Kelime-i Zekeriyyâiyye "Kelime-i Zekeriyyâiyye" kitabının merkez teması ve asîl dayanağı nedir?
Kelime-i Zekeriyyâiyye'nin merkez teması, "Hikmet-i Mâlikiyye"dir ve bu hikmet, Hakk'ın Mâlik isminin Zekeriyyâ (a.s.)'ın şahsında tecellî etmesiyle açıklanır. Bu tecellî, rahmet ve gazabın zuhûru şeklinde ortaya çıkar. Kitap, Zekeriyyâ (a.s.)'ın hayatındaki olayları, özellikle de yaşlılık ve kısırlık döneminde Yahyâ (a.s.)'ı talep etmesini (rahmet tecellîsi) ve testere ile şehîd edilmesini (gazab tecellîsi), Hakk'ın "Mâlik-i yevmi'd-dîn" olmasının bir tezâhürü olarak ele alır. Asîl dayanağı, Fâtiha Sûresi'ndeki "Mâlik-i yevmi'd-dîn" âyeti ve Meryem Sûresi'ndeki Zekeriyyâ (a.s.)'ın duasıdır.
Detaylı cevap
Kelime-i Zekeriyyâiyye, İbn Arabî'nin Fusûsu'l-Hikem'deki metodolojisine uygun olarak, Zekeriyyâ (a.s.)'ı bir "kelime" olarak görür ve onun nübüvvet hakîkatinde tezâhür eden mârifet sırrını "Hikmet-i Mâlikiyye" olarak takdîm eder. Bu hikmetin temelinde, Hakk'ın "Mâlik" isminin tecellîsi yatar.
Kitap, bu hikmeti açıklarken Zekeriyyâ (a.s.)'ın hayatındaki iki ana olayı merkeze alır:
-
Rahmet Tecellîsi: Zekeriyyâ (a.s.)'ın eşi kısır ve kendisi çok yaşlı olmasına rağmen, Hak'tan "indinden bir velî" (Meryem, 19/5) talebinde bulunması ve bu duanın kabul edilerek Yahyâ (a.s.)'ın bahşedilmesi, Hakk'ın rahmetinin bir zuhûrudur (Kaynak 1). Bu durum, Hakk'ın "Cevâd" isminin ve "rahmet-i âmme-i zâtiyye"sinin bir yansımasıdır. Rahmet, Hakk'ın zâtının muktezâsıdır ve esmânın ilâhî ilimde sübût bulmasına, yani "nefes-i Rahmânî" ile tenfîs edilmesine vesîle olur (Kaynak 1, 5).
-
Gazab/Nıkmet Tecellîsi: Zekeriyyâ (a.s.)'ın küffâr tarafından testere ile şehîd edilmesi, Hakk'ın gazabının bir tezâhürü olarak ele alınır. Ancak bu gazab dahi, Hakk'ın rahmetinin bir parçasıdır; zira "Allâh’ın rahmeti vücûden ve hükmen her şeye vâsi’ oldu; ve muhakkak gazabın vücûdu dahi, Allâh’ın gazaba olan rahmetindendir; binâenaleyh O’nun rahmeti gazabını sebkat eyledi" (Kaynak 1). Bu, Hakk'ın "Mâlik" isminin kudret ve tasarruf yönünü gösterir. Zekeriyyâ (a.s.)'ın bu belâya sabretmesi ve Hakk'tan ref'ini talep etmemesi, onun Mâlik isminin muktezâsına tam teslimiyetini gösterir.
Kitap, bu iki tecellîyi "yevmü'd-dîn" (kıyâmet günü) ile ilişkilendirir. Nasıl ki "yevmü'd-dîn"de Hakk'ın kemâl-i mâlikiyyeti hem rahmet (cennet ehli için) hem de azab (cehennem ehli için) ile zuhûr ediyorsa, Zekeriyyâ (a.s.)'ın vücûdu da bu iki şe'nin zuhûrunda "yevmü'd-dîn menzilesinde" olmuştur. Bu nedenle Hak Teâlâ, "Mâlik-i yevmi'd-dîn" olduğu gibi "Mâlik-i Zekeriyyâ" olarak da tecellî etmiştir (Kaynak 1).
Eserde ayrıca esmâ-i ilâhiyyenin zâta delâleti ve her ismin kendine mahsus bir hakîkati olduğu vurgulanır. Her ne kadar esmâ zât-ı Hakk'a delâlet etse de, her bir ismin kendi hakîkatine ve manasına göre farklı bir tecellîsi vardır. Bu nedenle, sâlikin duâ ederken ihtiyacına uygun isimle niyaz etmesi gerektiği belirtilir (Kaynak 2, 4, 6). Örneğin, hasta olanın "Yâ Şâfî", aç olanın "Yâ Rezzâk" demesi gibi. Bu, Hakk'ın rahmetinin her bir isme nisbetle farklılaşmasını ve her ismin kendi mazharına kendi hakîkatinin îtâ ettiği rahmetle rahmet etmesini gösterir.
Sonuç olarak, Kelime-i Zekeriyyâiyye, Hakk'ın Mâlik isminin rahmet ve gazab tecellîlerini Zekeriyyâ (a.s.)'ın hayatı üzerinden işleyerek, ilâhî mâlikiyetin ve rahmetin her şeyi kuşatıcılığını tasavvufî bir perspektifle ortaya koyar.
Kaynaklar
Bu cevabın dayandığı eser — kitabın tam sayfasına götürür.
- 1Kaynak · s.1“﷽ XXI وِيَّةٍلِكِيَّة ٍ فِي كَلِمَة ٍ زَكَرِي َّفَص ُّ حِكْمَة ٍ مَ KELİME-İ ZEKERİYYÂVİYYE’DE MÜNDEMİC HİKMET-İ MÂLİKİYYE BEYÂNINDA OLAN FASTIR Ma’lûm olsun ki”Oku
- 2Kaynak · s.29“bu ibâre iyi bir ibâredir; zîrâ bi-haseb-i zâhir, ayniyet veyâ gayriyet takdîri üzerine vârid olan şey, vârid olmaz. Çünkü zât münhasıran sıfâtın “ayn”ı i’tibâr”Oku
- 3Kaynak · s.43“أرْزَّٰفــت کــه «إِن َّ لِلم فضیلــت ییّــقــیهمچنیــن جمعــه بــر ب ی دیگــر نکردنــد،یــن جمعــه چــه خدمــت کــرد کــه روزهــکنــونلْجُمْعَــةِ»فِــي یَــوْ”Oku
- 4Kaynak · s.33“لِذَ İşte bu budur. Zîrâ muhakkak bu esmâ-i ilâhiyye zât-ı müsemmâya delâlet eder; ve esmâ dahi hakāyıkıyla muhtelif ma’nâlara delâlet eyler. İmdi o21/27dâî rah”Oku
- 5Kaynak · s.5“tesmiye olunur. Zât-ı ahadiyyette bilkuvve mevcûd olan bu esmâ, zâtlarıyla fiilen zuhûr isterler ve müsemmâları olan zât-ı Hak, dıyk-ı ademden o esmâyı ihrâc ve”Oku
- 6Kaynak · s.35“Bu üzerine ıstılâh vaz’olunan ma’nâ, kendi zâtıyla kendisinin gayrısından ayrılmış bir hakîkattir. İşte esmâ-i melfûza-i ilâhiyye birtakım hakāyık-ı ilâhiyyeyi ”Oku
İlgili sorular
- Tûr kavramı tasavvufta hangi mertebe ile ilişkilendirilir?
- Mübârek kavramı tasavvufta hangi mertebe ile ilişkilendirilir?
- Zümer kavramı tasavvufta hangi mertebe ile ilişkilendirilir?
- Şu'arâ kavramı tasavvufta hangi mertebe ile ilişkilendirilir?
- Mümtehine kavramı tasavvufta hangi mertebe ile ilişkilendirilir?
Bu cevap, adı geçen eserlerden derlenmiş yapay zekâ destekli bir özettir; dinî hüküm veya fetva değildir. İlim için kaynaklara başvurarak doğrulamanız tavsiye edilir.