İçeriğe atla

Kelime-i İbrâhîmiyye Bu kitaptan sâlik için günlük hayatındaki İrfani dersler nelerdir?

Kitap Soruları0 görüntülenme6 kaynak
Kısa cevap

Sâlikin günlük hayatındaki irfânî dersler, Hak Teâlâ'nın varlığını ve tecellîlerini her an idrâk etme, nefsini arındırma ve Hak ile kurbiyetini artırma üzerine odaklanır. Bu dersler, dünyevî meşgalelerin gelip geçiciliğini ve Hak'tan gâfil olmanın tehlikelerini vurgulayarak, sâliki mânevî kemâle yönlendirir. İrfânî yolculukta sâlik, hem zâtî hakîkatini hem de Hakk'ın âlemdeki zuhûrunu müşâhede etmeyi öğrenir; bu da onu hem dünyevî bağlardan kurtarır hem de Hak ile daimî bir beraberlik hâline ulaştırır.

Detaylı cevap

Sâlik için günlük irfânî dersler, temelde Hak ile olan münâsebetini tahkîk etme ve bu münâsebeti her an canlı tutma esasına dayanır.

  1. Nefsi ve Hünerleri Gayr İçin Feda Etmek, Zâtı Korumak: Kaynak 1'de belirtildiği üzere, sâlikin hünerleri, mârifetleri ve bedeni başkalarının menfaati içindir. Ancak canı ve başı, yani zâtı, kendisi içindir. Zâtullah'ı dünyaya feda etmek "küfr-i mutlak" ve "hayırdan ümitsizlik" olarak nitelendirilir. Bu, sâlikin dünyevî kazançlar uğruna mânevî sermayesini tüketmemesi, zâtî hakîkatini koruması gerektiği anlamına gelir. Beşerî sıfatların fenâsından sonra zâtın bâkî kalması, Hakk'ın zâtıyla kâim olma mertebesine işaret eder. Sâlik, dünyevî ihtiraslardan ve ehl-i dünyanın beğenisinden uzak durmalı, kendi mânevî yolculuğuna odaklanmalıdır.

  2. Ehl-i Dünyadan Uzak Durmak ve Halveti İhtiyar Etmek: Kaynak 1'de "Dünya bir cîfedir ve tâlibi köpeklerdir" hadîsiyle ehl-i dünyanın dünyevî arzularına düşkünlüğü tasvir edilir. Sâlik, ehl-i dünyanın önünde "şeker gibi tatlı" olmamalı, aksine "zehir ve abûsü'l-vech" olmalıdır ki onların zararlarından kurtulabilsin. Eğer sâlik, hünerlerini, mülkünü ve zînetini kendinden "kal' ve kam'" etmeye muktedir değilse, halvette oturarak ehl-i dünyâ ile ihtilâtını kesmeli, kıymetli vakitlerini boş sohbetlere harcamamalıdır. Bu, sâlikin mânevî füyûzâtını koruması ve kalbinin teşevvüşünden sakınması için elzemdir.

  3. Fakrı İhtiyar Etmek ve Kenz-i İrfânı Gizlemek: "Fakr benim fahrımdır" hadîsi (Kaynak 1), sâlikin ehl-i tama'dan uzaklaşarak Ganî-i Mutlak olan Hak Teâlâ'ya ilticâ etmesini teşvik eder. Ehl-i Hak, fakrı tercih ederek ehl-i dünyaya "şekl-i harâbîde" görünürler. Bu, tıpkı hazînelerin harâbelere gömülmesi gibi, sâlikin irfân hazinesini dünyevî gözlerden gizlemesi, mânevî değerlerini koruması anlamına gelir.

  4. Âkil ve Me'kûl Olmaktan Kurtulmak: Kaynak 2'de insan hem maddeten hem de mânen "âkil" (yiyen) ve "me'kûl" (yenilen) olarak tanımlanır. Maddî olarak insan sürekli tüketir ve kendisi de zamanla toprağa karışır. Mânevî olarak ise düşünceler sürekli birbirini yutar. Bu döngüden kurtulmak, "Allâh'ın ahlâkı ile ahlâklanmak" ve cismâniyeti Hakk'ın aşkında fânî kılarak bekâ-yı Hak ile bâkî olmakla mümkündür. Bu mertebeye ulaşan sâlik, sıfât ve esmâ-i ilâhiyyenin mazharı hâline gelir ve "âkil ve me'kûl" olmaktan necât bulur.

  5. Kurb-i Ferâiz ve Kurb-i Nevâfil Mertebeleri: Kaynak 5'te anlatılan kurb-i ferâiz ve kurb-i nevâfil, sâlikin Hak ile olan kurbiyetinin iki farklı veçhesidir. Kurb-i nevâfil, sâlikin nâfile ibadetlerle Hak'ka yaklaşmasıyla elde edilir ve bu mertebede Hak, sâlikin işitmesi, görmesi, eli ve ayağı olur. Kurb-i ferâiz ise daha üstün bir mertebe olup, Hak'kın zâhir olduğu, sâlikin zât ve sıfatlarının fânî olup Hakk'ın idrâkine âlet olduğu hâldir. Sâlikin sülûkünde bu iki kurbiyet mertebesini tahkîk etmesi, Hak ile tam bir vuslata ermesini sağlar.

  6. Keşf-i Evvel ve Keşf-i Sânî ile Hakîkati İdrâk: Kaynak 6'da bahsedilen keşf-i evvel ve keşf-i sânî, sâlikin mârifet yolculuğundaki iki önemli idrâk seviyesidir. Keşf-i evvelde sâlik, a'yân-ı sâbite âyînelerinde Hakk'ın vücûdunu müşâhede eder. Bu, Cemâl'den Celâl ile muhtecib olan ehl-i Cemâl'in hâlidir. Keşf-i sânîde ise, Hakk'ın vücûdunda a'yân-ı sâbitenin sûretlerini de görür. Bu, Hak'tan halk ile ve halktan Hak ile muhtecib olmayan ehl-i kemâlin mertebesidir. Sâlik, bu iki keşfi birleştirerek Hak'kın hem vahdetini hem de kesretini idrâk eder, böylece tam bir kemâle ulaşır.

Bu dersler, sâlikin günlük yaşamında Hak ile daimî irtibat hâlinde olmasını, nefsânî arzularından arınmasını ve mânevî mertebelerde ilerlemesini temin eder.

Kaynaklar

Bu cevabın dayandığı eser — kitabın tam sayfasına götürür.

  1. 1Kaynak · s.77hünerlerim ve maârifim ve tenim, başkalarının intifâı içindir. Fakat canım ve başım benim içindir. Zîrâ sem’ ve basarın hânesi olan baş, tenin direğidir. BinâenOku
  2. 2Kaynak · s.79harâbî altında ehl-i dünyâdan gizledik. 233Ebû Tâlib el-Mekkî,Kūtü’l-Kulû 690 (32. bâb); Aclûnî,Keşfü’l-Hafâ, I, s. 492. 234Hemedânî,Temhîdât, s. 20, 314; BaklîOku
  3. 3Kaynak · s.59etse, eşyâ fânî ve ağyâr ma’dûm olur. Velhâsıl ba’zı ehl-i aklın tevehhümleri gibi O’nun bizden ayrı enâniyeti ve taayyünü yoktur. Bu tevehhümün menşei, O’nun bOku
  4. 4Kaynak · s.51ârif ihâta-i zâtiyyeye nâzırdır. Onun meşhedinde Hakk’ın kabûl etmeyeceği bir hüküm ve zâhir olmayacağı bir vasıf yoktur. Husûsiyle bu tâife-i aliyye (rahmetullOku
  5. 5Kaynak · s.19ورِجْلُــه وجميــع ُ قُــوَمســتور ٌ باطــن ٌ فيــه، فالحَــق ُّ سَــمْع ُ لصَّحِيــحِ.لخَبَــر ِوَرَد َ فــي İmdi eğer Hak zâhir olacak olursa, halk onda mestûOku
  6. 6Kaynak · s.29i’tâsı sebebiyle, Hak’ta olduğunu bilir. Meselâ âyînenin sathında müteayyin olan bir sûretin hâriçte vücûdu yoktur. Fakat sûret sahîbinin âyîneye muntabi’ olan Oku
Bu cevap yardımcı oldu mu?

İlgili sorular

Bu cevap, adı geçen eserlerden derlenmiş yapay zekâ destekli bir özettir; dinî hüküm veya fetva değildir. İlim için kaynaklara başvurarak doğrulamanız tavsiye edilir.