Mîzân kavramının zâhir-bâtın mertebeleri nelerdir?
Mîzân kavramı tasavvufta hem zâhirî hem de bâtınî mertebeleriyle ele alınır. Zâhirî mîzân, kıyâmet günü amellerin tartılacağı ilâhî terazi olup¹, bu, kelâmın âhiret hayatının temel sınamalarından biri olarak gördüğü somut bir tartıdır¹. Bâtınî mîzân ise, sâlikin kalbinde Hak ile halk, dünya ile âhiret, şeriat ile mârifet arasında kurduğu dengeyi ifade eder²·³. Bu denge, Hakk'ın 'el-Adl' isminin tecellîsi olarak kâinatın bizzat bir denge üzerine kurulu olduğunu gösterir ve sâlikin her hâlinde Hakk'ın hükmünü idrâk etmesiyle gerçekleşir. Zâhir ve bâtın mîzânları birbirinden ayrılmaz; zira bâtın olmazsa zâhirin fiiliyatı meydana çıkmaz, zâhir olmazsa da bâtın bir işe yaramaz⁴.
Detaylı cevap
Mîzân kavramının zâhir-bâtın mertebeleri, tasavvufî idrâkte birbirini tamamlayan iki veçhedir.
Zâhirî Mîzân: Bu mertebe, öncelikle âhirette amellerin tartılacağı ilâhî terazi olarak anlaşılır¹. Kur'ân'da defaatle geçen mîzân kelimesi, Enbiyâ Sûresi 47. ayetteki "biz kıyamet günü adâlet terazilerini koyarız" ifadesiyle bu zâhirî tartıya işaret eder. Bu, kelâm ilminde âhiret hayatının altı temel sınamasından biri olarak kabul edilir ve hasenât ile seyyiâtın muvâzenesini içerir¹. Hz. Peygamber'in hadisleri de mîzânın hassâsiyetini gösterir¹. Sâlik için zâhirî mîzân, her amelinde kendisini Hakk'ın hükmüne çekme idrâkidir.
Bâtınî Mîzân: Bu mertebe, insanın iç âleminde, kalbinde kurduğu dengeyi ifade eder. Rahmân Sûresi 7-9. ayetlerdeki "göğü yükseltti ve mîzânı koydu... mîzânda taşkınlık etmeyin, mîzânı düşürmeyin" beyânı, kâinatın bizzat bir denge üzerine kurulu olduğunu ve bu dengenin Hakk'ın 'el-Adl' isminin tecellîsi olduğunu gösterir. Sâlik, seyrini tamamladığında bâtın ve zâhir, dünya ve âhiret, şeriat ve mârifet arasında dengeyi ve hukuku sağlamalıdır²·³. Bu dengeyi kuran kişi "Zülcenaheyn" (iki kanatlı) olup, ancak bu şekilde yükselebilir²·³. Bâtınî mîzân, kalbin Hak ile halk arasındaki dengesi olarak da tanımlanır. İnsan, zâhirî duyularıyla zâhir âlemini müşahede ederken, bâtınî duyularıyla da gayb âlemini idrâk eder⁵·⁶. Bu idrâk, bâtının müşahede edilemeyip bilindiği bir hâldir⁷·⁶.
Zâhir-Bâtın İlişkisi ve Mîzân: Zâhir ve bâtın, birbirine muhtaç iki veçhedir; bâtın olmazsa zâhir ortaya çıkamaz, zâhir olmazsa da bâtının fiiliyatı meydana çıkmaz⁴. Bu iki mertebe birbirinden ayrılamaz, çünkü insanın zâhiri ile bâtını aslında ayrı şeyler değildir⁴. Mîzân, akıl semâsının ikiye ayrılması ve teraziye yaklaşma olarak da ifade edilir⁸. İnsân-ı Kâmil'in elini tutanlar için zâhir-bâtın bilgi kapıları açılır ve bu kapılardan haberi olmayan şeytan aciz kalır⁹.
Kaynaklar
Cevap metnindeki ¹ ² ³ numaraları aşağıdaki kaynaklara karşılıktır — ilgili esere ve bölüme yönlendirir.
- 1Mîzân
- 2Mutaffifîn Sûresi, s. 20“3 - Üçüncü mizan, artık seyri tamamlamak için bir uyarıdır. Tartıyı adaletle tutun, doğrultun ve eksik yapmayın, deniliyor. Burada artık seyrini tamamlayan sali”Oku
- 3Er-Rahmân, s. 27“3 - Üçüncü mizan, artık seyri tamamlamak için bir uyarıdır. Tartıyı adaletle tutun, doğrultun ve eksik yapmayın, deniliyor. Burada artık seyrini tamamlayan sali”Oku
- 4Kelime-i Âdemiyye, Bölüm 244“Zahirin batına ihtiyacı var, batının da zahire ihtiyacı vardır. Batın olmazsa zahir ortaya çıkamayacak, zahir olmazsa batının fiiliyatı meydana çıkamayacaktır. ”Oku
- 5Saff Sûresi, s. 80“Yani zahiri ile zâhir âlemi müşahede eder, “Eşhedü enlâ ilâhe illallah” diyoruz. “Ben görüyorum ki” neyle? Zâhir duyuların ile zâhir âlemini, gaybi ile de gayb ”Oku
- 6Kelime-i Âdemiyye, Bölüm 203“Bizde de Zahir ismi var Batın ismi vardır. Zahirimizle bu şehadetimizi müşahede ediyoruz, Batınımızla da iç, gaybımızı idrak ediyoruz. Neden? Batınımız görünen ”Oku
- 7Saff Sûresi, s. 92“Bizde de Zahir ismi var Batın ismi vardır. Zahirimizle bu şehadetimizi müşahede ediyoruz, Batınımızla da iç, gaybımızı idrak ediyoruz. Neden? Batınımız görünen ”Oku
- 8İnşikâk Sûresi, s. 17“Bir olarak zâhirden batına ikram edilen Tekvir (Sıyrılmış) İnfitar Çatlamış ve soyulmuş Vahdet halindeki portakal dilimleri, Bâtındaki İkram tarafından Zâhir ve”Oku
- 9Bendeki Terzi Babam (Cilt 1), s. 9“Aynı zamanda sihirbazlar bu hayvanı şapkadan çıkarırlar. 26 sayında ki (2) zâhir-bâtın ve (6) altı yöndür (sağ, sol, ön, arka, yukarı, aşağı) sayı ters döndüğün”Oku
Dayandığı eserler
İlgili sorular
Bu cevap, adı geçen eserlerden derlenmiş yapay zekâ destekli bir özettir; dinî hüküm veya fetva değildir. İlim için kaynaklara başvurarak doğrulamanız tavsiye edilir.