Kelîmullâh kavramının zuhûr ettiği mahaller nelerdir?
Kelîmullâh kavramı, Hz. Mûsâ'nın Allah ile vasıtasız hitâbet ilişkisini remzeden özel bir makâm olup, tasavvufta nübüvvetin bir vechesi ve vahy-i mübâşirin özel bir hâli olarak zuhûr eder. Bu makâm, sâlikin kendi vücûd ikliminde mertebeleri yaşayarak Hakk'tan doğrudan kitap alma ve O'nu dinleme hâliyle tecellî eder¹. Kelîmullâh makâmı, Cenâb-ı Hakk'ın bütün varlıklarda isimleriyle zuhurda olduğu bir geçiş süreci olan Mûseviyyet mertebesinde "İsr" hakîkatinin tecrübe edildiği bir mahal olarak da görülür². Bu zuhûr, Hakk'ın zâtî tecellilerini ortaya koyan "Sultân" yani "zâtî güç" mahallerinde gerçekleşir ve irfan ehli kâmillerce idrâk edilebilir³·⁴.
Detaylı cevap
Kelîmullâh kavramının zuhûr ettiği mahaller, tasavvufî terminolojide farklı mertebe ve hâllerde kendini gösterir. Öncelikle, bu kavram Hz. Mûsâ'ya mahsus bir makâm olarak, Allah ile vasıtasız hitâbet ilişkisinin remzidir. Bu durum, Nisâ 164'teki "ve kellemallâhu mûsâ teklîmâ" ayetiyle sabittir. Tasavvufta bu makâm, vahy-i mübâşirin özel bir hâli olarak kabul edilir; yani Hakk'ın peygamberin kalbine doğrudan mânâ indirmesidir.
Zuhûr mahalleri dört eksende çözümlenir. Kelîmullâh makâmı, sâlikin sülûk merhalesinde kendi vücûd ikliminde bu mertebeleri yaşayarak Hakk'tan doğrudan kitap alma ve O'nu dinleme hâliyle zuhûr eder¹. Bu, Mûseviyyet mertebesinde "İsr" hakîkatinin tecrübe edildiği bir süreçtir². Bu mertebede, Hz. Mûsâ'nın vasıtasız kitap alması ve Hakk'tan dinlemesi, onun "Kelîmullâh" olmasının temel sebebidir¹·².
Kelîmullâh makâmı, aynı zamanda Cenâb-ı Hakk'ın zâtî tecellilerini zuhura getirecek olan "zâtî güç" veya "Sultân" olarak adlandırılan mahallerde tecellî eder⁴·⁵. Bu mahaller, Hakk'ın zâtî zuhurunun gerçekleştiği yerlerdir ve bu hâlleri ancak irfan ehli kâmiller idrâk edebilir³. Her kavramın bir zuhûr mahalli olduğu gibi, Kelîmullâh da kendi özel mahallinde, yani Mûseviyyet mertebesinde ve sâlikin doğrudan Hakk ile hitâbet hâlinde zuhûr eder.
Kaynaklar
Cevap metnindeki ¹ ² ³ numaraları aşağıdaki kaynaklara karşılıktır — her biri kitabın tam sayfasına götürür.
- 1Altı Peygamber (Cilt 4) · s.12“Bu mertebede Mûsâ (a.s.) kelimullahtır ve bu yaşantı kendisinde ilk olarak vasıtasız kitap verilmiştir doğrudan Kitabını Hakk’tan almış Hakk’tan dinlemiştir. Bu”Oku
- 2DVT-C001 (Ses Kaydı) · s.238“Yani Cenâb-ı Hakk’ın bütün varlıklarda isimleri ile zuhurda olduğu paradigmasına geçiş süresidir. Mûseviyyet mertebesinde “İsr” in hakîkati tecrübe edilir. Mûsâ”Oku
- 3Fussilet Sûresi · s.80“İşte bu irfan ehli mahaller lillâhi “Allah içindir,” yani Zât-ı zülcelâlin, o mahallerde Zât-î zuhurunun olmasıdır, gene bu yüzden o mahaller Hakk’ın zâtının zu”Oku
- 4Altı Peygamber — Hz. Âdem · s.30“Halife sıfatıyla vasfedilen bu zâti zuhur mahalli olacak varlığın diğer ismi “zâti güç” yani “Sultân” dır, ilk zuhur mahalline verilen isim ise, “Âdem” dir, ve ”Oku
- 5Gökyüzü İnsanları Araştırması (Cilt 2) · s.166“Halife sıfatıyla vasfedilen bu zâti zuhur mahalli olacak varlığın diğer ismi “zâti güç” yani “Sultân” dır, ilk zuhur mahalline verilen isim ise, “Âdem” dir, ve ”Oku
İlgili sorular
Bu cevap, adı geçen eserlerden derlenmiş yapay zekâ destekli bir özettir; dinî hüküm veya fetva değildir. İlim için kaynaklara başvurarak doğrulamanız tavsiye edilir.