İçeriğe atla

Lübbü'l-Lübb (Özün Özü) "Lübbü'l-Lübb" kitabının merkez teması ve asîl dayanağı nedir?

Kitap Soruları6 görüntülenme6 kaynak
Kısa cevap

Necdet Ardıç'ın "Lübbü'l-Lübb" adlı eseri, Muhyiddin İbn Arabî'nin "Fütuhat-ı Mekkîyye" adlı kitabının İsmail Hakkı Bursevî tarafından yapılan açıklamalarından derlenmiş bir risaledir. Bu eser, tasavvufî hakikatlerin özünü ve sırrını, özellikle "arif" kavramı üzerinden açıklamayı hedefler. Kitabın ana teması, arif-i billah'ın her türlü itikadı kapsayıcı ve hiçbir itikatla kayıtlanmamış olma halidir. Asıl dayanağı, Kur'an ayetleri ve hadis-i şerifler olup, özellikle "Attığın zaman sen atmadın, Allah attı" (Enfal 8/17) ve "Kulumu sevdiğimde onun eli ve dili olurum" hadis-i kudsisi gibi metinler, eserin temelini oluşturur. Kitap, arifin kendi hakikatine vuslatını ve mutlak vücudu idrak etmesini, itikadî kayıtlanmalardan kurtulmasını ve Hakk'ı her surette müşahede etmesini vurgular.

Detaylı cevap

"Lübbü'l-Lübb" risalesi, tasavvufî sülûkün en temel meselelerinden biri olan "arif"in mertebesini ve bu mertebede Hakk'ı idrak ediş biçimini ele alır. Kitap, arifin hakikaten arif olduğu zaman, belirli bir itikatla kayıtlanmayacağını, aksine tüm itikatları kapsayıcı bir "heyula" gibi olacağını belirtir. Bu durum, arifin ilahi bilgideki yerini ve itikadındaki daimiyetini gösterir. Arif-i billah, dıştan hangi surete bürünürse bürünsün, kendi zatında aslı üzere kalır ve her yüzde Hakk'ı müşahede eder.

Kitapta, arifin kendi hakikatine arif olmasının nasıl gerçekleştiği sorusu, "yakîn" kavramı üzerinden açıklanır. Yakîn, ilmel yakîn, aynel yakîn ve hakkel yakîn olmak üzere üç mertebede ele alınır. İlmel yakîn, hakikate ilim yoluyla ermek; aynel yakîn, hakikati hissederek yaşamak; hakkel yakîn ise hakikatle tahakkuk etme halidir. Bu mertebeler, sâlikin Hakk'a vuslat yolculuğunda ilerleyişini ve idrakini derinleştirmesini ifade eder.

Risale, "tekvin makalesi" başlığı altında, kulun nefeslerini kontrol etmesi ve gönül hazinesini Hakk'ın rızasına muhalif düşüncelerden koruması gerektiğini vurgular. "Allah'a giden yollar yaratılmışların nefesleri adedincedir" hadisiyle, her nefeste Hakk'a bir yol olduğu belirtilir. Kulun gönlü, "Hakk"ın hazinesi ve kütüphanesi olarak tanımlanır ve müminin kalbinin beytullah, arşullah, hazainullah ve mir'atullah olduğu hadis-i şerifle açıklanır. Bu, sâlikin iç âlemini temiz tutmasının ve Hakk'ın tecellilerine ayna olmasının önemini gösterir.

Kitapta ayrıca, kulun kendi zannına ve itikadına göre tasavvur ettiği "mukayyed mabud" tehlikesine dikkat çekilir. Hakiki kemal, kulun "HU" dediğinde varlığından soyunup, izafi benliğinin ilahi benlikte yok olmasıyla, yani "fena fillah" haliyle gerçekleşir. Bu durum, mutlak Rabb-ül Erbab'a bağlanmayı ve kendi hevasını ilah edinmekten kurtulmayı ifade eder. İbn Arabî'nin "İtikad edilen Allah, kulun zannına göre tasavvur ettiği ilahtır" sözüyle, itikadî kayıtlanmaların sınırlayıcılığına ve hakiki idrakin ancak tüm itikatları aşmakla mümkün olacağına işaret edilir. Bu bağlamda, "suyun rengi kabının rengidir" sözü, arifin her itikadı kapsayıcı ve her surette Hakk'ı müşahede edici olma halini özetler.

Kaynaklar

Bu cevabın dayandığı eser — kitabın tam sayfasına götürür.

  1. 1Kaynak · s.1G Ö N Ü L D E N E S İ N T İ L E R (IV) RİSALE-İ “L Ü B B – Ü L L Ü’B V E S I R R – Ü S S I RRI” “ÖZÜN ÖZÜ” VE “SIRRI SIRRI” OSMANLICA ASLINDAN ÇEVİREN NECDET AROku
  2. 2Kaynak · s.3sevdiğimde onun eli ve dili olurum.” Durum bu hadîste belirtildiği gibi olunca, bu hakirin lisanında söyleyen O olursa, acaib mi olur?.. Yine Kur’anı Keriym EnfOku
  3. 3Kaynak · s.57halini bilir ve yine bilir ki, “suyun rengi, kabının rengidir” ve bütün eşyaya ışık veren Hakkın nurudur. Nitekim Kur’anı Keriym Nur Suresi 24. sure 35. ayette;Oku
  4. 4Kaynak · s.47elinden aşk badesini içip, “fena fîllah” hasıl olmamışsa, “HU” dediği zamanda, kendi zannı ve tasavuru, itikadı ve takyidi üzere Hakkı tahayyül ve tasavvur ederOku
  5. 5Kaynak · s.37halde duracak dursa yine korku vardır. İtikadını, idrakini, bu mertebeye yüksetmışken dahi bunun her itikadı “mukayyed rabbe” olabilir... O kimse tahayyül eder Oku
  6. 6Kaynak · s.53Hak teala kendini halketti!.. demek, zahiren iyi görünmez!.. Ama, hakikati cihetiyle gerçektir!.. Bedii’dir!.. Yani hayret verici bir haldir. Dünyalık akıl el­bOku
Bu cevap yardımcı oldu mu?

İlgili sorular

Bu cevap, adı geçen eserlerden derlenmiş yapay zekâ destekli bir özettir; dinî hüküm veya fetva değildir. İlim için kaynaklara başvurarak doğrulamanız tavsiye edilir.