Kerâmet kavramı, lugat anlamından farklı olarak tasavvufta nasıl tanımlanır?
Kerâmet, lügatte 'ikrâm, lütuf, ihsân' anlamına gelirken, tasavvufta velîlerden zuhûr eden, peygamberlik iddiası taşımayan ve âdetin yasalarını aşan olağanüstü hâllere verilen isimdir. Bu hâller, Ehl-i Sünnet itikadınca Evliyaullah'ın kerâmeti olarak kabul edilir ve Hak olarak görülür¹. Kerâmet, mu'cizenin velâyet karşılığıdır; mu'cize peygamberler için iken, kerâmet velîler için zuhûr eder. Tasavvuf büyükleri, kerâmeti iki ana türde ele alır: duyularla idrâk edilen hissî kerâmetler ve ahlâkî/manevî kerâmetler olan ilmî kerâmetler; özellikle ilmî kerâmetlerin daha üstün olduğu vurgulanır².
Detaylı cevap
Kerâmet, tasavvufta velâyet alâmeti olarak görülmekle birlikte, tek başına velâyetin kesin bir delili sayılmaz. Tasavvufta kerâmetin iki temel türü vardır: Kerâmet-i hissiyye (veya Kerâmet-i Kevniyye) ve Kerâmet-i ma'neviyye (veya Kerâmet-i İlmiyye). Kerâmet-i hissiyye, duyularla idrâk edilen, belli bir zaman içinde olup biten ve geçip giden hârikulâde olaylardır; keşf-i kabûr (kabir hâllerini görme), tayy-ı mekân (anında uzak yere gitme) gibi maddî oluşumları içerir ve tasavvufta pek itibar olunmaz². Kerâmet-i ma'neviyye ise, ahlâkî ve manevî kerâmetlerdir; istikâmet üzere kalmak, sabra muvaffak olmak, niyetin Hak'la birlikte olması gibi hâlleri kapsar. Bu tür kerâmetler, ilâhî ledünnî bilgi yönünden oluşan kerâmetlerdir; söylenen sözler, sohbetler, yazılan yazılar ve kitaplar bu bölümün içeriğine girer². Tasavvuf büyükleri, özellikle Cüneyd-i Bağdâdî ve İmâm Rabbânî gibi zâtlar, kerâmet-i ma'neviyyenin daha üstün olduğunu belirtirler; zira hissî kerâmet sâliki kibre düşürebilirken, manevî kerâmet istikâmetin garantisidir. Terzi Baba yolunda ise kerametin en büyüğü, "Kişiye nefsini ve Rabbını tanıtmaktır" olarak ifade edilir; bu, Kerâmet-i İlmiyye'nin bir tezahürüdür². Kerâmetin mu'cizeden farkı ise şunlardır: Mu'cize peygamberlik iddiası taşırken, kerâmet iddia taşımaz; mu'cize muârazaya çağrı iken, kerâmet sâhibinin mahremiyetinde zuhûr eder. Tasavvufun gerçek ilmi, uçtu kaçtı gibi kerâmet hikâyeleriyle dolu kitaplarda değil, kalbin Hak'la beraber olması ve ünsiyet hâlinde bulunması gibi manevî derinliklerde aranır³·⁴.
Kaynaklar
Cevap metnindeki ¹ ² ³ numaraları aşağıdaki kaynaklara karşılıktır — her biri kitabın tam sayfasına götürür.
- 1Terzi Baba (Cilt 1) · s.234“Tekirdağ 30.06.1985 G Ö R Ü L E N K E R A M E T L E R Keramet , yolda bulunan salikten zuhur eden fevkalâde ve olağan-üstü hâller diye tanımlanır. Ehl-i sünnet ”Oku
- 2Terzi Baba (Cilt 1) · s.235“Kerameti Kevniyye Kerameti İlmiyye Kerameti Kevniyye : Belli bir zaman içinde olup biten, geçip giden kerametlerdir. Maddi olan oluşumları içerdiği için tasavvu”Oku
- 3Zâriyât Sûresi · s.70“Tasavvufun içinde ancak olan ilim tasavvuf ile giden yollardaki ilim değildir. Çünkü bir çok kitaplar var görüyoruz içinde mekıbeler var, bazı virdlerin tarifle”Oku
- 4Ra'd Sûresi · s.295“Bu bağlamda “senin ne bir dostun ne de koruyucun vardır” ifadesi, kalbin ilahî nurdan mahrum kalması anlamına gelir. Tasavvufî terminolojide velâyet, yalnızca A”Oku
İlgili sorular
Bu cevap, adı geçen eserlerden derlenmiş yapay zekâ destekli bir özettir; dinî hüküm veya fetva değildir. İlim için kaynaklara başvurarak doğrulamanız tavsiye edilir.