Kelime-i İlyâsiyye Bu kitaptan sâlik için günlük hayatındaki İrfani dersler nelerdir?
Sâlikin günlük hayatındaki irfânî dersler, İlyâsî hikmetin tahakkukuyla kendi hayvâniyetini idrâk etmesi ve aklın hükmünden şehvet makâmına tenezzül ederek mutlak hayvan olmasıdır. Bu hâl, sâlikin kesîf maddî bağlardan arınarak akl-ı mücerred mertebesine yükselmesini sağlar. Böylece sâlik, Hak Teâlâ'nın vücûd-ı mutlakının tüm mertebelerde zuhûrunu ilm-i zevkî ile müşâhede eder ve ârifler zümresine katılır. Bu makâmda sâlik, nefes-i Rahmânî'nin tabiatın ayn'ı olduğunu keşfeder ve ilâhî hikmetin küllî tezâhürlerini idrâk eder.
Detaylı cevap
İlyâsî hikmet, sâlikin günlük yaşamında irfânî bir dönüşüm geçirmesini gerektirir. Bu dönüşüm, İdrîs (a.s.)'ın riyâzâtla akl-ı mücerred makâmına yükselmesi ve ardından İlyâs (a.s.) sûretinde kesâfet-i cismâniyye mertebesine nâzil olması misâliyle açıklanır. Sâlik, bu hikmete vâsıl olmak için kendi aklının hükmünden şehvet makâmına nüzûl etmeli ve "hayvân-ı mutlak" olmalıdır. Bu, aklın tasarruf emrinde müdâhil olmaksızın, Rahmânî vâridâta boyun eğen bir hayvan gibi olmayı ifâde eder. Bu hâle erişen sâlik, ins ve cinnin dışındaki her dâbbenin keşfettiği şeyi keşfeder.
Bu makâmın alâmetleri ikidir: Birincisi, kabristan ziyâretinde kabirde muazzeb olanı ve mütena'im olanı müşâhede etmesi, ölüyü diri ve susanı konuşur görmesidir. İkincisi ise, gördüğünü söylemeye kādir olamaması, yani dilsizliğidir. Eğer keşif gerçekleşir de dil dilsiz olmazsa, makâm-ı hayvâniyetle tahakkuk-ı küllî vâki olmaz. Bu dilsizlik, hayvanın lisân-ı hisse göre konuşamaması, ancak kendi âlem-i misâlinde rûhu ve ma'nâsı ile mütekellim olması gibidir; zira hayvan da bir ismin mazharıdır ve Mütekellim ismi dahi esmâ-i ilâhiyyedendir.
Sâlik, bu makâm-ı hayvâniyetle tahakkuk ettiğinde, kesîf maddî bağlardan arınarak akl-ı mücerred mertebesine intikâl eder. Bu mertebede, idrâkin cesed-i unsurîden kaynaklanmadığını, bilakis tabiat sûretlerinde zâhir olan ahkâmın, a'yân-ı sâbitenin ma'nâları olduğunu anlar. Böylece sâlik, vücûd-ı mutlak-ı Hakk'ın ahadiyet makâmından kesîf mertebelere tenezzülünü ve ulvî-süflî âlemlerdeki zuhûrunu ilm-i zevkî ile müşâhede eder. Bu, Hak Teâlâ'nın tüm mertebelerde, şerîf ve hasîs, azîm ve hakîr olan eşyâda nasıl zuhûr ettiğini zevken bilmesidir. Bu keşif, sâlike "hayr-ı kesîr" i'tâ eder ve onu ârifler zümresine dâhil eder. Bu makâmda sâlik, "Ölmeden evvel ölünüz" sırrına mazhar olur, fenâfillâh hâlini yaşar ve beden kabrinden menşûr olarak Hak'la cem' olduğu kıyâmet-i kübrâsını idrâk eder.
Kaynaklar
Bu cevabın dayandığı eser — kitabın tam sayfasına götürür.
- 1Kaynak · s.69“âlemlerde ve şerîf ve hasîs ve azîm ve hakîr olan eşyâda keyfiyyet-i zuhûrunu ve binâenaleyh Hakk’ı, merâtib-i vücûdun kâffesinde müşâhede edip ilm-i zevkî ile ”Oku
- 2Kaynak · s.77“sâhibi olması için kâfîdir. Zevkan bu mertebeye vâsıl olmayan sâlikin himmeti âlî olursa, Allah Teâlâ hazretleri onu bu mertebeye vusûle muvaffak eder ve ona bu”Oku
- 3Kaynak · s.63“ateşim” dese doğru söyler. Bu bahsin tafsîliFass-ı İbrâhîmî’nin evâilinde mürûr etti. Abdin vücûdu vücûd-ı Hakkānîde muhtefî ve mestûr olduğu vakit, bu neş’et-i”Oku
- 4Kaynak · s.67“Şer 240-262. vanın keşfini haber vermesine gelinceMesnevî-i Şerîf’in beyânıFusûs’a mugāyir değildir. Zîrâ Hz. Şeyh-i Ekber (r.a.) efendimizin “Hayvan gördüğünü ”Oku
- 5Kaynak · s.71“zevât Cenâb-ı Şeyh-i Ekber (r.a.) efendimizin keşf-i âlîlerine muhâlif akvâlde bulunmuşlardır. Ezcümle İmâm-ı RabbânîMektûbât’ının otuz birinci mektûbunda yazar”Oku
- 6Kaynak · s.61“dünyâda iken, neş’et-i âhiret üzere mahşûr ve kabrinden menşûr olmayan bir ârif-i billâh yoktur. Bu ârif-i billâh, avâmın görmediği şeyi görür ve müşâhede etmed”Oku
İlgili sorular
- Tûr kavramı tasavvufta hangi mertebe ile ilişkilendirilir?
- Mübârek kavramı tasavvufta hangi mertebe ile ilişkilendirilir?
- Zümer kavramı tasavvufta hangi mertebe ile ilişkilendirilir?
- Şu'arâ kavramı tasavvufta hangi mertebe ile ilişkilendirilir?
- Mümtehine kavramı tasavvufta hangi mertebe ile ilişkilendirilir?
Bu cevap, adı geçen eserlerden derlenmiş yapay zekâ destekli bir özettir; dinî hüküm veya fetva değildir. İlim için kaynaklara başvurarak doğrulamanız tavsiye edilir.