Kelime-i Hârûniyye "Kelime-i Hârûniyye" kitabının merkez teması ve asîl dayanağı nedir?
Kelime-i Hârûniyye'nin merkez teması, Hz. Hârûn'un nübüvvetindeki "tâbiiyyet" ve "vezâret" hakîkatidir. Bu Fass, bir kâmile tâbi olmanın da kemâl mertebesi olduğunu vurgular. Asîl dayanağı ise Hz. Mûsâ'nın "Onu kardeşimden bir vezîr kıl" (Tâhâ 20/29) duası ve "Onun dili benden daha fasîhtir" (Kasas 28/34) beyanıdır. Kitap, Hz. Hârûn'un nübüvvetinin rahmetten kaynaklandığını ve Hz. Mûsâ'ya davette yardımcı olmasının önemini işler. Ayrıca, Mûsâ'nın gaybûbeti sırasında Benî İsrâîl'in buzağıya tapması olayında Hârûn'un tutumunu, onun rahmet ve hikmet-i imâmiyye çerçevesinde değerlendirir. Bu hikmet, imâmetin hem bilâ-vâsıta hem de bil-vâsıta tevcîh olunabileceğini gösterir.
Detaylı cevap
Kelime-i Hârûniyye, Fusûsu'l-Hikem'in yirmi dördüncü Fass'ı olup, "Hikmet-i İmâmiyye"yi beyân eder. Bu hikmet, Hz. Hârûn'un şahsında tecellî eden imâmet mertebesini ve onun Hz. Mûsâ'ya olan tâbiiyyetini merkeze alır. İbn Arabî'ye göre her peygamber bir "imâm"dır ve imâmet, cânib-i Hak'tan ya bilâ-vâsıta ya da bil-vâsıta tevcîh olunur. Hz. Hârûn'da bu iki kısım imâmet de sâbit olmuştur; zira o, hem Mûsâ ile müştereken seyf ile ba'solunmuş bir resûl hem de Mûsâ tarafından tevcîh olunan hilâfeti câmi'dir.
Hz. Hârûn'un nübüvveti, "hazret-i rahamût"tan, yani rahmetin mübalağasından kaynaklanır. Bu durum, Kur'ân-ı Kerîm'deki "Biz ona (Mûsâ'ya) rahmetimizden birâderi Hârûn'u nebî olarak vehbettik" (Meryem, 19/53) âyetiyle desteklenir. Hz. Mûsâ'nın hulkan haşîn ve nutukta fasîh olmaması sebebiyle, Hz. Hârûn'un ahlâk-ı hasene ve fesâhat-ı lisâniyyesi, davet emrinde Mûsâ'ya muîn ve zahîr olmuştur. Mûsâ (a.s.), "Onu benim emr-i davetimde müşârik kıl!" (Tâhâ, 20/32) münâcâtıyla Hak'tan Hârûn'un kendisine muâvenetini talep etmiştir. Bu durum, Hz. Hârûn'un nübüvvetinin bi'l-iştirâk, yani Mûsâ'nın nübüvvetine tâbi olarak gerçekleştiğini gösterir.
Bu Fass'ın anahtar mekanizması, tâbiiyyet hakîkatidir. Hz. Hârûn, Mûsâ'dan yaşça büyük olmasına rağmen nübüvvet itibarıyla Mûsâ ondan büyüktü; zira Mûsâ'nın nübüvveti bi'l-asâle iken, Hârûn'unki bi'l-iştirâk idi. Bu durum, bir kâmile tâbi olmanın da kemâl mertebesi olduğunu vurgular. Mûsâ'nın Tûr'a gitmesi ve Benî İsrâîl'in buzağıya tapması olayında, Hârûn'un "Benî İsrâîl arasına tefrika düşürdün demenden korktum" (Tâhâ, 20/94) ifadesi, onun rahmet ve imâmet hikmetini ortaya koyar. O, kavminin arasına tefrika düşmemesi için aşırıya kaçmamış, Rahmân isminin tecellîsiyle hareket etmiştir. Mûsâ'nın Hârûn'u azarlaması ve Hârûn'un "Ey anamın oğlu, benim sakalımı ve saçımı tutma!" (Tâhâ, 20/94) demesi, Hârûn'un rahmet-i zâtiyye ve tabîiyye ile me'lûf olan vâlidesinin ismiyle hitap etmesiyle açıklanır. Bu olayda Mûsâ'nın gazabı, Hârûn'un Benî İsrâîl'i ıdlâlden berâetini görmemesinden kaynaklanmıştır. Hz. Mûsâ'nın, Hârûn'dan sinnen küçük olmasına rağmen hakîkat-i hâli daha iyi bilmesi, nübüvvet mertebelerindeki farklılığı ve ilim terbiyesinin önemini gösterir.
Kaynaklar
Bu cevabın dayandığı eser — kitabın tam sayfasına götürür.
- 1Kaynak · s.1“﷽ XXIV رُونِيَّةٍ مِيَّة ٍ فِي كَلِمَة ٍ هَفَص ُّ حِكْمَة ٍ إِمَ BU FASS KELİME-İ HÂRÛNİYYEDE MÜNDERİC HİKMET-İ İMÂMİYYE BEYÂNINDADIR Ma’lûm olsun ki:Fass-ı Dâv”Oku
- 2Kaynak · s.11“dedikten sonraَ إِنِّي ئِيلخَشِــيت ُ أن ْ تَقُول َ فَرَّقْت َ بَيْن َ بَنِي إِسْــرَ(Tâhâ, 20/94) Ben senin, “Benî İsrâîl arasına tefrika düşürdün!” demenden k”Oku
- 3Kaynak · s.15“şeyin “ayn”ı olarak müşâhede eder. Binâenaleyh Mûsâ (a.s.), ondan sinnen küçük olmakla berâber, daha ârif olduğu için, Hârûn (a.s.)ı terbiye-i ilim ile terbiye ”Oku
- 4Kaynak · s.9“ile baka idi, elvâhta muharrer olan hüdâ ve rahmeti görür 24/7 ve Hârûn (a.s.) üzerine sıfat-ı gazabla zâhir olmaz idi. Çünkü elvâhta muharrer olan hüdâ Hz. Mûs”Oku
- 5Kaynak · s.39“Ekrem hazretlerinin taayyün-i Muhammedîsi ism-i Hâdî’nin mazhar-ı etemmi olduğundan, bu lisân-ı celâlî, lisân-ı cemâlîye muhâlif idi. Bu nokta-i nazardan Hak Te”Oku
- 6Kaynak · s.3“ْ رَحْمَتِنَــوَوَهَبْنَــ(Meryem, 19/53) ya’ni “Biz rahmetimizden Mûsâ’ya, karındaşı Hârûn’u nebî olarak vehbettik” âyet-i kerîmesi mûcibince, hazret-i rahamût”Oku
İlgili sorular
- Tûr kavramı tasavvufta hangi mertebe ile ilişkilendirilir?
- Mübârek kavramı tasavvufta hangi mertebe ile ilişkilendirilir?
- Zümer kavramı tasavvufta hangi mertebe ile ilişkilendirilir?
- Şu'arâ kavramı tasavvufta hangi mertebe ile ilişkilendirilir?
- Mümtehine kavramı tasavvufta hangi mertebe ile ilişkilendirilir?
Bu cevap, adı geçen eserlerden derlenmiş yapay zekâ destekli bir özettir; dinî hüküm veya fetva değildir. İlim için kaynaklara başvurarak doğrulamanız tavsiye edilir.