İçeriğe atla

Mîzân hâli nasıl başlar, nasıl yerleşir?

Kavram MekanizmasıOrta düzey0 görüntülenme8 kaynak
Kısa cevap

Mîzân hâli, sâlikin kalbinde Hak ile halk arasındaki denge idrâkiyle başlayan ve amellerin, hâllerin ilâhî ölçüye vurulmasıyla yerleşen bir mânevî mertebedir. Bu hâl, başlangıçta akâidî mîzân (âhirette amellerin tartılması) ve ahlâkî mîzân (nefsi muhâsebe) gibi şeriat mertebesindeki uygulamalarla zuhûr eder. Yerleşmesi ise, kâinatın vücudî mîzân (Rahmân 7-9) üzere kurulu olduğunu idrâk etmek ve nihayetinde Hak'ın 'el-Adl' isminin tecellîsi olarak her şeyi kuşatan mârifet mîzânına ulaşmakla tahakkuk eder. Bu süreç, sâlikin her amelinde ve her hâlinde kendisini Hak'ın hükmü mîzânına çekme idrâkiyle pekişir.

Detaylı cevap

Mîzân hâli, tasavvufî sülûkun farklı mertebelerinde tezâhür eden katmanlı bir idrâktir. Başlangıçta, mîzânın zuhûru genellikle şeriat mertebesinde, yani akâidî mîzân ve ahlâkî mîzân kavramlarıyla başlar. Akâidî mîzân, âhirette amellerin tartılacağı ilâhî teraziye olan îmanla ilgilidir¹. Bu, sâlikin amellerinin karşılığını bulacağı bilinciyle hareket etmesini sağlar. Ahlâkî mîzân ise, kişinin kendi nefsini muhâsebeye çekmesi, Haşr Sûresi'ndeki "her nefs yarın için ne hazırladığına baksın" emrinin yaşanmasıdır. Bu ilk adımlar, sâlikin niyetini Hak'a yöneltme² ve amellerini ilâhî ölçüye göre düzenleme çabasıyla hâlin başlamasına zemin hazırlar.

Mîzân hâlinin yerleşmesi ve derinleşmesi ise daha ileri mertebelerde gerçekleşir. Bu, vücudî mîzân idrâkiyle devam eder; kâinatın bizzat bir denge üzerinde kurulu olduğunu, her zerrenin Hak'ın 'el-Adl' isminin tecellîsiyle yerli yerinde durduğunu müşâhede etmektir³. Bu mertebede sâlik, aklın semâsının yükseltilmesiyle⁴ idrâkini genişletir ve beden ile aklın, dünya ile âhiretin dengesini gözeterek seyrine devam eder³·⁴. Nihayetinde, mîzân hâli mârifet mîzânına ulaşarak yerleşir. Bu, sâlikin kalbinin Hak'la perdesizleştiğinde, her hâlin ve her zuhûrun Hak'ın bir 'tartı' tecellîsi olduğunu görmesidir. Bu makamda, insan-ı kâmil ilâhî bir mîzân hâline gelir, adâlet ve istikâmet yolunda örnek teşkil eder⁵. Mîzânın dili, orta yol ve itidaldir; şeriat hükmü dairesinde muamele etmekle ruhun ve nefsin hakkı verilmiş, aşırılık ve eksiklikten kurtulunmuş olur⁶. Bu, aynı zamanda sabırla mîzânın kefesini ağır etme⁷ ve ilâhî adâletin her şeye yayılmış olduğunu idrâk etme hâlidir⁸.

Kaynaklar

Cevap metnindeki ¹ ² ³ numaraları aşağıdaki kaynaklara karşılıktır — her biri kitabın tam sayfasına götürür.

  1. 1K1-101,-1
  2. 2-3
  3. 3Er-Rahmân · s.26Bir seyrin var, yola soyun ve başla!” Denmek istenmiştir. 2 - Ve “mizan” ı koydu; bu ikinci mizan, artık iki mizan arasındaki mertebelere haksızlık etmeyin, taşOku
  4. 4Mutaffifîn Sûresi · s.20Bir seyrin var, yola soyun ve başla!” Denmek istenmiştir. 2 - Ve “mizan” ı koydu; bu ikinci mizan, artık iki mizan arasındaki mertebelere haksızlık etmeyin, taşOku
  5. 5Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 2 · s.1657Sen ilâhî ahlâk ile ahlâklanmış olup, kullar arasında ilâhî bir mîzân olmuş bir insân-ı kâmilsin. Belki ilâhî mîzân olan her insân-ı kâmilin adâlet ve istikâmetOku
  6. 6Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 9 · s.1520Yüce Allah mizana delil verdi; uyanık ol, “Kur'an'dan Rahman Suresi'ni oku!” “Göğü yükseltti ve ölçüde tecavüz etmesinler diye mizanı koydu; ve tartıyı adaletleOku
  7. 7Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 9 · s.1317Onlara sabır bahşet, mizânın kefesini ağır et! Onları sûret-gerlerin hilelerinden kurtar! &10024; 1200. Onlara sabır bahşet, mizan terazisinin kefesini ağır et!Oku
  8. 8Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 9 · s.1523Yüce Allah mizana delil verdi; uyanık ol, “Kur'an'dan Rahman Suresi'ni oku!” “Göğü yükseltti ve ölçüde tecavüz etmesinler diye mizanı koydu; ve tartıyı adaletleOku
Bu cevap yardımcı oldu mu?

İlgili sorular

Bu cevap, adı geçen eserlerden derlenmiş yapay zekâ destekli bir özettir; dinî hüküm veya fetva değildir. İlim için kaynaklara başvurarak doğrulamanız tavsiye edilir.