Lübbü'l-Lübb kavramı tasavvufta hangi mertebe ile ilişkilendirilir?
Lübbü'l-Lübb kavramı, tasavvufta sülûk ehli için bir başlangıç ve kılavuz niteliğindedir. Muhyiddin İbn Arabî'nin "Fütuhat-ı Mekkiyye" eserinden İsmail Hakkı Bursevî tarafından şerh edilen bu risale, hakikat ve marifet meselelerinin özünü ele alır. Sâlikin kendi hakikatine arif olması, itikadlarda kayıtlanmaması ve mutlak varlığa ulaşma yolculuğunda geçeceği mertebeleri ve halleri açıklar. Eser, sülûkun ilk adımlarından başlayarak, "İlm-el yakîn", "Ayn-el yakîn" ve "Hakk-el yakîn" gibi yakîn mertebelerini idrak etmeyi ve nihayetinde "cem" makamına ulaşmayı hedefler. Bu makamda sâlik, Hakk'ın varlığında kendi varlığını yok ederek, mutlak varlığa erişir ve hakikatle tahakkuk eder.
Detaylı cevap
Lübbü'l-Lübb risalesi, tasavvufî sülûkun temel mertebelerini ve bu mertebelerde sâlikin yaşayacağı halleri "tur"lar şeklinde tasvir eder. Bu turlar, sâlikin kendi nefsini ve kâinatı idrak etme sürecini mertebe mertebe açıklar:
-
Birinci Tur (Enfüs Alemi): Sâlik, kendi nefsinin hakikatini idrak eder. Bu mertebede kişi, kendi varlığının fani olduğunu ve Hak'tan ayrı olmadığını anlamaya başlar.
-
İkinci Tur (Afak Alemi): Sâlik, dış âlemi, yani nefs-i külliyeyi müşahede eder. Bu, kâinatın bir bütün olarak ilahî ruhun tecelligahı olduğunu anlamaktır. Güneşin evlere yansıması gibi, ilahî ruhun da her varlıkta tecelli ettiğini idrak eder.
-
Üçüncü Tur (Enfüs ve Afakın Birliği): Sâlik, cüz'î ruhunu küllî ruhda fani görür ve kendi ruhunun küllî ruha, aklının küllî akla mensup olduğunu "hakkal yakîn" ile anlar. Enfüs ve afakın aslında bir ve aynı hakikatin farklı veçheleri olduğunu kavrar.
-
Dördüncü Tur (Hakkın Zâtında Mahvolma): Bu mertebede sâlik, ruh-u izafîyi dahi Hakkın Zâtında mahvolmuş, yok olmuş müşahede eder. Bütün fiillerin, esma ve sıfatın, zatların Hakkın Zâtında yok olduğunu "ilmelyakîn" ve "hakkalyakîn" ile idrak eder. "La mevcuda illa hu" (O'ndan başka mevcut yoktur) hakikatine vakıf olur.
-
Beşinci Tur (İbnü'l-Vakit Makamı): Sâlik, önceki turların derecelerini birleştirerek "Varlık O'dur" der. Bu makamda "İbnü'l-Vakit" (Vaktin Oğlu) olarak adlandırılır.
-
Altıncı Tur (Ebül'l-Vakit Makamı): Sâlik, her şeye "ayna" olur ve kendinden gayri kimseyi mevcutatta göremez. "Mevcudat yoktur, ancak ben varım" diyerek "Ebül'l-Vakit" (Vaktin Babası) makamına erişir.
-
Yedinci Tur (Makâm-ı Cem ve Beka): Sâlik, küllî bir fena ile kendini kaybedip halis tam yokluğa erer. Bu, "makam-ı cem"dir. Bu makamda, Hakkanî bir vücud ve yeni bir elbise ile beka içinde beka hasıl olur. Müşahede ve marifet tamamiyle kaybolur. Arif, bu makamda Hak'ka arif olur ve mecazi bir itikadla kendini kayıt altına almaz.
Bu sülûk mertebeleri, sâlikin "yakîn"e ulaşma sürecini ifade eder. "Yakîn", ilim, hal, makam ve tahakkuk aşamalarıyla gerçekleşir. "İlm-el yakîn" hakikati ilmî olarak bilmek, "Ayn-el yakîn" hakikati hissederek yaşamak ve "Hakk-el yakîn" ise hakikatle tahakkuk etme halinin zuhurudur. Risale, bu mertebelerde sâlikin kendi tasavvurunda bir rab yaratma tehlikesine karşı uyarır ve mutlak rabbe ibadetin önemini vurgular. Kemal, kulun "HU" dediğinde varlığından soyunup, fena bulması ve izafi benliğinin ilahî benlikte yok olmasıyla gerçekleşir.
Kaynaklar
Bu cevabın dayandığı eser — kitabın tam sayfasına götürür.
- 1Kaynak · s.1“G Ö N Ü L D E N E S İ N T İ L E R (IV) RİSALE-İ “L Ü B B – Ü L L Ü’B V E S I R R – Ü S S I RRI” “ÖZÜN ÖZÜ” VE “SIRRI SIRRI” OSMANLICA ASLINDAN ÇEVİREN NECDET AR”Oku
- 2Kaynak · s.3“sevdiğimde onun eli ve dili olurum.” Durum bu hadîste belirtildiği gibi olunca, bu hakirin lisanında söyleyen O olursa, acaib mi olur?.. Yine Kur’anı Keriym Enf”Oku
- 3Kaynak · s.37“halde duracak dursa yine korku vardır. İtikadını, idrakini, bu mertebeye yüksetmışken dahi bunun her itikadı “mukayyed rabbe” olabilir... O kimse tahayyül eder ”Oku
- 4Kaynak · s.9“mülkü’l yevme lillahil vahıdil kahhæri “Anda mülk kimindir?.. Vahid ve Kahhar Allah’ındır!.”. hitabının manası çözülür... Bu mana ve ifadeye vakıf olarak, zahi”Oku
- 5Kaynak · s.47“elinden aşk badesini içip, “fena fîllah” hasıl olmamışsa, “HU” dediği zamanda, kendi zannı ve tasavuru, itikadı ve takyidi üzere Hakkı tahayyül ve tasavvur eder”Oku
- 6Kaynak · s.7“hiç bir eksiklik veya son bulma ulaşmaz. Hatta bütün bedene son gelse, ona fena ve zeval gelmez. O yine eskiden olduğu gibi merkezinde daim ve kaimdir. Ayrıca b”Oku
İlgili sorular
- Mü'minûn kavramı tasavvufta hangi mertebe ile ilişkilendirilir?
- Mübârek kavramı tasavvufta hangi mertebe ile ilişkilendirilir?
- Tûr kavramı tasavvufta hangi mertebe ile ilişkilendirilir?
- Kelime-i Yûnusiyye "Kelime-i Yûnusiyye" kitabının merkez teması ve asîl dayanağı nedir?
- Necdet kavramı tasavvufta hangi mertebe ile ilişkilendirilir?
Bu cevap, adı geçen eserlerden derlenmiş yapay zekâ destekli bir özettir; dinî hüküm veya fetva değildir. İlim için kaynaklara başvurarak doğrulamanız tavsiye edilir.