İçeriğe atla

Meryem Sûresi "Meryem Sûresi" kitabının merkez teması ve asîl dayanağı nedir?

Kitap Soruları0 görüntülenme6 kaynak
Kısa cevap

Necdet Ardıç'ın "Meryem Sûresi" adlı eseri, Kur'ân-ı Kerîm'in 19. sûresi olan Meryem Sûresi'ni tasavvufî bir bakış açısıyla ele almaktadır. Kitabın merkez teması, Meryem Sûresi'nin Îsevîyyet mertebesiyle olan derin bağlantısı ve bu mertebenin Hakîkat-i Muhammedîyye'ye olan bağıdır. Eser, sûrenin harf, kelime ve âyet sayılarının ebced değerleri üzerinden mânâsal bütünlükler kurarak, bu sayısal değerlerin tasavvufî hakîkatleri nasıl desteklediğini göstermeyi amaçlar. Kitap, Kur'ân'ın zâhirî mânâlarının ötesinde, bâtınî ve ilâhî nefhaları idrâk etmenin önemini vurgular. İnsânın kendini bilmesi, tefekkürle hakîkatleri araştırması ve bu araştırmalar neticesinde mânâ yaşını yükseltmesi gerektiği temel bir düstur olarak sunulur. Meryem Sûresi, Îsevîyyet mertebesinin zuhur mahalli olarak kabul edilir ve bu mertebenin fenâfillah'a kadar olan kemâlâtı temsil ettiği belirtilir. Kitap, Hz. Meryem ve Hz. Îsâ kıssaları üzerinden, ilâhî kudretin tecellîlerini ve sülûk ehlinin yaşayacağı hâlleri açıklamayı hedefler.

Detaylı cevap

Meryem Sûresi, Necdet Ardıç'ın tasavvufî yorumunda Îsevîyyet mertebesi olarak konumlandırılır ve bu mertebe, Hakîkat-i Muhammedîyye'ye bağlı bir sistem içinde yer alır. Kitap, sûrenin başındaki hurûf-u mukattaa harflerinden (Kâf, Hâ, Yâ, Ayn, Sâd) başlayarak, her bir harfin ve sûrenin genel yapısının tasavvufî anlamlarını açımlar. Örneğin, sûrenin 19. sûre olması, İnsân-ı Kâmil'in Muhammedîyyet mertebesindeki işaretine delâlet ederken, (1+9=10) Îsevîyyet mertebesini temsil eder. Bu sayısal değerlerin idrâk edilmesi, âyetlerin zâhirî mânâlarının ötesindeki bâtınî hakîkatleri anlamak için bir anahtar olarak sunulur.

Hz. Meryem kıssası, Rûh'ûl Kudüs'ün tecellîsi ve Îsevîyyet'in zuhur mahalli olarak ele alınır. Hz. Meryem'in Cibrîl'i bir beşer olarak görüp Allah'a sığınması, sâlikin nefsânî vehimlerden arınarak Hakk'a yönelişini sembolize eder. Hz. Îsâ'nın babasız doğumu, Rûh'ûl Kudüs ile desteklenmenin ve Mûsevîyyet mertebesinden Îsevîyyet mertebesine geçişin olağanüstü bir tezahürü olarak açıklanır. Bu durum, sâlikin sülûkunda, maddî ve dünyevî şartlanmalardan arınarak, ilâhî rûh ile desteklenmesi ve mi'raca doğru yükselmesi gerektiğine işaret eder.

Kitapta vurgulanan bir diğer önemli nokta, Hz. Îsâ'nın beşikteyken konuşmasıdır. Bu durum, abdîyyet mertebesinin ve ubûdiyetin hakîkatini açıklar. "Abd" kelimesinin ebced değeri üzerinden yapılan yorumda, abdîyyetin kaynağının (13) olduğu ve yapılan ibâdetlerin (13)'ten (13)'e, yani beşerî abdîyyetten ilâhî hakîkate doğru bir seyir olduğu belirtilir. Hz. Îsâ'nın "Ben Allah'ın kuluyum" demesi, Îsevîyyet mertebesinin özü olan hakîkati dile getirmesidir. Bu, sâlikin fenâfillah mertebesine ulaşarak kendi benliğinden sıyrılması ve Hakk'ın fiillerinin tecellî ettiği bir kul hâline gelmesi anlamına gelir. Bu mertebeye ulaşan sâlike, "kitap" (ilâhî hakîkatleri anlama kabiliyeti) ve "nebîlik" (öğrendiklerini çevresindekilere aktarma yeteneği) verilir. Bu, İdrîsiyye Fassı'ndaki mertebî yükseliş ve urûc ile paralellik gösterir; sâlikin günlük zikri ve tefekkürüyle kademeli olarak yükselmesi, mânevî idrâkini genişletmesi ve Hakîkat-i Muhammedîyye'ye ulaşması hedeflenir. Rûhullâh kavramı, Hz. Îsâ'nın özel bir lakabı olmasının yanı sıra, Hicr 29'daki "ve nefahtu fîhi min rûhî" âyetiyle her insanın aslî yapısında bulunan ilâhî rûha da işaret eder. Hz. Îsâ'da bu rûh kemâl mertebesinde tecellî etmiştir.

Kaynaklar

Bu cevabın dayandığı eser — kitabın tam sayfasına götürür.

  1. 1Kaynak · s.3bizlerin birinci görevi budur çünkü Kûr’ân-ı Kerîm insânlara yâni bizlere, her birerlerimize geldi. Bize gelmiş olan ve çok büyük bir şeref vermiş olan KelâmullOku
  2. 2Kaynak · s.1GÖNÜLDEN ESİNTİLER: KÛR’ÂN-I KERÎM’de YOLCULUK (19) MERYEM-SÛRESİ NECDET ARDIÇ İRFAN SOFRASI NECDET ARDIÇ TASAVVUF SERİSİ (30) İÇİNDEKİLER: Sahife no İÇİNDEKİLEOku
  3. 3Kaynak · s.37onların fizîkî mânâda yaşadıklarını ilmi mânâda yaşamaktayız. Eğer bu hâdiseler fizîkî olarak yaşanmamış olsalardı gaybda kalır ve zuhura çıkmamış olurlardı. EfOku
  4. 4Kaynak · s.33kunte tekıyyen.) (Hz. Meryem şöyle) dedi: “Muhakkak ki ben, eğer sen takva sâhibi isen (bana bir zararın dokunmaz). Senden Rahmân'a sığınırım.” Bu âyeti kerîme Oku
  5. 5Kaynak · s.39(a.s.) da ise “konuşmayacağım” yâni “fenâfillah mertebesinden size haber vermeyeceğim” ifâdesi olmaktadır çünkü bu haberi Îsâ (a.s.) verecek yâni o bilgiyi Îsâ Oku
  6. 6Kaynak · s.5iyi anlarız ve mutmainliğimiz daha çok artar. Bu şekilde Âyeti kerîmelerin hem sayısal tastiği hem de mânâ bütünlüğü oluşmaktadır. Eğer bu sayı değerlerini bilmOku
Bu cevap yardımcı oldu mu?

İlgili sorular

Bu cevap, adı geçen eserlerden derlenmiş yapay zekâ destekli bir özettir; dinî hüküm veya fetva değildir. İlim için kaynaklara başvurarak doğrulamanız tavsiye edilir.