Lübbü'l-Lübb (Özün Özü) Bu kitaptan sâlik için günlük hayatındaki İrfani dersler nelerdir?
Sâlikin günlük hayatındaki irfânî dersler, Hakk'ı her şeyde müşahede etme, itikadî kayıtlamalardan azade olma ve manevî yolculuk olan seferleri idrak etme üzerine kuruludur. İrfan sahibi, "suyun rengi, kabının rengidir" hakikatini bilerek, bütün eşyaya ışık veren Hakk'ın nurunu idrak eder. Bu idrakle, arifler "Akabinde Allah'ı görmediğim hiçbir şey yok", "Bir şey görmem ki onda Allah'ı görmüş olmayayım", "Her şeyden evvel O'nu gördüm" gibi farklı mertebelerden Hakk'ı müşahede ettiklerini ifade ederler. Bu müşahede, sâlikin dış âlemde (afakta) ve kendi nefsinde (enfüste) Hakk'ı görmesiyle kemâle erer. İrfan ehli, belirli bir itikada bağlanıp kalmaz, aksine tüm itikadları kapsayıcı bir anlayışa sahiptir; zira Hak her surette tecelli eder ve arif, bu tecellileri kayıtsız şartsız kabul eder.
Detaylı cevap
Sâlik için günlük irfânî dersler, öncelikle Hakk'ı her şeyde müşahede etme makâmına ulaşma çabasını içerir. Bu, "Ma reeytü şey'en illa rüyetullahu ba'dehu!" (Akabinde Allah'ı görmediğim hiçbir şey yok) veya "Ma reeytü şey'en illa rüyetullahi fiyhi" (Bir şey görmem ki onda Allah'ı görmüş olmayayım) gibi ifadelerle açıklanan bir mârifet hâlidir. Bu makâm, sâlikin dış âlemdeki (afakî) ve kendi iç âlemindeki (enfüsî) tüm varoluşta Hakk'ın tecellisini görmesiyle tahakkuk eder. Bu, Hak'ın "Allah semaların ve yerin nurudur" (Nur Suresi, 24/35) ayetindeki nurunun her şeyi kuşattığını idrak etmektir.
İkinci önemli ders, itikadî kayıtlamalardan azade olmadır. Ârif, kendi hakikatine vâsıl olduğunda, belirli bir itikada bağlanıp kalmaz, aksine tüm itikadları kuşatır ve Hak'ın her surette tecellisini kabul eder. Bu durum, "suyun rengi, kabının rengidir" sözüyle açıklanır; yani her itikad sahibi, kendi kabiliyet ve idrakine göre Hak'ı tasavvur eder. Ârif ise, tüm bu tasavvurların ötesinde, Hak'ın mutlak Cemal sahibi olduğunu ve her yerde tecelli ettiğini bilir. Bu, sâlikin kendi zannından ve sınırlı itikadından sıyrılarak, geniş bir idrak dairesine ulaşmasını gerektirir.
Üçüncü ders, manevî yolculuk olan seferleri idrak etmedir. Sâlik, kendisinin nereden gelip nereye gittiğini idrak etmeli ve nefsine ve Rabbine ârif olmalıdır. Bu yolculuk üç ana sefere ayrılır:
- Birinci Sefer: Zat-ı İlâhî'deki hakikatin, his ve şehadet âlemine zuhur etmesiyle başlayan ve insanın "esfel-i sâfilîn" mertebesine inişiyle tamamlanan yolculuktur. Bu mertebede kişi, nefsine ve Rabbine ârif olamazsa, "cem'den önceki fark" hâlinde kalır.
- İkinci Sefer: Bir mürşid-i kâmilin rehberliğinde, "akl-ı küll"e doğru yapılan manevî yolculuktur. Bu seferde sâlik, kötü ahlaklardan arınarak "Hakikat-i Muhammedî"ye ulaşır ve evvelki hâli gibi temiz ve renksiz olur. Bu, "müşahede seferi" olarak da adlandırılır ve sâlikin kendini bulup, nereden gelip nereye gideceğini anlaması için elzemdir.
Bu derslerin günlük hayattaki karşılığı, sâlikin her an ve her durumda Hakk'ı hatırlaması, O'nun tecellilerini fark etmesi ve kendi nefsini bilerek Rabbini tanımasıdır. Bu, "Men a'refe nefsehu fekad a'refe rabbehu" (Kim nefsini bilirse Rabbini bilir) hadisi şerifiyle özetlenir. Bu yolculukta mürşid-i kâmile tabi olmak ve onun ahlakıyla ahlaklanmak, sâlikin kemâle ermesi için temel bir şarttır. Zira "tadmayan bilmez" kaidesince, bu irfanî hâller ancak yaşanarak elde edilir.
Kaynaklar
Bu cevabın dayandığı eser — kitabın tam sayfasına götürür.
- 1Kaynak · s.57“halini bilir ve yine bilir ki, “suyun rengi, kabının rengidir” ve bütün eşyaya ışık veren Hakkın nurudur. Nitekim Kur’anı Keriym Nur Suresi 24. sure 35. ayette;”Oku
- 2Kaynak · s.25“eder Hak’sız sandığı için... Arif o dur ki, izhar ettiği itikad hakdır. Ve, içinde olan dışına göre zıd gibi görünürse de, hakikatte zıd değildir!.. Arifin dair”Oku
- 3Kaynak · s.5“olup, bir itikadla kayıtlı değillerdir. Beyt: Bugün her kim görürse yârin, Gören onlardır yarın. Ne bilsin orda bildârın, Onlar burada a’malardan. Nitekim Hazre”Oku
- 4Kaynak · s.3“sevdiğimde onun eli ve dili olurum.” Durum bu hadîste belirtildiği gibi olunca, bu hakirin lisanında söyleyen O olursa, acaib mi olur?.. Yine Kur’anı Keriym Enf”Oku
- 5Kaynak · s.23“bir o kadar yardımcı getirsek bile..”. İnsan-ı Kamil’in bir adı da “ELİF LAM MİM” dir!.. Nitekim Kur’an-ıKur’anı Keriym Bakara Suresi 2. sure 1-2. ayette; “ELİF”Oku
- 6Kaynak · s.55“tasavvur ettiği ilahtır. O da sıfattır!.. O kulun senası, kendi itikadı ve zannı üzere olup, dolayısı ile övgüsü kendi zannınadır. Bu sebeble diğer itikadları k”Oku
İlgili sorular
- Tûr kavramı tasavvufta hangi mertebe ile ilişkilendirilir?
- Kelime-i Yûnusiyye "Kelime-i Yûnusiyye" kitabının merkez teması ve asîl dayanağı nedir?
- Mü'minûn kavramı tasavvufta hangi mertebe ile ilişkilendirilir?
- Mübârek kavramı tasavvufta hangi mertebe ile ilişkilendirilir?
- Kamer Sûresi Bu kitaptan sâlik için günlük hayatındaki İrfani dersler nelerdir?
Bu cevap, adı geçen eserlerden derlenmiş yapay zekâ destekli bir özettir; dinî hüküm veya fetva değildir. İlim için kaynaklara başvurarak doğrulamanız tavsiye edilir.