İçeriğe atla

Kelime-i Lûtiyye Bu kitaptan sâlik için günlük hayatındaki İrfani dersler nelerdir?

Kitap Soruları0 görüntülenme6 kaynak
Kısa cevap

Sâlikin günlük hayatındaki irfânî dersler, Hakk'ı vekil ittihaz etmek, tasarruftan vazgeçmek ve acz ile zuhûr etmektir. Ârif, ubûdiyet makâmında tahakkuk ederek kendi iradesini Hakk'ın iradesinde fânî kılar ve Hakk'ın vücûduyla kâim olduğunu idrâk eder. Bu idrâk, ârifi tasarruftan men eder; çünkü o, her şeyin yerli yerinde olduğunu ve Hakk'ın muradına uygun cereyan ettiğini müşâhede eder. Bu hâl, ârifin kemâl-i mârifetinden neş'et eder ve onu acz ve za'f ile zâhir kılar. Ârif, âlemde tasarruf ettiğinde dahi bu, kendi ihtiyarıyla değil, emr-i ilâhî ve cebr ile gerçekleşir; zira o, Hakk'ın huzûrundadır ve kendi nefsine ait bir iradeye sahip değildir.

Detaylı cevap

Sâlikin günlük hayatındaki irfânî dersler, öncelikle Hakk'ı vekil ittihaz etme ve tasarruftan vazgeçme prensipleri etrafında şekillenir. Kitapta belirtildiği üzere, Cenâb-ı Hak kullarını halife kıldığı şeyde onlara infak ile emreder ve "Sizi rubûbiyette halife kıldım; ve cemî'-i kuvâ ve cevârihiniz mademki ben oldum, siz dahi vücûd-ı izâfînize âit taallukātın kâffesini bana îsâr ediniz; ve cemî'-i umûrda beni vekil ittihâz edip, tasarrufla zâhir olmayınız!" buyurur. Bu, sâlikin kendi iradesini ve kudretini Hakk'a teslim etmesi, her işinde Hakk'ı vekil bilmesi anlamına gelir.

Tasarruftan vazgeçme hâli, ârifin mârifetinin kemâliyle doğru orantılıdır. Ârif, ubûdiyet makâmında tahakkuk ettiğinde, kendiliğinden tasarrufa kalkışmaz, efendisinin emrine intizar eder. Kendi iradesini efendisinin iradesinde fânî kılar ve kendi varlığının adem-i izâfîden mahlûk olduğunu, Hakk'ın vücûduyla kâim bulunduğunu görür. Bu müşâhede, onu tasarrufu terk etmeye sevk eder. Zira ârif, tasarruf eden ile tasarruf olunanı bir vücûddan ibaret bilir ve vücûd-ı mutlakın ahadiyetini müşâhede ettiğinden, kimin üzerinde tasarruf icra edeceğini bilemez.

Bu durum, ârifin acz ve za'f ile zuhûr etmesiyle sonuçlanır. Tam mârifet sahibi ârif, gāyet acz ve za'fla zâhir olur. Çünkü himmetle tasarruf etmek için kuvâ-yı zâhire ve bâtınenin hey'et-i mecmûasını o şeye tam bir huzur ve küllî bir teveccüh ile yöneltmek gerekir. Ancak mârifet, ârifi bu cemiyetten ayırır; zira himmetini sarf edeceği şeye külliyetle teveccüh edip onu kalbine idhal etmek, Hakk mârifetini kalbinden çıkarmayı gerektirir. Bu nedenle, mârifeti tamam olan ârif, tasarruftan ârî ve acz ile zâhir olur.

Sâlik, bu irfânî dersler doğrultusunda, âlemdeki her şeyin yerli yerinde olduğunu ve Hakk'ın muradına uygun cereyan ettiğini idrâk eder. Kendisine münâzi' olan kimsenin dahi hakikatinden dışarı çıkmadığını, ilm-i ilâhîdeki ayn-ı sâbitesinin sübûtu hâlinde ve mertebe-i ilimde ademi hâlinde, kendi hakikati üzerinde sâbit olduğunu bilir. Bu idrâk, ârifi, kendisine münâzi' olan şeyin ref'ine himmetini sarf etmekten men eder.

Sonuç olarak, sâlikin günlük hayatındaki irfânî ders, Hakk'ın mutlak tasarruf sahibi olduğunu kabul etmek, kendi iradesini O'nun iradesine tabi kılmak ve her durumda aczini idrâk ederek Hakk'a teslim olmaktır. Bu teslimiyet, ârifi kemâl-i mârifete ulaştırır ve onu gerçek hürriyete kavuşturur.

Kaynaklar

Bu cevabın dayandığı eser — kitabın tam sayfasına götürür.

  1. 1Kaynak · s.23kullarını istihlâf ettiği şeyde, onlara infâk ile emreder. Ya’ni “Sizi rubûbiyette halîfe kıldım; ve cemî’-i kuvâ ve cevârihiniz mâdemki ben oldum, siz dahi vücOku
  2. 2Kaynak · s.15münbaisdir. Vechin birisi budur ki: Ârif makām-ı ubûdiyyette tahakkuk etmiştir; kendiliğinden tasarrufa kıyâm etmez. Efendisinin emrine intizâr eder; her ne emrOku
  3. 3Kaynak · s.19gılâf içindedir” kavillerindendir. Ve o gılâf dahi 13/14emri alâ-mâ-hüve-aleyh idrâk etmekten setreden bir perdedir. İşte bu ve onun emsâli, ârifi âlemde tasarrOku
  4. 4Kaynak · s.17yüz bin asker ile Semerkand’ın zabtına teveccüh eder. Şâh Nakşbend (r.a.)ın hulefâsından Ubeydullah Ahrâr (r.a.) orada imiş. Onların himmet ve tasarrufuyla askeOku
  5. 5Kaynak · s.49ْ يا ولي ُّ هذه ُ 13/35Ey velî bu kelime-i Lûtıyyede’ki hikmet-i melkiyyeyi tahkîk et! Zîrâ ma’rifetin içleridir. Çünkü bu fass-ı münîfde Hz. Şeyh (r.a.), insanOku
  6. 6Kaynak · s.29eğer tasarruftan men’olunursa, tasarruf etmez; ve eğer tasarruf etmek ve etmemek husûsunda muhayyer bırakılırsa, âdâb-ı ubûdiyyete riâyeten, tasarrufun terkini Oku
Bu cevap yardımcı oldu mu?

İlgili sorular

Bu cevap, adı geçen eserlerden derlenmiş yapay zekâ destekli bir özettir; dinî hüküm veya fetva değildir. İlim için kaynaklara başvurarak doğrulamanız tavsiye edilir.