Kelîmullâh kavramı hangi durumlarda bozulur veya gizlenir?
Kelîmullâh makâmı, Hz. Mûsâ'nın Allah ile vasıtasız hitâbet ilişkisini remzeden özel bir nübüvvet vechesidir. Bu makâmın bozulması veya gizlenmesi, tasavvuftaki genel hâllerin bozulma ve gizlenme şartlarına tabidir. Özellikle niyetin bozulması (riyâ, sum'a, ucb), şer'î edebin terki ve sâlikin hâlin sahibinden gâfil olup hâle âşık olması (gaflet ve ülfet) gibi durumlar Kelîmullâh makâmının hakikatini zedeler veya gizler. Niyetin Hak yerine halka yönelmesi (riyâ), amelin ihlâstan sapmasına yol açarak bu makâmın içsel kuvvetini zayıflatır ve dışsal hükümlerin gizlenmesine neden olur¹.
Detaylı cevap
Kelîmullâh makâmı, Hz. Mûsâ'ya mahsus olup, Hakk'ın sözünü zâtından duyma ve vasıtasız kitap alma hâlidir²·³. Bu makâm, henüz görüş mertebesi oluşmamışken dahi Hak sözünü gerçek mânâsıyla duyma yeteneğini ifade eder⁴. Tasavvufta bir hâlin bozulması veya gizlenmesi üç temel sebeple açıklanır ve Kelîmullâh makâmı da bu genel kurallara tâbidir.
İlk olarak, niyetin bozulması Kelîmullâh makâmının hakikatini zedeler. Amellerin niyetlere göre olduğu ilkesi (Buhârî, Bed'ü'l-vahy 1), bu makâmın da temelini oluşturur. Şayet sâlikin niyetine riyâ (gösteriş), sum'a (amelinin duyulmasını isteme) veya ucb (kendi amelini beğenme) karışırsa, amel ve hâl bozulur. Riyâ, amelin ihlâstan sapması ve niyetin Hak yerine halka yönelmesi demektir; bu durum ibâdetin hakikatini bozan gizli bir şirktir. Kalbin Hak'tan halka dönmesi, Kelîmullâh makâmının içsel kuvvetini zayıflatır ve bu makâmın dışsal tezahürlerinin gizlenmesine yol açar¹.
İkinci olarak, şer'î edebin terki Kelîmullâh makâmının bozulmasına neden olabilir. Bir hâl ne kadar yüksek görünse de, şer'î ölçülere uygun olmadığı sürece istidrâc olarak kabul edilir. Kelîmullâh makâmı, Allah'ın vahy-i mübâşir ile peygamberin kalbine doğrudan mânâ indirmesiyle gerçekleşen bir nübüvvet vechesi olduğundan, bu ilâhî hitabın şer'î sınırlar içinde idrâk edilmesi esastır. Şer'î edepten sapma, bu ilâhî hitabın yanlış yorumlanmasına veya nefsin aldatmacalarına kapı aralamasına neden olabilir.
Üçüncü olarak, gaflet ve ülfet hâlin gizlenmesine yol açar. Sâlik, hâlin sahibinden (Allah'tan) gâfil olup hâle âşık olursa, o hâl gizlenir. Kelîmullâh makâmı, Allah ile doğrudan bir iletişim hâli olduğundan, bu makâmın kendisiyle yetinip Hakk'ı unutmak, makâmın gizlenmesine sebep olur. Bu durum, bazen bekâ-i tâm öncesi sâliki temkîne hazırlayan bir lütuf olarak da ortaya çıkabilir. Sultanların tebaalarından gizlenmesi gibi, ilâhî hakikatler de azametleri sebebiyle gizlenmeyi gerektirebilir⁵.
Kaynaklar
Cevap metnindeki ¹ ² ³ numaraları aşağıdaki kaynaklara karşılıktır — her biri kitabın tam sayfasına götürür.
- 1Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 5 · s.1158“İçsel olan kuvvet bulunca, dışsal olanın hükümleri gizlenir. Aynı şekilde, insan varlığında ruhanî hükümler üstün geldiği zaman, nefsanî sıfatlar gizlenir. "Nas”Oku
- 2Şu'arâ Sûresi · s.75“Gerçek mânâda Hakk’ın sözünü zâtından duyduğu için Mûsâ (a.s.) ın vasfı “kelimullah” olmuştur. 16 ----------------- فَأَرْسَلَ فِرْعَوْنُ فِي الْمَدَائِنِ حَاشِ”Oku
- 3Altı Peygamber (Cilt 5) · s.21“Lâkabı “kelimullah”tır ve bu yaşantı ile kendisinde ilk olarak vasıtasız kitap verilmiştir doğrudan Kitabını Hakk’tan almış Hakk’tan dinlemiştir. Bu yüzden “Kel”Oku
- 4Kelime-i Tevhîd · s.59“ın lakabı "Kelimullah"tır, yani daha henüz görüş mertebesi oluşmamış ("len terani") fakat Hak sözünü gerçek manasıyla duyma oluşmuştur. &10024; Bilindiği gibi M”Oku
- 5Kelime-i Âdemiyye · s.685“İşte bu sırdan dolayı, görünen sultanlar kendi tebaalarıyla daima iç içe olmayıp, kendi sarayında gizlenir. Aslında sultan, görünüşü itibarıyla, halktan ayrıcal”Oku
İlgili sorular
Bu cevap, adı geçen eserlerden derlenmiş yapay zekâ destekli bir özettir; dinî hüküm veya fetva değildir. İlim için kaynaklara başvurarak doğrulamanız tavsiye edilir.