Kelime-i Hûdiyye Bu kitaptan sâlik için günlük hayatındaki İrfani dersler nelerdir?
Sâlikin günlük hayatındaki irfânî dersler, Hakk'ı her an ve her yerde müşâhede etme, kendi hakîkatini idrâk etme ve bu idrâk ile amel etme üzerine kuruludur. Bu dersler, ilm-i ercül (ayakların ilmi) ile başlayıp, Hakk'ın tüm zuhûrâtında ve mertebelerinde hazır olduğunu bilmeye, nihayetinde ise Hakk'ın kendisi olduğunu idrâk etmeye kadar uzanır. Ârif-i kâmil, Hakk'ı kendi nefsinde ve tüm âlemde, Hakk'ın gözüyle gören, O'nunla hemhâl olan ve bu hâli her an yaşayan kimsedir. Bu idrâk, sâlikin niyetini, fiillerini, hâllerini ve mârifetini Hakk'ın murâdına uygun hâle getirerek, her nefeste Hakk'la huzurda olmayı sağlar. Bu, aynı zamanda, Hakk'ın çeşitli nisbet ve vecihlerle tecellî ettiğini bilmek ve O'nu bu tecellîler içinde tanımaktır.
Detaylı cevap
Sâlikin günlük hayatındaki irfânî dersler, ilm-i ercül kavramı etrafında şekillenir. Bu ilim, zâhirde Hak yolunda yürümekle hâsıl olan, esfel-i sâfilîn olan âlem-i tabîatın mertebelerinde yürüyerek, sıfat-ı beşeriyyeden ve küdûrât-ı nefsâniyyeden bâtını tasfiye etmek suretiyle elde edilen ilimdir [1]. Bu, sâlikin kendi nefsinde sülûk ve harekete kudret olmadığını, vücûdunun müstakil olmayıp gayrdan müfâz olduğunu zevk ve şühûd ile bilmesidir. Kendi Rabb-i hâssının nâsiyesinden tutup, kendine mahsûs olan doğru yol üzerinde yürüdüğünü ve kendisinin de cebren ona tâbi olup bu yolda ilerlediğini idrâk etmesidir [1].
Bu dersler, sâlikin Hakk'ı her yerde ve her an müşâhede etmesini gerektirir. Ârif, "Her ne tarafa dönerseniz vech-i Hak orada zâhirdir" (Bakara, 2/115) ilâhî tenbîhine uyarak, hastalık, şifâ, açlık, tokluk, rahatlık ve belâ gibi tüm avârızda Hakk'ın vechini görür [5]. Bu, sâlikin hangi nefeste kabzolunursa olunsun, Hakk'la hâzır iken kabzolunmasını sağlar. Zira "Yaşadığınız gibi ölür ve öldüğünüz gibi haşrolunursunuz" hadîs-i şerîfi, sâlikin her an Hakk'la meşgul olmasının önemini vurgular [5].
Sâlikin günlük hayatındaki bir diğer önemli ders, kendi hakîkatini ve tarîkatini bilmesidir. "Sen hakîkatini ve tarîkatini bil! Bu takdîrde emir, lisân-ı tercümân üzere sana zâhir oldu. Eğer anladın ise, o lisân-ı Hak’tır; ve onu, fehmi Hak olan bir kimse anladı" [2]. Bu, sâlikin Hakk'ın "ayn"ı olduğunu ve Hakk'ın da onun "ayn"ı olduğunu idrâk etmesidir. Bu idrâk, sâlikin tüm varlığının Hakk'ın zuhûru olduğunu anlamasına yol açar.
Ârif ile gayr-ı ârif arasındaki fark, Hakk'ı görme biçiminde ortaya çıkar. Hakk'ı Hak'tan, Hak'ta, çeşm-i Hak ile gören kimse Hakk'ı âriftir. Yani, vücûd-ı mutlak-ı Hak'tan kendi sûreti üzere zâhir olan Hakk'ı, Hakk'ın vücûdunda, Hakk'ın gözüyle gören kimse âriftir [3, 6]. Kendi nefsinin gözüyle gören ise gayr-ı âriftir; zira Hakk'ı ancak çeşm-i Hak'tan gayrı bir göz göremez [3]. Ârif, Hakk'ı tüm mezâhirde müşâhede eder ve O'nu sûretlerden tenzîh ederken, câhil kendi i'tikâdına muvâfık sûrette tecellîsinde Hakk'ı tanır ve onun dışındaki tecellîleri inkâr eder [6].
Son olarak, sâlikin her bir hâl içinde Hakk'ın indinde olduğunu ve O'ndan münfek olmadığını bilmesi gerekir. "Biz O'nun içiniz; ve O'nun iki elinde O'nunlayız; ve her bir hâl içinde O'nun indindeyiz" [6]. Bu, sâlikin tüm varlığının ve fiillerinin Hakk'a ait olduğunu, O'nun tasarrufu altında olduğunu ve "Nerede olur iseniz O sizinle berâberdir" (Hadîd, 57/4) âyetinin tecellîsini yaşamasıdır [6]. Bu dersler, sâlikin günlük hayatını Hakk'ın murâdına uygun bir şekilde yaşamasına ve her an O'nunla huzurda olmasına imkân tanır.
Kaynaklar
Bu cevabın dayandığı eser — kitabın tam sayfasına götürür.
- 1Kaynak · s.19“(k.s.): ین تنسصناف ِ ملائکه حوحق جان ِ جهانست و جهان جمله بدن ِّ ست و دیگرها همه فنتوحید همینعضالید و عناصر همهفلاك و مو Tercüme: “Hak cihânın cânıdır; ve cihân”Oku
- 2Kaynak · s.33“Lahzacık ârif-i Hak’la sohbet İyidir yüz senelik takvâdan” 331 Fakat ism-i Mudill’in tarîki üzerinde yürüyen gayr-ı ârif, Hakk’ı müşâhede edemediğinden âriflere”Oku
- 3Kaynak · s.83“Hayât, İlim, Sem’, Basar, İrâde ve Kudret ve Kelâm gibi sıfatları vardır ki, halk ile kendi beyninde müşterektir. Müşebbih O’nu o sıfatlar ile vasfeder. 10/57 ل”Oku
- 4Kaynak · s.31“nın “ayn”ı olduğu hâlde bu eşyâyı izhâr edeni tesbîh ederim! tesbîhine ittibâan biri çıkıp “Bu halkın vücûdu Hakk’ın “ayn”ıdır” kavliyle tevhîd-i sırftan bahset”Oku
- 5Kaynak · s.91“illet ve tedâvî ve açlık ve taâm ve râhat ve belâ gibi birçok avârız vardır ki, bunlar insanı işgāl eder; ve bu iştigāl sebebiyle Hakk’a teveccüh edemez. Hâlbuk”Oku
- 6Kaynak · s.81“ve mer’î ve hâkim ve mahkûmün-aleyh hep Hak’tır. Rubâi: Ben bilmez idim gizli ayân hep Sen imişsin Tenlerde vü canlarda nihân hep Sen imişsin Sen’den bu cihân i”Oku
İlgili sorular
- Tûr kavramı tasavvufta hangi mertebe ile ilişkilendirilir?
- Kelime-i Yûnusiyye "Kelime-i Yûnusiyye" kitabının merkez teması ve asîl dayanağı nedir?
- Mü'minûn kavramı tasavvufta hangi mertebe ile ilişkilendirilir?
- Mübârek kavramı tasavvufta hangi mertebe ile ilişkilendirilir?
- Kamer Sûresi Bu kitaptan sâlik için günlük hayatındaki İrfani dersler nelerdir?
Bu cevap, adı geçen eserlerden derlenmiş yapay zekâ destekli bir özettir; dinî hüküm veya fetva değildir. İlim için kaynaklara başvurarak doğrulamanız tavsiye edilir.