İçeriğe atla

Kelime-i Muhammediyye "Kelime-i Muhammediyye" kitabının merkez teması ve asîl dayanağı nedir?

Kitap Soruları0 görüntülenme6 kaynak
Kısa cevap

Kelime-i Muhammediyye, Fusûsu'l-Hikem'in son Fass'ı olup, Hakîkat-i Muhammediyye'nin "hikmet-i ferdiyye" ile olan münasebetini merkeze alır. Bu Fass, Hz. Muhammed'in (s.a.v.) cemî' taayyünâtın mebdei, menşei ve küllîyetle muhît olması hasebiyle vücûdda vâhid ve ferd oluşunu vurgular. Zât-ı ahadiyyenin ilk tecellîsi olan Hakîkat-i Muhammediyye, bütün esmâ ve sıfâtı câmi'dir ve bu sebeple "ism-i a'zam"ın mazharıdır. Bu Fass'ın asıl dayanağı, "Allah'ın ilk yarattığı benim rûhumdur" veya "benim nûrumdur" hadîs-i kudsîsidir. Bu hakîkat, kâinatın yaratılışının ve kemâlâtının nihâî ufku olarak takdîm edilir.

Detaylı cevap

Kelime-i Muhammediyye'de mündemiç olan "hikmet-i ferdiyye", Hakîkat-i Muhammediyye'nin tecellî mertebelerinin en evveli ve en küllîsi olmasıyla ilişkilidir. Zât-ı sırf, lâ-taayyün mertebesinden mertebe-i ilme tenezzül ettiğinde, ilk müteayyin olan ve bütün esmâ ve sıfâtı kendinde toplayan Hakîkat-i Muhammediyye'dir. Bu mertebeye "mertebe-i vâhidiyyet" veya "hakîkat-i muhammediyye" denir. Ahadiyyet mertebesiyle arasındaki fark, taayyünsüzlük ile taayyünden ibarettir. Bu hakîkat, cemî' taayyünâtın mebdei ve menşeidir ve vücûdda ona müsâvî bir taayyün bulunmadığı için "ferdiyyet" vasfını taşır.

Hz. Peygamber (s.a.v.)'in "Allah'ın ilk yarattığı benim rûhumdur" veya "benim nûrumdur" buyurması, bu hakîkatin bütün mevcûdâtın evveli ve aslı olduğunu gösterir. O, "ceyb-i gayb"dan zuhûr eden ilk nûr-i cân olup, arş, kürsî, levh ve kalem gibi bütün âlem ve Âdem ile zürriyetinin mebdeidir. Bu sebeple, Hakîkat-i Muhammediyye, "vücûd-ı mutlak-ı Hakk'ın öyle bir mertebe-i külliyye ve ferdiyyesidir ki, cemî' taayyünâtı müştemil ve muhîttir."

Hikmet-i ferdiyye, aynı zamanda tekvînî ve mantıkî delillerde görülen "üçlü" (teslîs) yapı ile de ilişkilendirilir. Bir şeyin tekevvünü için Hakk'ın "zât", "irâde" ve "Kün!" kavli ile şeyin "şey'iyyet-i külliyye"si, "Kün!" kavlini istimâ'ı ve "emre imtisâl"i gereklidir. Bu üçlü yapı, ferd adedlerin evveli olan "üç" ile sembolize edilir. Hz. Peygamber (s.a.v.)'in "Sizin dünyânızdan bana üç şey sevdirildi" hadîsi de bu ferdiyyet-i selâsiyyeye işâret eder. Onun hakîkati, Hakk'a olan delîlin evveli ve kendisi de kendi nefsine delîldir; çünkü nefs-i Muhammedî, zât-ı mutlak-ı Hakk'ın taayyününden ibarettir. Bu Fass, Hz. Muhammed'in (s.a.v.) nübüvvetinin ve kemâlâtının son mertebesi olması hasebiyle, sülûkun nihâî ufku olarak kabul edilir.

Kaynaklar

Bu cevabın dayandığı eser — kitabın tam sayfasına götürür.

  1. 1Kaynak · s.1﷽ XXVII فَص ُّ حِكْمَة ٍ فَرْدِيَّة ٍ فِي كَلِمَة ٍ مُحَمَّدِيَّةٍ BU FASS KELİME-İ MUHAMMEDİYYE’DE MÜNDEMİC HİKMET-İ FERDİYYE BEYÂNINDADIR. “Hikmet-i ferdiyye”Oku
  2. 2Kaynak · s.3bir taayyün yoktur. O hakîkat, vücûd-ı mutlak-ı Hakk’ın öyle bir mertebe-i külliyye ve 659Attâr,Bî-ser-nâme, s. 55. ferdiyyesidir ki, cemî’-i taayyünâtı müştemiOku
  3. 3Kaynak · s.7üzerine zâid olan şey muhakkak ondandır. Böyle olunca Resûl (a.s.), Rabb’ine delîlin evvelidir. 667 Binâenaleyh cevâmiu’l-kelim verildi ki, o da esmâ-i Âdem müsOku
  4. 4Kaynak · s.5ise cemî’-i esmâyı câmi’ olan ism-i a’zamdır. Şu hâlde bu makām zât-ı ahadiyyenin en evvel müteayyin olduğu bir makām-ı taayyündür; ve cemî’-i taayyünâtın mebdeOku
  5. 5Kaynak · s.9ma’nâ değişmez. ( ) Efendimiz’in Rabb’ine ilk delîl olması, onun delâil-i sâire üzerine tafazzulunu îcâb eder. Böyle olunca bâlâda îzâh olunan cem’iyet i’tibâriOku
  6. 6Kaynak · s.11değildir. Ve kezâ diğer bir “delîl” yapıp diyelim ki: “İnsan hayvandır” ve “Her hayvan hassâstir”; “Öyle ise insan hassâstir.” Bunda da hüküm olan “hassâs” 27/1Oku
Bu cevap yardımcı oldu mu?

İlgili sorular

Bu cevap, adı geçen eserlerden derlenmiş yapay zekâ destekli bir özettir; dinî hüküm veya fetva değildir. İlim için kaynaklara başvurarak doğrulamanız tavsiye edilir.