İçeriğe atla

Makâm hangi aşamalardan geçer?

Kavram MekanizmasıOrta düzey5 görüntülenme3 kaynak
Kısa cevap

Tasavvufta makâm, sâlikin sülûk esnasında ulaştığı ve istikrarlı hale getirdiği manevî mertebeye denir. Makâm, ilim, hâl ve tahakkuk aşamalarından geçerek elde edilir. Öncelikle bir kavramın akıl ile bilinmesi (ilim/ilme'l-yakîn), ardından kalbin o kavramı geçici olarak tatması (hâl) ve nihayet bu hâlin sâlikte sabitlenerek onun bir parçası haline gelmesi (makâm/ayne'l-yakîn) ile oluşur. Makâm, sâlikin amel ve tahkîk ile elde ettiği, Hakk'ın bir isminin günlük yaşamında tezahür ettiği bir mevki olup, hâlden farklı olarak kalıcıdır ve sâlikin nefs mertebelerini aşmasıyla derinleşir¹.

Detaylı cevap

Tasavvufî bir hakikatin sâlikte makâm haline gelmesi dört temel aşamadan geçer. Bu aşamalar, "Yakîn size gelinceye kadar Rabb'ine ibadet et" (Hicr 15/99) ayetine dayanır ve ilim, hâl, makâm ve tahakkuk olarak sıralanır.

Birinci aşama: İlim (İlme'l-yakîn): Bu, bir kavramın akıl yoluyla bilinmesi, tanımının ve sınırlarının öğrenilmesidir. Sâlik, bir makâmı kitaplardan okuyarak veya dinleyerek zihinsel düzeyde kavrar. Bu aşama, henüz bir tatma veya yaşama içermez, sadece bilgisel bir edinimi ifade eder.

İkinci aşama: Hâl: İlim aşamasından sonra, sâlikin kalbi o kavramın bir parıltısını geçici olarak yaşar. Bu, bir zikir meclisinde, murakabede veya mürşid huzurunda hissedilen anlık bir manevî tecrübedir. Hâl, gelir geçer ve istikrarlı değildir; tıpkı bir şimşek gibi parlayıp sönen bir tatmadır.

Üçüncü aşama: Makâm (Ayne'l-yakîn): Hâlin sâlikte sabitlenmesi ve kalıcı hale gelmesidir. Makâm, hâlin aksine süreklidir ve sâlikin gayretiyle elde ettiği bir mevkiyi temsil eder. Bu aşamada sâlik, o kavramı sadece bilmekle veya geçici olarak tatmakla kalmaz, aynı zamanda onu yaşamının bir parçası haline getirir. Makâm, sâlikin amel ve tahkîk ile ulaştığı, Hakk'ın bir isminin onun üzerinde tezahür ettiği bir duruş yeridir¹. Örneğin, tövbe makâmında olan sâlik, Hakk'ın "et-Tevvâb" isminin tecellisini kendi yaşamında deneyimler.

Dördüncü aşama: Tahakkuk (Hakke'l-yakîn): Bu, sâlikin o kavramın kendisi olması, yani o hakikatle bütünleşmesidir. Makâmın en ileri seviyesi olup, sâlikin kendi mevhum benliğinden geçerek, yüce Allah'ın isminde tam bir bekâ hali bulmasıdır². Bu aşamada sâlik, "Benimle görür, benimle tutar" ifadesinin işaret ettiği gibi, Hakk ile kaim olur ve varlıktan bir miktar kir bile kalsa bilgisi hakikat derecesine varamaz¹. Makâm sahibi, her şeyi Hakk'a dönmüş, Hakk'ta fani ve Hakk'la baki olmuş görür³. Sâlikin nefs mertebelerini (Emmâre, Levvâme, Mülhime, Mutmainne, Râdıye, Mardiyye, Sâfiye/Kâmile) aşması, bu makâmların derinleşmesinde ve tahakkukunda önemli bir rol oynar.

Kaynaklar

Cevap metnindeki ¹ ² ³ numaraları aşağıdaki kaynaklara karşılıktır — her biri kitabın tam sayfasına götürür.

  1. 1Gülşen-i Râz ve Şerhi (2) · s.179Makam de­mesi oturmuşluk halidir. Hal denen şey geçer ama makam kalıcı­dır. Benimle görür, benimle tutar demesi, artık ben orada kai­mim demektir. O Hakk’ın oldOku
  2. 2Esmâü'l-Hüsnâ (Cilt 2) · s.9Sözü geçen kul, anlatılan makamdan öteye geçer, ma’nevî halinde tam bir kuvvet bulursa… Yani: Kendi mevhum benliğinden geçerse… Bu geçişten sonra; yüce Allah, iOku
  3. 3Tuhfetu'l-Uşşâkî · s.36Bu makam sahibi hiç bir şey-i görmez ancak her şey-i Hakk'a dönmüş, Hakk'ta fani olmuş, Hakk'la baki olmuş görür. Bu makamdan da geçip de, kendini Hakk'ta fani,Oku
Bu cevap yardımcı oldu mu?

İlgili sorular

Bu cevap, adı geçen eserlerden derlenmiş yapay zekâ destekli bir özettir; dinî hüküm veya fetva değildir. İlim için kaynaklara başvurarak doğrulamanız tavsiye edilir.