İçeriğe atla

Kıyâmet kavramı, lugat anlamından farklı olarak tasavvufta nasıl tanımlanır?

Kavram TanımıTemel düzey7 görüntülenme3 kaynak
Kısa cevap

Kıyâmet, lugatte "kalkış, ayağa kalkış" anlamına gelirken, tasavvufta bu kavram yalnızca âhirette kopacak büyük kıyâmeti değil, aynı zamanda farklı mertebelerdeki "kalkış"ları ve "her şeyin iç yüzünün hakikatinin açığa çıktığı anı" ifade eder¹·². Tasavvufta kıyâmet, kıyâmet-i kübrâ (kâinatın sonu) ve kıyâmet-i sugrâ (sâlikin günlük iç tahkiki) olmak üzere iki ana mertebede ele alınır. Özellikle "ölmeden önce ölünüz" (mûtû kable en temûtû) hadis-i şerifi, sâlikin nefsini hesaba çekerek yaşadığı iradî ölümü ve iç kıyâmeti vurgular²·³.

Detaylı cevap

Kıyâmet kavramı tasavvufta dört mertebeli bir derinliğe sahiptir. Birinci mertebe, akâid kitaplarında detaylıca işlenen kıyâmet-i kübrâdır; yani kâinatın sonu, sûrün üfürülmesi, ölülerin diriltilmesi ve âhiret hayatının başlangıcıdır. Bu mertebe, tüm ehl-i kıble tarafından kabul edilen ittifaklı bir hakikattir. İkinci mertebe, her insanın kendi ölümüyle yaşadığı kıyâmet-i sugrâdır. Hadis-i şerifte "ölen kişinin kıyâmeti gerçekleşmiştir" (men mâte fa-kad kâmet kıyâmetuhû) buyrulması, bu mertebenin temelini oluşturur. Fiziki ölümün oluşturduğu farkındalık, küçük kıyâmet olarak adlandırılır². Üçüncü mertebe, sâlikin günlük olarak yaşadığı kıyâmet-i nefsîdir. Bu, nefsin ölmesi, vücut iddiasının çözülmesi ve kişinin nefsini her gün hesaba çekmesiyle gerçekleşen bir "iç kıyâmet"tir. "Ölmeden önce ölünüz" hadisi, bu iradî ölümün ve dirilişi görmek için gerekli olan ön şartın ifadesidir³. Bu mertebede sâlik, nefsini şuurla hesaba çeker ve küçük bir "mîzan" kurar. Dördüncü mertebe ise, sâlikin mânevî sülûkünde ulaştığı makâmî kıyâmettir. Bu, sâlikin her bir makâmda (tövbe, sabır, rıza gibi) nefsinden bir parçayı öldürüp, o makâmın hakikatine dirilmesi anlamına gelir. Bu mertebelerdeki "kalkışlar", "yevm" kelimesinin yalnızca zamani bir günü değil, aynı zamanda bir hâli ve devri ifade etmesiyle de desteklenir¹. Böylece kıyâmet, tasavvufta sadece bir son değil, aynı zamanda sürekli bir mânevî dönüşüm ve hakikatlere uyanış süreci olarak idrak edilir.

Kaynaklar

Cevap metnindeki ¹ ² ³ numaraları aşağıdaki kaynaklara karşılıktır — her biri kitabın tam sayfasına götürür.

  1. 1Zümer Sûresi · s.172" Vel ardu cemîan kabdatuhu yevmel kıyâmeti " ( Halbuki kıyâmet günü yeryüzü tamamen O'nun avucundadır (tasarrufundadır) ): "Kıyâmet" kelimesi, yalnızca âhirettOku
  2. 2Sebe' Sûresi · s.75------------------------- “Sizin için belirlenen gün” ile kıyamet günü ve saati belirtilmekte olup bunun için bilgili ve hazırlıklı olmamız istenmektedir. KıyâmOku
  3. 3Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 11 · s.1003Dirilişi görmek için şart öncelikle ölmektir; ve iradî ölüm ile öncelikle bir kişinin kıyameti kopmaktır. Nitekim kıyametin çeşitleri hakkındaki açıklamalar yukOku
Bu cevap yardımcı oldu mu?

İlgili sorular

Bu cevap, adı geçen eserlerden derlenmiş yapay zekâ destekli bir özettir; dinî hüküm veya fetva değildir. İlim için kaynaklara başvurarak doğrulamanız tavsiye edilir.