İçeriğe atla

Kelime-i İlyâsiyye "Kelime-i İlyâsiyye" kitabının merkez teması ve asîl dayanağı nedir?

Kitap Soruları0 görüntülenme6 kaynak
Kısa cevap

"Kelime-i İlyâsiyye" kitabının merkez teması, Hz. İlyâs'ın neş'et-i melekiyye ile neş'et-i insâniyye arasında bir berzahiyet teşkil etmesi ve her iki tarafın hükümlerini kendinde toplamasıdır. Bu durum, onun hem rûhânî âlemle hem de cismânî âlemle ünsiyet kurmasını sağlar. Kitap, İlyâs (a.s)'ın İdrîs (a.s) ile aynı hakîkat olduğunu, ancak farklı taayyünler ve zuhûrlar şeklinde ortaya çıktığını vurgular. Asıl dayanağı, İlyâs (a.s)'ın Ba'l putuna karşı mücâdelesi üzerinden saf esmâ tevhîdini ve yardımcı tanrılaşmaya karşı sırf tevhîdi savunmasıdır. Bu hikmet, sâlikin kendi aklının hükmünden şehvetine nüzûl ederek "hayvân-ı mutlak" olması ve böylece eşyâdaki ilâhî zuhûru keşfetmesiyle idrâk edilir.

Detaylı cevap

"Kelime-i İlyâsiyye", Hz. İlyâs'ın hikmetini "Hikmet-i İnâsiyye" olarak ele alır. Bu hikmetin temelinde, Hz. İlyâs'ın iki neş'et arasında bir berzah olması yatar. O, rûhânî mizâcı sebebiyle melekî sûretlerle, cismânî mizâcı sebebiyle ise beşerî sûretlerle ünsiyet kurar. Bu durum, onun hem melekî mertebelerde seyr ü sülûk etmesini hem de insanlar arasında zuhûr etmesini mümkün kılar. Kitap, İlyâs (a.s)'ın Nûh (a.s)'dan önce nebî olan İdrîs (a.s) ile aynı hakîkat olduğunu belirtir. İdrîs (a.s), kesretli riyâzatlar neticesinde beşerî kesâfetten sıyrılarak rûhânî letâfete ulaşmış ve felek-i Şems mertebesine yükselmiştir. Daha sonra, İlyâs ismiyle Ba'lbek karyesine resûl olarak nâzil olmuştur. Bu nüzûl, tenâsüh vehminden uzak olup, İdrîs (a.s)'ın rûh-ı musavver hâlinde zuhûrudur.

Bu hikmetin idrâki için sâlikin, aklının hükmünden, yani semâdan nefs ve şehvet mahalline, yani arza tenezzül etmesi ve "hayvân-ı mutlak" olması gerekir. "Hayvân-ı mutlak olmak", eşyâda tasarruf hususunda aklın müdahil olmaması ve Rahmânî vâridâta teslim olması anlamına gelir. Bu hâle ulaşıldığında, ins ve cinnin dışındaki her bir dâbbenin keşfettiği şeyler sâlike de münkeşif olur. Bu makâmda, sâlik hayvâniyetiyle tahakkuk ettiğini anlar ve kabirde muazzeb olanları ve mün'am olanları, ölüyü diri, susanı konuşur görür. Bu tahakkukun bir diğer alâmeti ise dilsizliktir; yani sâlik gördüklerini söylemek istese de buna kâdir olamaz. Bu durum, İlyâs (a.s)'ın rûhâniyetinin müşâhede edildiği bir makâmdır. Sâlik, bu makâmda bedenî şehvetlerden ve tabiî lezzetlerden uzaklaşarak tekrar aklî-i mücerred makâmına intikâle şâyân olur. Hz. İlyâs'ın bu berzahî hâli, ateşte kızaran demir parçasına benzetilir; demir hem kendi kesîf sûretini korurken hem de ateşin vasfıyla vasıflanır, böylece hem demir hem de ateş olur. İlyâs (a.s) da neş'et-i melekiyye ve neş'et-i insâniyye arasında bu şekilde bir berzah olup, her iki âlemin hükümlerini kendinde toplamıştır. Bu hikmet, saf esmâ tevhîdini ve putlara karşı sırf tevhîdi merkeze alır.

Kaynaklar

Bu cevabın dayandığı eser — kitabın tam sayfasına götürür.

  1. 1Kaynak · s.63ateşim” dese doğru söyler. Bu bahsin tafsîliFass-ı İbrâhîmî’nin evâilinde mürûr etti. Abdin vücûdu vücûd-ı Hakkānîde muhtefî ve mestûr olduğu vakit, bu neş’et-iOku
  2. 2Kaynak · s.5İdrîs (a.s.) kemâl-i letâfetinden mahall-i kutbdan ibâret olan mekân-ı aliyye ref ’olundu. Ba’dehû “Emîrin putu” ma’nâsına gelen “Baalbek” karyesine resûl olaraOku
  3. 3Kaynak · s.3şeyi görmek için bu şarttır.” 521 22/3 Beyit: Yok ol! Bilmek dilersen bilmek oldur O ol, bulmak dilersen bulmak oldur Meselâ ateşte kıpkırmızı olan demir parçasOku
  4. 4Kaynak · s.1﷽ XXII سِيَّةٍ سِيَّة ٍ فِي كَلِمَة ٍ إِلْيَفَص ُّ حِكْمَة ٍ إِينَ BU FASS-I ŞERÎF KELİME-İ İLYÂSİYYE’DE MÜNDEMİC OLAN HİKMET-İ ÎNÂSİYYE’NİN BEYÂNINDADIR Ma’lûmOku
  5. 5Kaynak · s.69âlemlerde ve şerîf ve hasîs ve azîm ve hakîr olan eşyâda keyfiyyet-i zuhûrunu ve binâenaleyh Hakk’ı, merâtib-i vücûdun kâffesinde müşâhede edip ilm-i zevkî ile Oku
  6. 6Kaynak · s.7ondan şehvet sâkıt oldu. Zîrâ şehvet, bu taayyün-i kesîfin îcâbâtındandır. Hâlbuki o telattuf etmiş idi. Binâenaleyh Cenâb-ı İlyâs şehvetsiz akl-ı mücerred olduOku
Bu cevap yardımcı oldu mu?

İlgili sorular

Bu cevap, adı geçen eserlerden derlenmiş yapay zekâ destekli bir özettir; dinî hüküm veya fetva değildir. İlim için kaynaklara başvurarak doğrulamanız tavsiye edilir.