Kün Feyekün kavramı hangi Fass ile ilişkilendirilir?
Kün Feyekün kavramı, Muhyiddîn İbn Arabî'nin Fusûsu'l-Hikem adlı eserindeki Sâlihiyye Fassı ile ilişkilendirilir. Bu Fass, "kün" emrinin tasavvufî halk etme anlayışının mihveri olduğunu ve Allah'ın bir şeyi murâd ettiğinde ona "ol" demesiyle o şeyin hemen oluşunu (Yâsîn 82) açıklar. Kün Feyekün, Allah'ın Hâlık sözü ve halk etmenin hakikati olarak kabul edilir; bu emir, varlığın yokluktan zuhur etmesini sağlayan ilahî kudretin bir ifadesidir¹. Özellikle Sâlihiyye Fassı, bu ilahî emrin "Zât-İrade-Kavl" üçlü ferdiyetini ve eşyanın kendi nefsinden vücut bulmasını izah eder¹.
Detaylı cevap
Kün Feyekün, tasavvufta Allah Teâlâ'nın "Ol!" emriyle her şeyin yokluktan varlığa gelmesini ifade eden ilahî bir sözdür. Bu emir, Yâsîn Sûresi'nin 82. ayetinde geçen "innemâ emruhû izâ erâde şey'en en yekûle lehu kün fe-yekûn" (bir şeyi murâd ettiğinde ona 'ol' der, o da olur) ifadesinden neşet eder. Nahl Sûresi'nin 40. ayetinde de benzer bir ifadeyle "Biz bir şeyin olmasını istediğimiz zaman sözümüz sadece, ona, 'ol' dememizdir. O da hemen oluverir" buyrulur¹.
Muhyiddîn İbn Arabî, Fusûsu'l-Hikem adlı eserinde bu kavramı Sâlihiyye Fassı'nda ele almıştır¹. Sâlihiyye Fassı, Fusûsu'l-Hikem'in 27 bölümünden biridir ve Hz. Salih'e atfedilen "Fütûhiyye Hikmeti"ni taşır. İbn Arabî, bu Fass'ta Kün Feyekün'ü "Zât-İrade-Kavl" olarak adlandırılan üçlü bir ferdiyet olarak açıklar¹. Bu açılımda, Allah'ın iradesi ve sözüyle âlemlerin hazırlandığı, sonra "kün" emriyle varlıkların zuhura geldiği belirtilir².
"Kün" emri, bir şeyin vücut bulması için o şeyin kendi nefsinden kaynaklandığını ispat eder. "Feyekün" ifadesindeki "fe" harfi, oluşun hemen ve itirazsız gerçekleştiğini bildirir². Bu, "kün" denilmesiyle o şeydeki tekvinin vaktinin geldiğini, yani kaderinin artık zuhura çıkması gerektiğini bildiren özel bir emirdir³. Eşya, ademde (yoklukta) mevcut olup, vakti geldiğinde Cenâb-ı Hakk'ın "Kün" demesiyle "Feyekün" olarak kendi zatından meydana gelir³. Bu durum, genel âlem bazındaki "Kün Feyekün" ile kişiye özel "kün" emirleri arasında bir ayrım olduğunu da gösterir⁴.
Kaynaklar
Cevap metnindeki ¹ ² ³ numaraları aşağıdaki kaynaklara karşılıktır — ilgili esere ve bölüme yönlendirir.
- 1Nahl Sûresi, s. 69““İnnemâ kavlunâ lişey-in izâ eradnâhu en nekûle lehu kun feyekûn(u)” Biz bir şeyin olmasını istediğimiz zaman sözümüz sadece, ona, “ol” dememizdir. O da hemen o”Oku
- 2Sohbet Arası Sohbetler (24), s. 94“İşte Cenabı hak iradesiyle kavliyle bunları kabul edecek sahayı âlemleri hazırladı, sonra kûn dedi. Onlarda yapmaya hazır olduğundan “Belî” evet dediler ve zuhu”Oku
- 3Kelime-i Sâlihiyye, s. 26“------------------ Ya'nî Hak, "feyekûn" kavliyle isbât etti kî, bir "şey"in vücûd bulması, o "şey"in kendi nefsindendir. O şey hemen olduğuna göre o şeyin hemen”Oku
- 4Bendeki Terzi Babam (Cilt 1), s. 219“. ↑ Bu “Ol” da, her hangi bir şeyin oluşumu için değil, çevresindekilerin dualarına “Kün” demek mâhiyetindedir. ↑ (كُنْ) “ Kün” ile Efendi Babam arasında ki hak”Oku
Dayandığı eserler
İlgili sorular
Bu cevap, adı geçen eserlerden derlenmiş yapay zekâ destekli bir özettir; dinî hüküm veya fetva değildir. İlim için kaynaklara başvurarak doğrulamanız tavsiye edilir.