İçeriğe atla

Mir'at-ül İrfân ve Şerhi Bu kitaptan sâlik için günlük hayatındaki İrfani dersler nelerdir?

Kitap Soruları0 görüntülenme6 kaynak
Kısa cevap

Sâlik için irfânî dersler, kişinin kendi varlığını Hak'tan ayrı görme vehminden kurtularak, Hak'ın varlığıyla tahakkuk etmesi ve bu idrâki günlük hayatına tatbik etmesidir. Bu süreç, nefsi bilmekle başlar ve Hak'kı bilmeye, dolayısıyla Hak ile bir olmaya (O'sun ama sensiz senliksiz) götürür. İrfânî dersler, kişinin varlık zannını ortadan kaldırarak, Hak'tan gayrı bir varlığın olmadığını idrâk etmesini ve bu idrâkle yaşamını sürdürmesini hedefler. Bu, sadece zihnî bir bilgi değil, yaşanarak elde edilen bir mârifet halidir ve sâlikin tüm hâllerini ve amellerini dönüştürür.

Detaylı cevap

Sâlikin günlük hayatındaki irfânî dersler, "Ölmeden evvel ölünüz" hadîs-i şerîfinin mânâsını idrâk etmekle başlar. Bu, beşerî varlığın geçici olduğunu ve aslı olmadığını anlamak, yani kendi mevhum varlığını ortadan kaldırmaktır. Bu idrâk, sâlikin kendisini Hak'tan ayrı bir varlık olarak görme yanılgısından kurtulmasını sağlar. Zira "her kim Hakk'tan gayrı bir şeyin varlığına hak tanırsa, sonra da o tanıdığı varlığın ifnası cihetine girmiş olur. Böyle bir durum sonunda, Hakk'tan gayrı bir şeyin varlığını şüphesiz isbat etmiş olur. O'ndan gayrı bir varlığın isbatı yoluna giden ise gerçekten Allah'a bir ortak bulmuş olur." (Kaynak 1)

İrfânî derslerin temelinde, kişinin kendi nefsini bilmesi yatar. "Bir kimse ki nefsini bildi, gerçekten Rabbını bilen o oldu" hadîs-i şerîfi bu dersin anahtarıdır. Nefsi bilmek, kişinin kendi varlığının Hak'ın varlığı olduğunu idrâk etmesidir. Bu, "varlığı, kendi varlığı değildir, ama başka bir varlığa da sâhip değildir. Yâni kendisinden başka varlık yoktur. İş bu mânânın bir icabı olarak elbette kendi vücûdu yâni varlığı Allah'ın vücûdudur yâni varlığı" (Kaynak 1) anlamına gelir. Bu idrâk, sâlikin "sen O olmuşsun, olmuşu da geç O'sun. Ne var ki sen daha önce, bunu bilmiyordun" (Kaynak 2) mertebesine ulaşmasını sağlar.

Bu irfânî dersler, sâlikin günlük yaşamında somut karşılıklar bulur:

  1. Varlık Zannından Kurtulma: Sâlik, kendi varlığını Hak'tan ayrı ve bağımsız bir birim olarak görme zannından kurtulur. "Vehmettiğin varlığın aslında yoktur, sen mefhûm olan benliğin ile değil Hakk ile kâimsin ve yok olsan da varsın var olsan da varsın." (Kaynak 4) Bu, kişinin kendi cehlini gidermesi, yani mârifet yoluyla bir varlık sahibi olduğunu bilmediği şeyi şimdi bilmesidir.
  2. Fenâ ve Bekâ Anlayışı: İrfânî dersler, fenâ kavramını doğru anlamayı gerektirir. "Varlık en kesifinden en lâtifine Allah'ın varlığıdır bu durumda nasıl fenâ bulacak, ortadan kalkacak olan sadece bizim hayâlimizde var zannettiğimiz vehmi düşünceleri-mizdir." (Kaynak 5) Bu, varlığın yokluğa geçişi değil, kişinin kendi vehmî varlık zannının ortadan kalkmasıdır. Bu durumda "âlem senin gözünde fâni olur sen âlemde fani olmazsın." (Kaynak 5)
  3. Amellerin Dönüşümü: Sâlik, nafile ibâdetlerle Hak'a yaklaşırken, bu ibâdetlerin sadece fiziksel eylemlerden ibaret olmadığını, tefekkür yönlü olması gerektiğini idrâk eder. "Bir saatlik tefekkür bir yıllık nafile ibâdetten hayırlıdır." (Kaynak 3) Bu, amellerin Hak'ın varlığıyla tahakkuk etme bilinciyle yapılması anlamına gelir.
  4. Nefs Mertebeleri: İrfânî dersler, nefs terbiyesinde levvâme, mülhime ve mutmainne mertebelerinin önemini vurgular. Özellikle mülhime mertebesinde, ilhamların kaynağını doğru ayırt etmek, şeytanın vesveselerinden korunmak için ehlullah rehberliğine ihtiyaç duyulur. (Kaynak 4)
  5. Yakınlık ve Uzaklık Vehminin Ortadan Kalkması: Sâlik, Hak'tan uzaklık veya yakınlık gibi vehmî düşüncelerden arınır. "Varlık O'nun varlığı ise sende O'nun gayrı değilsen kim kime yakınlaşacak veya uzaklaşacak?" (Kaynak 2) Bu, tekliğe bürünme ve varlığını ortadan kaldırmış olmanın getirdiği bir hâldir.

Bu dersler, sâlikin taklit yaşantısından tahkik yaşantısına geçmesini, yani bildiği şeyin hakîkatına varmasını gerektirir. "Bilmen gereken ve hakîkatına varman icab eden husus şudur; vücûdun varlığın aslında, senin kendine mal ettiğin vücûdun, var olmuş bir şey hiç olmadı, onun yokluğu da böyle ama zamanların hiçbirinde, olucu şey de" (Kaynak 3) Bu, kişinin kendi varlığının Hak'tan ayrı olmadığını, her şeyin Hak'ın zuhuru olduğunu idrâk etmesidir. "Vuslat mârifettir. Her ne zaman ki vasıl oldun yâni özünün ârifi oldun Hakk'a vasıl oldun sayılır." (Kaynak 2) Bu mârifet, kişinin Hak'ı Hak ile bilmesi, nefsiyle değil. Çünkü "kendi nefsin" diye var olmayan bir şeyin bir başka şeyi idrâk etmesi mümkün değildir. (Kaynak 2)

Kaynaklar

Bu cevabın dayandığı eser — kitabın tam sayfasına götürür.

  1. 1Kaynak · s.31olsun, hatta çıkan kim olursa olsun şirken kurtulma kokusunu alamaz. 22 İrfân sâhibi geçinen pek çok kimseler anlatılan mânâdan yana yanlış zanna kapılmışlardırOku
  2. 2Kaynak · s.113çünkü tek an ve tek varlık vardır. Bizler beşeriyetimize ve vehmimize döndüğümüz zaman bu an hükmünü zamânâ döndürüyoruz. Ve bu şekilde zamanda bölünmeler oluyoOku
  3. 3Kaynak · s.97tehlikelerini atlatırsa, ihtiyar olur ve sonunda ölür." Âdemoğlunun karşısında veya uzağında değil yanıbaşında olan doksan dokuz ölümden bahsedilmektedir. Kişi Oku
  4. 4Kaynak · s.103Yukarıda, pek çok şeyler anlatıldı o anlatılanların hemen hepsi, nefsini, özünü anlamaya dairdi, seni bu yola çekmek üzerine idi. Orada sana özetle şu mânâlar aOku
  5. 5Kaynak · s.67ne bir illet lâzım gelir ne de bir sebep. Şimdi varlığını ki, anlatılan mânâda anladın yâni varlığına karşı bir irfân duygusuna sâhib oldun şüphesiz varlık yönüOku
  6. 6Kaynak · s.17iki âlemin ismi, müsemmâsı, görünen çehreleri ile hep Allahû Teâlâ'dır. Bu mânâda, şek ve şüphe izi aranmamalıdır. Bu açıdan bakılınca Allahû Teâlâ'nın hiç bir Oku
Bu cevap yardımcı oldu mu?

İlgili sorular

Bu cevap, adı geçen eserlerden derlenmiş yapay zekâ destekli bir özettir; dinî hüküm veya fetva değildir. İlim için kaynaklara başvurarak doğrulamanız tavsiye edilir.