Kelime-i İsmâiliyye "Kelime-i İsmâiliyye" kitabının merkez teması ve asîl dayanağı nedir?
"Kelime-i İsmâîliyye'de Mündemic Olan Hikmet-i Aliyye" başlıklı bu Fass'ın merkez teması, kulun Rabb'ine karşı tam bir rızâ ve teslimiyet içinde olması, bu rızâ hâlinin neticesinde de Hakk'ın kuldan râzı olmasıdır. Asıl dayanağı ise Kur'ân-ı Kerîm'de İsmâîl (a.s.) hakkında geçen "Babası Rabb'i için kestiğinde, sen ne kararı verirsin baba?" (Sâffât 37/102) ve "Rabb'i nezdinde marzıyya idi" (Meryem 19/55) âyet-i kerîmeleridir. Bu Fass, İsmâîl (a.s.)'ın kurbân hadisesindeki teslimiyetini ve bu teslimiyetin neticesinde Hakk katında elde ettiği rızâ mertebesini işler. Sâlik için bu, Hakk'ın hükümlerine tereddütsüz bir kabûl ve rızâ ile yaklaşmanın amelî bir tatbîkidir.
Detaylı cevap
İbn Arabî, Fusûsu'l-Hikem'de her peygamberi bir "kelime" olarak ele alır ve onun nübüvvet hakîkatinde tezâhür eden mârifet sırrını "Fass" olarak takdîm eder. İsmâîliyye Fassı, Hazret-i İsmâîl'in şahsında tezâhür eden "tâm rızâ" ve "teslimiyet" hikmetini merkezine alır. Bu hikmetin temelinde, kulun Rabb'inden râzı olması ve Rabb'in de kuldan râzı olması (rızâ-i ikiyönlü, yani râdıye-mardiyye hâli) yatar.
Kitapta belirtildiği üzere, İsmâîl (a.s.)'ın Rabb'i indinde "marzî" olması, onun Hakk'a karşı ahd-i sâbık ve lâhikasında va'dine vefâ göstererek sadâkatini ibraz etmesinden kaynaklanır. Bu durum, "Onlar için dillerde yüksek, doğru bir senâ nasîb kıldık" (Meryem, 19/50) âyetiyle de desteklenir. İsmâîl (a.s.)'ın bu yüksek mertebesi, onun "hikmet-i aliyye" ile vasıflandırılmasına sebep olur.
Her mevcûdun, ulûhiyet mertebesinden aldığı hisse, kendi Rabb-i hâssı olan bir isim vâsıtasıyladır ve bu ismin eseri o mevcûdun zâhirî sûretidir. Ancak kâffe-i esmâ-i ilâhiyyeyi câmi' olan "Allah" isminin mazharı olmak, yalnızca "insân-ı kâmil"e mahsustur. İsmâîl (a.s.) da, ism-i zât olan "Aliyy" isminin mazharı olarak, mutlak bir rızâ hâlindedir. Bu rızâ hâli, onun fiillerinin Hakk'ın fiilleri olması ve bu fiillerin, zâhiren çirkin görünse bile, Hakk'ın rızâsına uygun olması demektir.
Nefs-i mutmainne de, İsmâîl (a.s.) gibi marzîdir. Çünkü o, nefsinden rücû' ederek Hakk'ın zuhûruna imkân tanımıştır. "Hak geldi, bâtıl gitti" (İsrâ, 17/81) âyeti bu hâli açıklar. İsmâîl (a.s.)'ın marzî-i mutlak oluşu, onun insân-ı kâmil olması hasebiyle rubûbiyyet-i mutlakayı mutazammın olan cemî' rubûbiyyâtın mazhariyetinde bulunmasından ve ubûdiyyet-i mahza ile muttasıf olmasından kaynaklanır. Bu, sâlik için Hakk'ın iradesine tam bir teslimiyetle boyun eğmenin ve kendi nefsî arzularından fânî olmanın bir gereğidir. Bu mertebeye ulaşan kul, Rabb'ini bilir ve O'ndan gayrı bir Rabb'e nazar etmez.
Kaynaklar
Bu cevabın dayandığı eser — kitabın tam sayfasına götürür.
- 1Kaynak · s.1“﷽ VII فَص ُّ حِكْمَة ٍ عَلِيَّة ٍ فِي كَلِمَة ٍ إِسْمَاعِيلِيَّةٍ KELİME-İ İSMÂÎLİYYE’DE MÜNDEMİC HİKMET-İ ALİYYE’NİN BEYÂNINDA OLAN FASTIR “Hikmet-i aliyye”nin”Oku
- 2Kaynak · s.19“ism-i câmii olur. Nitekim âyet-i kerîmedeلْقَهَّــار ُحِــد ُلْوَللّٰــه ُأأرْبَــاب ٌ مُتَفَرِّقُــون َ خَيْــر ٌ أم ِ(Yûsuf, 12/39) ya’ni “Erbâb-ı müteferrika”Oku
- 3Kaynak · s.21“cemî’-i ef ’âlinden fânî olmuş ve kendisinde ef ’âl isnâd edecek bir vücûd görememiştir. Onun için o nefse gerek mevt-i ihtiyârî ve gerek mevt-i ıztırârî indind”Oku
- 4Kaynak · s.11“müntehâları başka başkadır. Birinin müntehâ-yı sırâtı neş’et-i uhreviyyede cennet ve diğerininki cehennemdir. İmdi her bir “ayn”, kendi vücûdunda, mürebbîsi ola”Oku
- 5Kaynak · s.3“bâtınıdır ve hakîkatidir. Vâkıa her bir mevcûd, âlemlerin Rabb’i olan Allâh’ın mazharıdır. Fakat bu mazhariyet mevcûdâttan her birinin rubûbiyyet-i mutlakadan m”Oku
- 6Kaynak · s.37“ve abîd arasındaki temeyyüz “erbâb” arasındaki temeyyüzdür; ve erbâb ise yekdîğerinden havâss-ı zâtiyyeleriyle ayrılırlar. İmdi bu ayrılış evvelen hazret-i esmâ”Oku
İlgili sorular
- Tûr kavramı tasavvufta hangi mertebe ile ilişkilendirilir?
- Mübârek kavramı tasavvufta hangi mertebe ile ilişkilendirilir?
- Zümer kavramı tasavvufta hangi mertebe ile ilişkilendirilir?
- Şu'arâ kavramı tasavvufta hangi mertebe ile ilişkilendirilir?
- Mümtehine kavramı tasavvufta hangi mertebe ile ilişkilendirilir?
Bu cevap, adı geçen eserlerden derlenmiş yapay zekâ destekli bir özettir; dinî hüküm veya fetva değildir. İlim için kaynaklara başvurarak doğrulamanız tavsiye edilir.