İçeriğe atla

Kelime-i Muhammediyye Bu kitaptan sâlik için günlük hayatındaki İrfani dersler nelerdir?

Kitap Soruları0 görüntülenme6 kaynak
Kısa cevap

Bu eserde sâlikin günlük hayatına yönelik irfânî dersler, Hakk'ın ma'rifetine ulaşmanın yollarını ve bu yolda karşılaşılan mertebeleri açıklar. İnsanın kendi nefsini bilmesi, Rabb'ini bilmesine mukaddeme olarak sunulur. Bu, Hakk'ın mutlak ve mukayyed mertebelerdeki tecellîlerini idrâk etmekle mümkündür. Sâlik, kendi vücûd-ı izâfîsindeki sıfatlardan yola çıkarak Hakk'ın kemâlâtına istidlâl eder. Bu idrâk, Hakk'ın tüm mevcûdâtta zuhûrunu müşâhede etmeyi ve her şeyde O'nun cemâl ve celâl tecellîlerini fark etmeyi gerektirir. Özellikle kadın ve güzel kokular üzerinden yapılan açıklamalar, Hakk'ın rahmetinin ve tecellîlerinin âlemdeki yayılımını ve sâlikin bu tecellîlere karşı tavrını ortaya koyar. Bu dersler, sâlikin her anını Hakk'la irtibatlı kılmasını ve O'nun varlığını her yerde görmesini sağlar.

Detaylı cevap

Sâlikin günlük hayatındaki irfânî dersler, "men arefe nefsehû fa-kad arefe rabbeh" (kim nefsini tanırsa Rabb'ini tanır) hadîs-i şerîfi ekseninde şekillenir. Bu hadîs, mârifet makâmının temelini oluşturur. Sâlik, kendi nefsindeki izâfî vücûdu ve sıfatları idrâk ederek, Hakk'ın hakîkî vücûdunun ve küllî sıfatlarının varlığına ulaşır. Bu, Hakk'ın mertebe-i ıtlâkta bilinemezliğini ve mertebe-i kesâfette zuhûrunu anlamakla mümkündür.

Sâlik, kendi nefsini sıfât-ı kemâliyye ile ârif olduğunda, Rabb'ini de ârif olur. Zira kendi vücûdunda hayât, ilim, sem', basar, irâde, kudret, kelâm ve tekvîn gibi sıfatların Hakk'ın hakîkî vücûdundan geldiğini müşâhede eder. Bu müşâhede, sâlikin kendi nefs-i mütekâsifinin isti'dâdı kadar, Hakk'ın nâmütenâhî kemâlâtına istidlâl etmesini sağlar. Sultan Veled'in beyitlerinde ifade edildiği gibi, Hak, halkı zulmette yarattığında üzerlerine rahmet-i rahmâniyyesinden nûr saçmış ve onlara ilim ve sehâ gibi sıfât-ı kadîmesinden gevherler vaz'etmiştir ki, sâlik kendinde O'nun sıfatlarını görsün ve O'nun sıfatlarından da zâtını müşâhede etsin. İnsanın teni, Hakk'ın sıfatlarının dükkânıdır; bu dükkânda Rahmân'ın sıfatları vardır. Sâlik, kendinde Hudâ'nın sıfatlarını görerek, bu azdan kesîre doğru seyr eder.

Bu irfânî dersler, sâlikin her şeyi Hakk'ın tecellîsi olarak görmesini gerektirir. Tecellî-i zât ve tecellî-i esmâ ve sıfât ayrımı, sâlikin münkerâta karşı tavrını belirler. Muhibb, tecellî-i zâtîyi def' edemezken, tecellî-i esmâ ve sıfâtı def' edebilir. Nâ-meşrû' olan her şeyde kahr ve celâl, marzî olan her şeyde ise lutf ve cemâl nişânı görür. Bu, "Yâ Rabbi, saht ve kahrından rızâna sığınırım" ve "Sen'den Sana sığınırım" ifadeleriyle tezâhür eder.

Ayrıca, Peygamber Efendimiz'e sevdirilen "nisâ" ve "tıyb" (güzel kokular) üzerinden yapılan açıklamalar, Hakk'ın rahmetinin ve tecellîlerinin âlemdeki yayılımını gösterir. Kadın, Hakk'ın fâiliyet ve münfailiyet ile müşâhede edildiği bir mazhardır. Sâlik, kadına olan muhabbetini dahi hubb-i ilâhî ile iltizâz olarak görmelidir. Güzel kokular ise âlem-i enfâsın, yani ruhlar âleminin vücûd kokularıdır. Bu, Hakk'ın Rahmân ismiyle arş üzerine istivâ etmesiyle her şeyi kuşatan rahmetinin bir tezâhürüdür. Sâlik, bu dört mertebedeki rahmeti idrâk ederek, Hakk'ın varlığını ve tecellîlerini günlük hayatının her anında müşâhede eder. Bu dersler, sâlikin Hakk'a olan mârifetini derinleştirir ve O'nunla olan irtibatını güçlendirir.

Kaynaklar

Bu cevabın dayandığı eser — kitabın tam sayfasına götürür.

  1. 1Kaynak · s.15münfailiyet ile zâhir olur. İşte insanın kendi nefsine ma’rifetiRabb’inin ma’rifetine mukaddeme olduğu için ( ) Efendimiz:مَــن ْ عَــرَف َ نَفْسَــه ُ فَقَــد Oku
  2. 2Kaynak · s.17حق تن ِهست دك ن ز صفندك بود بدگرچهت ِ خدپس تو در خود ببين صف سير كن زين قليل سوى كثيرت ِ منيرست آن صفنكه چس ن هر دو تو فصلندر ميمكنصلت ِ قليل رو سوىزين صف ریيزوOku
  3. 3Kaynak · s.57o hayâsızlıktır ve menfûrdur ve ne fenâ bir yoldur. buyurduğu için alâtarîki’z-zinâ kadına mübâşeret, vücûh-i adîde ile memkūt ve makdûh bir şeydir. Nitekim FahOku
  4. 4Kaynak · s.77olan âlem-i enfâsta te’sîr i’tâ olundu. “Âlem-i enfâs”tan murâd âlem-i ervâhdır ki, vücûdda enfâslarıyla müessirdir. Ve “a’râf-ı tayyibe”den murâd dahi, revâyihOku
  5. 5Kaynak · s.13َ رَبَّــهُ»، فــإن ْ شِــئْتﷵلْ مَعرفتِــه بنفسِــه، لِذلــك قــ ئِغ ٌ فيــه، وإنلوُصــولِ، فإنَّــه سَــلعَجــز ِ عــنلخَبــر ِ ولمَعرفــة ِ فــي هــذُ قلــت Oku
  6. 6Kaynak · s.11değildir. Ve kezâ diğer bir “delîl” yapıp diyelim ki: “İnsan hayvandır” ve “Her hayvan hassâstir”; “Öyle ise insan hassâstir.” Bunda da hüküm olan “hassâs” 27/1Oku
Bu cevap yardımcı oldu mu?

İlgili sorular

Bu cevap, adı geçen eserlerden derlenmiş yapay zekâ destekli bir özettir; dinî hüküm veya fetva değildir. İlim için kaynaklara başvurarak doğrulamanız tavsiye edilir.