Kerâmet hâli nasıl başlar, nasıl yerleşir?
Kerâmet hâli, velîlerden zuhûr eden, peygamberlik iddiâsı taşımayan, âdetin yasalarını aşan olağanüstü hâllerdir ve genellikle nefs mertebelerinin aşılmasıyla, özellikle de Nefs-i Râdıye mertebesinde bir zevk olarak ortaya çıkar. Kerâmetin başlaması, sâlikin mânevî yolculuğunda belirli bir olgunluğa erişmesiyle, Hakk'a tam bir tevekkül, sabır ve rıza hâli içinde olmasıyla ilişkilidir. Yerleşmesi ise, bu hâllerin istikâmet üzere devam etmesi ve sâlikin kerâmet-i hissiyye yerine kerâmet-i ma'neviyyeye yönelmesiyle mümkündür; zira gerçek irfâniyyet, kişinin kendi hakîkatini ve eşyanın hakîkatini idrâk etmesiyle oluşan ilmi kerâmettedir¹. Tasavvuf büyükleri, kerâmet-i ma'neviyyenin, yani istikâmet üzere kalmanın, hissî kerâmetlerden daha üstün olduğunu belirtirler.
Detaylı cevap
Kerâmet, lugatte ikrâm, lütuf ve ihsân anlamına gelirken, tasavvufta velîlerden zuhûr eden, peygamberlik iddiâsı taşımayan, âdetin yasalarını aşan olağanüstü hâllere verilen isimdir. Bu hâlin başlaması, sâlikin nefs mertebelerinde ilerlemesiyle yakından ilişkilidir. Özellikle Nefs-i Râdıye mertebesinde, sâlikin başına gelen her hâle rıza göstermesi, büyük bir cehd içinde olması, tevekkül hâlinin gelişmesi ve Hakk'ın rızasını kazanamamaktan korkması gibi ahlâkî sıfatlar belirginleşir. Bu mertebede kerâmet sevgisi ve melekût keşfi bir zevk olarak ortaya çıkar²·³·⁴·⁵·⁶·⁷.
Kerâmetin yerleşmesi ve gerçek mahiyetine ulaşması ise, hissî kerâmetlerden (kerâmet-i kevniyye) ziyade, ma'nevî kerâmetlere (kerâmet-i ilmiyye) yönelmekle mümkündür. Kerâmet-i kevniyye, belli bir zaman içinde olup biten, maddî oluşumları içeren kerâmetlerdir ve tasavvufta pek itibar görmezler⁸. Zira bu tür kerâmetler sâliki kibre düşürebilir ve berzah mertebesiyle irtibatlı olduğundan avamın ilgisini çeker⁹. Asıl önemli olan ve daimî kalan kerâmet ise kerâmet-i ilmiyyedir. Bu, ilâhî ledünnî bilgi yönünden oluşan, söylenen sözler, sohbetler, yazılan yazılar ve kitaplar aracılığıyla tezahür eden kerâmettir⁸. Gerçek irfâniyyet, kişinin kendi hakîkatini ve eşyanın hakîkatini idrâk etmesiyle oluşan bu ilmi kerâmettir¹. Manevî kerâmetler, Hak ile sâlik arasında daimî olduğundan makbuldür ve ilim ile hikmet olarak kabul edilir¹⁰. Bu gizli kerâmetler, dış ve iç duyularla idrak edilemez ve tanımlanamaz¹¹. Dolayısıyla, kerâmet hâlinin yerleşmesi, sâlikin mârifetullaha sahip olması ve istikâmet üzere kalmasıyla tahakkuk eder; harikulade hâller velînin vazifelerinden değildir⁹.
Kaynaklar
Cevap metnindeki ¹ ² ³ numaraları aşağıdaki kaynaklara karşılıktır — her biri kitabın tam sayfasına götürür.
- 1Bendeki Terzi Babam (Cilt 2) · s.21“Genelde insânlar (kerâmet) meraklısıdır’lar. İşte gerçek irfâniyyet, sûrî ve zâhiri (kerâmet) ile (olmaz) “istisnâları kaideyi bozmaz”. Gerçek “kerâmet,” (kerâm”Oku
- 2İrfan Mektebi ve Hakk Yolu · s.39“Başına gelen her hâle rıza göstermeye çalışır. Büyük cehd içinde olur. Tevekkül hâli çok gelişmiştir. Hakk’ın rızasını kazanamamaktan kokar. Nefs-i Râdiyenin be”Oku
- 3Fecr Sûresi · s.49“Başına gelen her hâle rıza göstermeye çalışır. Büyük cehd içinde olur. Tevekkül hâli çok gelişmiştir. Hakk’ın rızasını kazanamamaktan kokar. Nefs-i Râdiyenin be”Oku
- 4Bakara Dosyası · s.383“Başına gelen her hâle rıza göstermeye çalışır. Büyük cehd içinde olur. Tevekkül hâli çok gelişmiştir. Hakk’ın rızasını kazanamamaktan kokar. Nefs-i Râdiyenin be”Oku
- 5Bakara Sûresi · s.160“Başına gelen her hâle rıza göstermeye çalışır. Büyük cehd içinde olur. Tevekkül hâli çok gelişmiştir. Hakk’ın rızasını kazanamamaktan kokar. Nefs-i Râdiyenin be”Oku
- 6DVT-C001 (Ses Kaydı) · s.163“Tevekkül, sabır, teslim, rıza hâlidir. Tezekkür, tefekkür, korku, fiilidir. Keramet sevgisi, melekût keşfi ise zevkidir. Rengi: Sarıdır. Bu mertebeden halâs olu”Oku
- 7Aşk ve İrfân Yolunda · s.163“Tevekkül, sabır, teslim, rıza hâlidir. Tezekkür, tefekkür, korku, fiilidir. Keramet sevgisi, melekût keşfi ise zevkidir. Rengi: Sarıdır. Bu mertebeden halâs olu”Oku
- 8Terzi Baba (Cilt 1) · s.235“Kerameti Kevniyye Kerameti İlmiyye Kerameti Kevniyye : Belli bir zaman içinde olup biten, geçip giden kerametlerdir. Maddi olan oluşumları içerdiği için tasavvu”Oku
- 9Bir Sâlikin Seyr Yolu Hikâyesi (Cilt 2) · s.171““Allah’ı bilmek her türlü keşf ve kerametten daha yücedir. Harikulade haller velinin vazifelerinden değildir. Ondan ister bu tür kevni kerametler zahir olsun is”Oku
- 10Mesnevî-i Şerîf Şerhi C.9 · s.1313
- 11Mesnevî-i Şerîf Şerhi C.9 · s.1311
İlgili sorular
Bu cevap, adı geçen eserlerden derlenmiş yapay zekâ destekli bir özettir; dinî hüküm veya fetva değildir. İlim için kaynaklara başvurarak doğrulamanız tavsiye edilir.