudretinin tecellî ettiğini idrâk etmelidir. Bu idrâk, sâlikin kibir ve gururdan uzak durmasını, tevâzu içinde yaşamasını ve her fiilinde Hak'ka dayanmasını sağlar. Hz. Eyyûb'un belâlara sabretmesi ve neticede necât bulması, sâlik için bir ibrettir. "Cenâb-ı Eyyûb gibi belâlara dûçâr olup sabrederler; ve bu sabırları mukābelesinde necât bulurlar; ve netîcede dahi sabır ve rızâda ve mükâfatta Eyyûb (a.s.)ın makāmına lâhik olurlar". Bu, sâlikin fiillerini sabır ve rızâ ile süslemesi gerektiğini gösterir.
Bu irfânî dersler, sâlikin Hak ile olan bağını derinleştirir, onu gafletten uzaklaştırır ve her anını bir ubûdiyet ve mârifet vesîlesi hâline getirir.
Kaynaklar
Bu cevabın dayandığı eser — kitabın tam sayfasına götürür.
- 1Kaynak · s.53“Dede Efendi (r.a.) hazretlerinin Kasımpaşa Mevlevîhânesi’nde, esîr-i firâş oldukları bir sırada, huzûr-ı lâmiu’n-nûrlarında oturuyor idim. Yanlarında ilâç şişel”Oku
- 2Kaynak · s.23“o mertebede bir sıfat ile mevsûf ve bir isim ile müsemmâ olmaz. Cemî’-i izâfâttan âlî ve bilcümle kuyûddan berîdir. Ve eğer Hakk’a, âlemin hüviyeti nazarıyla ba”Oku
- 3Kaynak · s.51“kâffe-i esmânın “ayn”ıdır; ve bu vech-i hâssın cemî’-i vücûhda tafsîli, ya’ni “Allah” isminin bilcümle esmâ ile tafsîli, kendi nefsinde tafsîlidir. Ne kadar esm”Oku
- 4Kaynak · s.35“idi. فــين ِ لا وجــود َ لهمــنِسْــبَتَنِ، فَهُمَــفِيــن ِ إِضَلقُــرْب َ ووقــد عَلِمْــت َ أن َّ لبُعْــد َ أمْــرَ لقَرِيــبِ.لبَعيــد ِ وفــيمِهِمَــلعَيْ”Oku
- 5Kaynak · s.11“zikrederek onların ikāmet-i ahkâmını ta’rîf ve tahsîs etti. Ve ba’dehû onlara Rab’lerinden inzâl olunan şeyin ikāmet-i ahkâmını tenkîren ve ta’mîmen beyân eyled”Oku
- 6Kaynak · s.1“﷽ XIX فَص ُّ حِكْمَة ٍ غَيْبِيَّة ٍ فِي كَلِمَة ٍ أيُّوبِيَّةٍ BU FASS KELİME-İ EYYÛBİYYE’DE MÜNDEMİC OLAN HİKMET-İ GAYBİYYE BEYÂNINDADIR Ma’lûm olsun ki, Eyyûb”Oku
İlgili sorular
- Tûr kavramı tasavvufta hangi mertebe ile ilişkilendirilir?
- Mübârek kavramı tasavvufta hangi mertebe ile ilişkilendirilir?
- Zümer kavramı tasavvufta hangi mertebe ile ilişkilendirilir?
- Şu'arâ kavramı tasavvufta hangi mertebe ile ilişkilendirilir?
- Mümtehine kavramı tasavvufta hangi mertebe ile ilişkilendirilir?
Bu cevap, adı geçen eserlerden derlenmiş yapay zekâ destekli bir özettir; dinî hüküm veya fetva değildir. İlim için kaynaklara başvurarak doğrulamanız tavsiye edilir.